İlköğretim, Ortaöğretim öğrencileri ve Öğretmenler için Astronomi kaynakları. Ödev, proje, döküman yardımı. İlgili bölümlerde okuyanların düşünceleri. Gökbilim eğitimi verilen yerler, ilgili kurslar. Astronomi kitapları, web siteleri, ödevler, yazılımlar, dosyalar, kaynaklar...
#8582
T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ
FEN FAKÜLTESİ ASTRONOMİ VE UZAY BİLİMLERİ
TAKIMYILDIZLARIN MİTOLOJİK ÖYKÜLERİ


Tezi Hazırlayan:
Yasemin ÖRS
Danışman: Prof. Dr. İ. Ethem DERMAN
Kaynak: http://derman.science.ankara.edu.tr/ogr ... l_mito.pdf
ANKARA-2001
I.ÖZET

Dünya'dan bakıldığında grup halinde görülen yıldızlar topluluğuna takımyıldız denir. Gruptaki yıldızlar birbirine sanal (düşsel) çizgilerle bağlanacak olursa, ortaya belirli şekiller çıkar. Eski astronomlar bu şekilleri efsanelerdeki belirli hayvanlara ve kahramanlara benzetmiş ve bunların tanrılarca gökyüzüne çıkarıldıklarına inanmışlardır. Takımyıldızların büyük bölümünü, eski Yunanlılar ve Romalılar adlandırmıştır, ama onlar da bu adları Babilliler'den almış olabilirler. Takımyıldızların oluşturduğu şekiller geceleri gökyüzünde incelenecek olursa, bu şekillerle gerçek nesneler arasındaki ilişkiyi fark etmek kolay olmayabilir.

Kuzey ve güney yarımküreler dahil bütün gökyüzündeki toplam takımyıldız sayısı 88'dir. Herhangi bir gecede gökyüzüne bakıldığında bunlardan 40 kadarı görüş alanımızdadır. Bu takımyıldızlarından bir bölümü, Güneş'in yıl boyunca hareket ediyormuş gibi göründüğü yol boyunca sıralanmış takımyıldızlar olup, Burçlar Kuşağı olarak adlandırılırlar. Bunların sayısı, Yılancı Burcu'nun Akrep burcuna dahil edilmesiyle 12 tanedir. Bu kuşaktaki takımyıldızlar Zodyak Takımyıldızları olarak da bilinirler. Zodyak takımyıldızlarının isimleri şunlardır: Aries (Koç), Taurus (Boğa), Gemini (İkizler), Cancer (Yengeç), Leo (Aslan), Virgo(Başak), Libra (Terazi), Scorpius (Akrep), Sagittarius (Yay), Capricornus (Oğlak), Aquarius (Kova), Pisces (Balıklar) dir.

En iyi tanınan takımyıldızlarından biri Ursa Major'un (Büyük Ayı) en parlak yedi yıldızının düzeni çok çeşitli cisimlere benzetilmiştir. Bu nedenle Ursa Major takımyıldızına bugüne kadar Saban, Araba, Yedi Öküzler ve Büyük Cezve gibi çeşitli adlar verilmiştir. Orion takımyıldızı genellikle bir avcı olarak çizilmiştir. Bu takımyıldızın üç parlak yıldızı avcının kuşağını oluşturur. Avcının iki köpeği vardır; büyük olanı Canis Major, küçük olanı ise Canis Minor'dur. Orion'un yakınlarındaki, burçlar kuşağı takımyıldızlarından Gemini yer alır. Gemini'deki (İkizler) en parlak iki yıldız, adlarını Yunan efsanesinde Zeus'un ölümsüzlük verdiği oğulları Kastor ve Polluks'tan almaktadır.

Burçlar kuşağının bir başka takımyıldızı, Herakles'in öldürdüğü Nemea aslanı olduğu varsayılan Leo'dur (Aslan). Draco (Ejderha) takımyıldızı da, adını Herakles'in bir başka kurbanı olan ejderhadan almaktadır. Orion'u öldüren akrep, Scorpius (Akrep) takımyıldızı olarak görünür. Perseus'un deniz canavarından kurtardığı karısı Andromeda ve onun annesi Cassiopeia ile babası Cepheus'un isimleri de takımyıldızlara verilmiştir. Yukarıda kısaca değinilen takımyıldızların öyküleri tez içinde ayrıntılı bir şekilde verilmiştir.

II.GİRİŞ

Mitos söylenen ya da duyulan sözdür; masal, öykü, efsane anlamına gelir. Loji ise, ilk anlamı söz olmakla birlikte bilim anlamına gelir. O halde mitoloji efsane bilimi anlamına gelmektedir. Mitos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üzerine anlatılan öyküler anlamına geldiği halde hiç bir zaman ilk çağda bir din kitabı haline gelmemiştir. Çünkü bu efsaneler, tek tanrılı dinlerde olduğu gibi inanç düzeyine yükselmemiştir. Sözlü ya da yazılı edebiyat ve sanat kollarının hepsinde durmadan konu edinilip işlenen ve işlendikçe değişen mitoslar ne kadar ozan, yazar, sanatçı varsa o kadar biçim almış ve bu nedenle hiç bir zaman belli bir dinin tek kitabı halinde toplanmamıştır. İlkçağ mitosu laiktir; din adamının değil, sanatçının uğraşıdır.

Tarihçi Herodotos'un verdiği bilgiye göre, tanrı soylarını bir bir anlatan, tanrılara isimlerini veren, niteliklerini tanımlayan ve öykülerini anlatan Homeros ile Hesiodos'dur. Mitosun edebiyat düzeyine yükselmesi bu iki büyük ozanla başlar, ama onlarla bitmez. Onların anlattıklarına ekler, katkılar yapılır; yüzyıllar geçip, edebiyat türleri çoğaldıkça, mitoslar da yeni anlatım ve yorumlarla zenginleşirler. Klasik çağda şiir ve tragedya konu zenginliğini mitosa borçludurlar.

Mitoloji deyince, başta Yunan-Roma mitolojisi diye bir kavram akla gelir. Oysa bir öykünün Yunanca ya da Latince yazılmış olması, o öyküyü ne Yunan'a, ne de Roma'ya maleder. Söz konusu Akdeniz mitolojisidir ve anavatanı Anadolu'dur.

Yunan ve Roma mitolojisi insan soyunun bin yıllar önce neler düşünmüş, neler duymuş olduğunu gösterir. Böylece, doğayla ilişkilerini son derece azaltan uygar insandan çıkarak, doğayla iç içe yaşayan insana varılabilir. Dünya gençtir, insanlar doğanın ortasında toprağa bağlıdırlar; günlerini ağaçların, denizlerin, tepelerin, çiçeklerin arasında geçirirler. Gerçekle gerçek dışı daha pek ayrılmamıştır.

Bugün elimizde bulunan öykülerin ilk ne zaman anlatıldıkları bilinmemektedir. Bu öyküler dilden dile dolaşmaya başladığında, Yunanlılar ilkel çağı çoktan geride bırakmışlardır. Yunanlılarla birlikte insanoğlu evrenin en önemli varlığı olmuştur. Daha önce insanoğluna pek aldıran yoktu. Yunanlının yarattığı tanrılar insan biçimindedir. Mısırlı, düş gücünün neler yaratabileceğini göstermek istercesine, tanrısını kedi başlı bir kadın olarak düşünmüştür. Taşlardan dev gibi yaratıklar ortaya çıkarmıştır. Mezopotamya tanrılarının da insanla ilgisi yoktu. Kuş başlı adamlar, boğa başlı aslanlar şeklindeydiler. Başka bir deyimle, yaratıcının yalnız kendi kafasında bulunan gerçek dışı varlıklardır. Eski Yunan'dan önce insanlar bu tanrılara taparlardı. Aradaki büyük değişikliği anlamak için, bir Zeus'un, bir Apollon'un heykelini göz önüne getirmek yeterlidir. İnsan biçimindeki ölümsüzler, aslında dünyaya akılcı bir düzen getiriyorlardı.

Yunanlılar Olympos dağındaki ölümsüzlerin neler yiyip içtiklerini, nasıl eğlendiklerini bilirlerdi. Aslında onlardan korkarlardı, ama Hera'nın kocası Zeus'u başkasıyla suçüstü yakalama öyküsüne de çok gülerlerdi. Tanrılarla insanlar arasında bir içtenlik sürüp giderdi. Yunan mitolojisinin yarattığı mucize; insancıl bir dünya ve herşeyi bilen, herşeyin üstündeki o bilinmeyen varlığın saldığı korkunun yok oluşudur.

Mitolojide büyünün yeri yoktur. Yunanlılardan hem önce, hem de sonra büyük önem taşımış olan yaşlı, çirkin büyücülere rastlanmaz. Babillerden beri süre gelen astroloji yerini astronomiye bırakmıştır; yıldızlar insanları etkilemez. Mitolojide, tanrılarla yakınlık kuran rahiplerden korkulmaz. Zeus'un yıldırımlarını fırlattığı olur, ama böylesi olaylar azdır. İlk Yunan mitologları, korku dünyasını, başarıyla bir güzellik dünyasına çevirmişlerdir.
Yunan mitolojisi daha çok tanrılarla, tanrıçalarla ilgili öykülerden oluşmuştur ama Yunanlıların kutsal kitabı olarak okunmamalıdır. Çağdaş mitoloji anlayışına göre, gerçek bir mitosun dinle hiç ilgisi olamaz, asıl ilgisi doğayla kurulmuştur. Bu masallar insanların, hayvanların, ağaçların, çiçeklerin, güneşin, ayın, yıldızların, fırtınaların, depremlerin nasıl olduğunu anlatır.

Yunan mitosları, uygarlığın beşiği olan Akdeniz kıyılarında ve Ege bölgesinde yaşayan insan topluluklarının sanatı, ahlak, din ve aile kurumları ve siyasal yaşamı üzerinde derin etkiler yapmıştır. Gerçekten bu mitoslarda eski Yunan inancı, düşüncesi, Yunan yaşama biçimi vardır. Başka ulusların mitolojilerinden alınan, ama çoğu Yunanlılar tarafından uydurulan ve dinlerin temelini oluşturan bu mitoslar artık sanat ve edebiyata aktarılmıştır.

Mitolojinin doğuşunun anlaşılması için, insanoğlunun çok eski zamanlardaki yaşamına bakmak gerekir. İlkel insan da, tanımak ve bilmek gereksinimi içindedir. Doğa olaylarının nedenlerini, nereden gelip, nereye gittiğini, yaşamın ne olduğunu, ölümün sırrını bilmek istemektedir. İlkel insan bunlara bir açıklama bulmaya çalışır. Her şey onun için şaşırtıcı ve korkutucudur. Doğa olaylarının akılcı bir açıklamasını yapamaz. Bu yüzden evreni doğa üstü yaratıklarla doldurmak gerekir. Bu doğa üstü varlıkların yaşayışını, davranışlarını ve karakterlerini insanlarınkine benzetir. Fakat bunların insanlarla eş olmayan güçleri, yetenekleri, erdemleri ve kötülükleri olmalıdır. Bu tanrılar ortaya çıkarıldıktan sonra, bunlar hakkında çeşitli masallar uyduruldu ve mitoloji doğmuş oldu.

Yunanlılar bütün bu masalları kendileri uydurmamışlardır. İlişki kurdukları uluslardan, Mısırlılardan, Asurlardan, Fenikelilerden almışlardır. Onları kendi inançlarına katarak masallarla süslediler. Bu masallar bir kez doğunca, olduğu gibi kalmayıp, kuşaktan kuşağa geçerek büyüyüp çoğalmıştır. Daha sonra bu masallar yazıya dökülür. Ozanların, tragedya yazarlarının ve filozofların çabalarıyla güzelleştirilir.

Mitosun bunca yüzyılı aşıp, tek tanrılı dinlerin yasaklarından sıyrılıp günümüze kadar gelebilmesinin nedeni, insanları düşündüren, duygulandıran birçok şeyin bu efsanelerde olduğundan daha açık, daha güzel, daha yüce olarak söylenmemesidir. Çünkü Yunan efsanesi zenginliğini; doğa ve insanlar, kültür ve sanat, bu dünya ve öteki dünya yani en geçici ve en kalıcı şeylerden almaktadır. Yunan tanrılarının her biri bir karakter, canlı birer yaratıktır. Yunan efsanelerinin her birinde insan ruhu üzerinde derin bir bilgi göze çarpar. Mitos, kendine özgü bir dille konuşur ve insanların düşündüğü, inandığı, yarattığı her şeyi söylemektedir. Mitolojinin verileri yüzyıllarca yaşamış ve her sanat alanına konu olup işlenmiştir. Müzikten heykele, resimden edebiyata kadar her dalda mitolojik konulara rastlamak mümkündür.

IV.SONUÇ

Gökyüzü ilk çağlardan günümüze kadar tüm insanların ilgi odağı olmuştur. İlkel insanlar, gökyüzünü korku ve beklentilerinin kaynağı olarak görmüş, yıldızların ortaya çıkışlarına göre geleceğini belirlemeye çalışmışlardır. Gökyüzünü, kendi kültürlerindeki tanrılar ve kahramanlarla donatmışlardır. Geçmişte, yaşamın ve ölümün anlamını ifade etmek için kullanılan bu isimlendirmeler, günümüzde hoş ve ilgi çekici masallardır. Mitolojik öykülerdeki bağlantılar sayesinde, takımyıldızların gökyüzündeki yerlerini belirlerken, aynı zamanda çevrelerindeki komşu takımyıldızlar hakkında da bilgi sahibi olmak mümkün olabilir.

Gökyüzünde Hercules (Herkül) takımyıldızı, bir ayağı Draco’da (Ejderha) olan diz çökmüş bir adam olarak betimlenmiştir. Serpens (Yılan) takımyıldızı, Ophiuchus’un (Yılancı) kolları arasında bedenini sarmış gibi görünür. Scorpius (Akrep) ile Orion iki azılı düşman gökyüzünde birbilerine zıt yerlerde bulunurlar. Bu iki takımyıldızı birbirini kovalar gibi görünmektedir. Cepheus (Sefe) ve ailesi kutup yıldızı civarında birbirlerine yakın konumlarda bulunurlar. Bir anne ve oğlunu temsil eden Ursa Major (Büyük Ayı) ve Ursa Minor (Küçük Ayı) takımyıldızları, Zeus tarafından hiç batmayacak şekilde gökyüzüne koyulmuşlardır.

Bu çalışmada, kuzey yarımküreye ilişkin mitolojik öyküleri olan takımyıldızların masallarının yanı sıra, takımyıldızların temsili resimleri ve bugünkü gök haritalarına da yer verilmiştir.

V.KAYNAKÇA
  1. Aiskhylos, H. 1964. Agamemnon. MEB Yayınları, 69, 5, 8, 16, İstanbul.
  2. Ana Britannica. 1992. “Andromeda, Virgo, Aries, Aquarius, Cygnus, Pegasus, Perseus”. Ana Yayıncılık, 2, 3, 13, 14, 17, 74, 140, 401, 418, 486,538, 560, İstanbul.
  3. Can, Ş. 1997. Klasik Yunan Mitolojisi. İnkılap Yayınevi, İstanbul.
  4. Cömert, B. 1999. Mitoloji ve İkonografi. Ayraç Yayınevi, Ankara.
  5. Erhat, A. 1989. mitoloji Sözlüğü. Remzi Kitabevi, İstanbul.
  6. Euripides, J. 1964. Helene. MEB Yayınları, İstanbul.
  7. Gayley, C. 1939. The Classic Myths.Xerox College Publishing, Massachusetts.
  8. Halikarnas, B. 1989. Hey Koca Yurt. Bilgi Yayınları, 23, 24, 25, 252, Ankara.
  9. Hamilton, E. 1997.Mitologya. Varlık Yayınları, İstanbul.
  10. Hölderlin, F. 1965. Hyperion. MEB Yayınları, 42, 71, İstanbul
  11. Özel, M.E ve Saygaç, T. 1997. Gökyüzünü Tanıyalım. TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, 5, 47, Ankara
  12. Walther, K. 1976. Antik Felsefe Metinler ve Açıklamalar. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, 10, İstanbul.
  13. http://www.astro.wisc.edu/~dolan/conste ... tions.html
  14. http://www.astronomical.org/pasmenu.htm
  15. http://www.dibonsmith.com/stars.htm
  16. http://einstein.stcloudstate.edu/Dome/constellns
  17. http://www.emufarm.org/~cmbell/myth.html
  18. http://library.thinkquest.org
  19. http://www.7.ewebcity.com/myth/mitolojik.htm
Kullanıcı avatarı
gönderen Salih Dinçer
#8598
1. ARİES (KOÇ)
Resim
Resim 1-1: Aries takımyıldızının gökyüzündeki görüntüsü


Koç takımyıldızı, Yunan mitolojisinde geçen "Jason ve Altın Post Peşinde" adlı ünlü bir hikaye ile bağlantılıdır. Hikaye parçalanmış bir ailenin mutsuz çocukları ile başlar.

Phrixus ve kız kardeşi Helle, Boeotia kralı Athamas ve eşi Nephele'nin çocuklarıdır.
Bulutu simgeleyen varlık olarak Nephele'nin adı, İksion masalında adı geçer. İksion, Zeus'un karısı Hera'ya aşıktır. Muradına ermemesi için Zeus, Hera biçiminde bir bulut yaratır. Ve İksion'un onunla birleşmesini sağlar. Bu bulut kadın ( Nephele )

Kentaur'ların (bkz. Sagittarius) anası olur. Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutlar birer kadın olarak simgelenmiştir. Oyunda Sokrates ve diğer filozoflarla alay eder. Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden etkilenmiştir.

Ne var ki bu aile kraliçenin ölümüyle sarsılır. Daha sonra kral Athamas, Thebe kralı Cadmus'un kızı Ino ile ikinci evliliğini yapar.( Bazı kaynaklarda Nephele ölmemiştir. Athamas, Nephele'yi Ino ile aldatmıştır). Ancak Ino çocuklara tahammül edemez ve onlara bir tuzak kurar.

Önce Boeotia tarlalarına zararlı bir madde dökerek ürünlerin zarar görmesini sağlar. Kral ürünlerin zarar görmesinin nedenini ve ürünlerin nasıl kurtulacağını tanrılara sordurmak üzere baş danışmanlarını Delphi'ye yollar. Bu arada kraliçe Ino danışmanlara rüşvet vererek ‘çocukların kurban edilmesi' yanıtını krala götürmesini sağlar. Kral çocukları kurban etme konusunda tereddüde düşer. Ama Ino burada tekrar devreye girer ve yerel rahiplere de rüşvet verir. Tüm rahipler çocukların kurban edilmesi konusunda ısrar etmeye başlar.

Kral çocuklarını kurban etmek için yakınlarda bulunan bir dağa götürür. Bu arada olan biten her şeyi öz anneleri Nephele cennetten seyretmektedir. Tanrılardan (Bazı hikayelerde bu tanrının Hermes olduğu anlatılmaktadır) çocuklarını koruması için altın bir post yollamalarını diler. Kral tam çocuklarını kurban etmeye hazırlanırken "Altın Postlu Koç" (Aries) çocukları almaya gelir. Çocuklar koçun sırtına binerler. Koç onları uçarak Asya'ya doğru götürür. Ne yazık ki bugünkü Çanakkale boğazı üzerinde küçük Helle dengesini kaybedip, koçun üzerinden aşağı düşer. Bu yüzden, Yunan mitolojisinde Çanakkale boğazına ‘Hellespont' denir. Bazı hikayelerde Helle boğaza düştükten sonra, deniz tanrısı Poseidon tarafından kurtarıldığı, Poseidon'un Helle'yi sevdiği ve onunla birleşerek üç çocuk annesi yaptığı anlatılır.

Phrixus, herşeye rağmen yoluna devam eder. Koç onu Caucausus dağlarında Colchis (Kuzeydoğu Karadeniz bölgesi, Gürcistan) denen yere bırakır. Phrixus minnettarlığını göstermek için koçu Zeus'a kurban eder. Koçun altın postunu kutsal meşe ağacına asar. Altın Post, ağacı saran ve hiç uyumayan dev bir yılan tarafından (Serpent) korunur. Bu nedenle Zeus Koç'u gökyüzüne çıkarmıştır. Öykü aşağıdaki şekilde devam etmektedir.
Zeus'a kurban edilen koçun postunun, Phriuxus tarafından Colchis kralı Aietes'e verildiği de rivayet edilir. Kral Aietes bu eşsiz postu savaş tanrısı Ares'e adanan bir korulukta saklar.

Hikayenin bu kısmında kendilerine ‘Argonaunt'lar' diyen ve altın postu arayan bir grup cesur, güçlü denizci ile liderleri Jason (İason) devreye girer. Çağının en büyük destansal masallarından biri olan Argonaunt'lar masalını bize tüm olarak Rodos'lu Apollonios anlatır. İ.Ö.3. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mitos yazarıdır.

Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz'in Colchis (Gürcistan) ülkesinde Altın Postu aramaya giden kahramanlar için yapılmış ellibeş kürekli bir gemiymiş. Gemi, Argos denilen bir usta tarafından yapılmış. Mitos yazarlarının sefere katılanlar üzerine verdikleri listeler birbirini tutmamaktadır. Ama katıldığı konusunda görüş birliği sağlanabilen en ünlü kahramanlar; Jason, gemici ustası Argos, ozan Orpheus, Dioskur'lar (bkz. Gemini) Kastor ve Polluks, Herakles, Boreas'ın oğulları Kalais'le Zetes‘tir.

Seferin nedeni ilginçtir. İolkos kralı Aison tahtını üvey kardeşi Pelias'a kaptırır. Aison'un oğlu Jason delikanlılık çağına gelince Pelias'ın karşısına çıkıp tahtı geri ister. Pelias ondan kurtulmak için önce Colchis'e gidip, Phrixus'un orada bıraktığı altın postu getirmesini buyurur. Jason bu sefere çıkmak zorunda kalır. Yunanistan'da ne kadar gözü pek, atılgan, yiğit varsa hepsini toplar. Zeus'un kızı bilge tanrıça Athena'nın yardımıyla büyük usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan sonra, yola çıkarlar.

Yolculuk sırasında meydana gelen (konu bütünlüğü açısından burada ayrıntıya girilmesi uygun değildir) birçok olaydan sonra Argonaunt'lar, altın postu geri istemek için kral Aietes'in karşısına çıkarlar. O sırada kralın kızı Medeia, Jason'u görür. Delicesine bir aşkla ona tutulur. Güçlü bir büyücü olan Medeia bundan böyle Argonaunt'ların ve Jason'un bütün işlerini eline alır. Kral Aietes görünüşte altın postu vermeye razıdır. Ama önce Jason'un bir ejderi öldürmesini, ateş püsküren tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşmasını ister. İstekleri bu kadarla kalmaz. Boyunduruğa koştuğu iki boğa ile ejderin dişlerini toprağa dikmesini de şart koşar. Jason ister istemez bu koşulları kabul eder. Büyücü prenses Medeia, Jason'a kendisini eş olarak alması halinde yardımcı olacağını söyler. Sonra yiğit Jason'a büyülü bir merhem hazırlar. Ve "-Bu merhemi süren bedene silah işlemez, gün boyunca ne yaralanır ne de ölür. Ejderha'nın dişlerini toprağa ektikten sonra topraktan silahlı adamlar çıkacak, bu adamların aralarına bir taş attığı takdirde kendi aralarında kavgaya tutuşacaklar ve birbirlerini öldüreceklerdir" şeklinde tavsiyede bulunur. Herşey Medeia'nın dediği gibi olur. Jason boğaları boyunduruğa sokmayı, ejderin dişlerini tarlaya ekip, topraktan çıkan silahlı adamları birbirlerine öldürtmeyi başarır.

Ne var ki Aietes, yine de altın postu vermeye razı olmaz. Argo gemisini yakmaya ve Argonaunt'ları öldürmeye kalkışır. Ama Jason'a aşık olan Medeia hızlı davranıp, Jason'la elele vererek altın postu Serpenten çalmayı başarır. Ve Argo gemisiyle yola çıkarlar. Medeia babasının kendilerine yetişememesi için korkunç bir plan yapmıştır; yanına aldığı küçük kardeşi Apsyrtos'u kesti ve parçalarını yol boyunca serperek uzaklaştılar. Arkalarından gelen Aietes'le adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamakla vakit kaybettiler, bu yüzden Argonaunt'lara yetişemediler.

Jason ve Argonaunt'lar, altın postu amcası Pelias'a vermek üzere İolkos'a dönerler. Babası Asion'un öldüğü haberini alan Jason, amcası Pelias'ın da tahtı geri vermeye hiç yanaşmadığını görür. Burada Medeia'nın tüyler ürpertici bir oyunu yer almaktadır. Pelias'ın kızlarıyla arkadaşlık kuran büyücü Medeia, ihtiyarlamakta olan babalarını gençleştirmenin çaresini kendilerine öğreteceğini söyler. Ve örnek olması bakımından yaşlı bir koçu alıp keser. Kestiği koçu büyülü otlarla kaynayan bir kazana atıp, körpe bir kuzu çıktığını gösterir. Pelias'ın kızları büyücü Medeia'ya inanarak babalarını öldürüp kazana atarlar. Pelias'ın dirilmediğini görünce çılgına dönerler ve yurtlarından sürülürler.

Jason ve Medeia bu suçu işledikten sonra Pelias'ın oğlu tarafından İolkos'tan kovulurlar.
Resim
Resim 1-2: Aries takımyıldızının temsili resmi
2. TAURUS (BOĞA)
Resim
Resim 2-1: Taurus takımyıldızının gökyüzündeki görüntüsü


Taurus takımyıldızının öyküsü Suriye'li genç ve güzel bir kız olan Europa ile boğa arasında geçmektedir. Europe'nin parlak teni ve göz alıcı bakışları dillere destan olmuştur. Gezmeyi, eğlenmeyi seven Europe sabahları erken kalkar ve hemen arkadaşlarını çağırırdı. Birlikte güllerin açıldığı, suların tatlı şırıltılar çıkararak aktığı bahçelere giderlerdi. Europa ve arkadaşları deniz kenarında bulunan bahçelerde çiçek toplarken, Zeus Europa'yı görür. Europa'nın parlak beyazlığı ve güzel gözleri Olympos'un baş tanrısının çok hoşuna gider. Zeus hem karısı Hera'ya farkettirmemek hem de arzu ettiği utangaç Europa'yı ürkütmemek için bir boğa şekline girer. Kızların çiçek topladıkları bahçenin etrafında dolaşmaya başlar. Europa bu beyaz muhteşem hayvanı görür. Boğa için çiçeklerden bir taç yapar ve boğanın boynuzlarının çevresine takar. Bu uysal görünüşlü hayvanın üzerine biner, boğa aniden suya doğru ilerlemeye ve Girit'e doğru prensesi taşımaya başlar. Girit adasına vardığında, Zeus kıymetli yükünü bir çınarın gölgesine yerleştirir. Zeus tanrı şeklini alarak kendisini Europa'ya tanıtır. Europa, Zeus'un kolları arasında uyur ve bütün dünya krallarının ilki ve en iyisi olan Girit kralı Minos bu sevgiden doğar. Bu mutlu birleşmenin yapıldığı yere gölge saldığı için o günden beri çınar ağacı yapraklarını hiç dökmez.

Ayrıca boğa, Zeus'un yaptığı pek çok aşk kaçamaklarından biri ile de ilgilidir. Burada boğa, Argos kralı İnachus'un kızı İo'yu temsil etmektedir. Zeus İo'ya aşık olduğundan eşi tanrıça Hera, Zeus'un bu ihanetinin bedelini genç kıza ödetmiş ve onu beyaz bir boğaya çevirmiştir.

Başka bir masala göre ise Hyades, bir Titan olan Atlas ile Trezene kralının kızı Aethra'nın kızlarıdır. Yunanlılar, evreni tanrıların yarattığına inanmazlardı. Onlara göre evren, tanrıları yaratmıştı. Tanrılardan önce yer ve gök vardı. Titanlar onların çocukları, tanrılar da torunlarıydı. Yaşlı tanrılar diye anılan Titanlar, çağlar boyu evreni ellerinde tutmuşlardır. Kronos oğlu Zeus, kendisini tahttan indirinceye kadar Titanları yönetmiştir. Hyades'in kendisinden büyük bir erkek kardeşi vardır ve onun adı da Hyas'tır. Hyas cesur ve usta bir avcıdır ama birgün bir aslan tarafından öldürülmüştür. Kardeşini çok seven Hyades onun ölümünden çok etkilenmiştir. Hyades'in dinmek bilmeyen acılarını gören tanrılar, bu kardeşlere merhamet ederek onları gökyüzüne yıldızlar arasına yerleştirirler.

Resim
Resim 2-2: Taurus takımyıldızının temsili resmi
3. GEMİNİ (İKİZLER)
Resim
Resim 3-1: Gemini takımyıldızının gökyüzündeki görüntüsü


"DİOSKUROİ" Zeus'un Delikanlıları anlamına gelir. Bu isim Leda'nın oğulları Kastor ve Pollydueskes'e (veya Polluks) verilen addır.

Olympos'un Ulu Tanrısı Zeus bir gece Taygetes dağının vahşi tepesine iner. Gece çok karanlıktır. Yüksek dağın sessizliğini bozacak hiçbir gürültü yoktur. Zeus neden tanrıların dağını terk edip, yeryüzüne inmişti? Elbette bunun bir nedeni olacaktı! O gönül verdiği güzel bir kızı elde etmek için, yakışıklı bir kuğu olup, yeryüzüne inmiştir. Gerçekte o Olympos'u terkettiği gece, Aetolia kralının kızı Leda, ölü bir kraliçe gibi uyuyormuş. İlahi kuğu kanatlarını birbirine çarparak etrafına güzel kokular yaydığında, Leda birden bire sıçrayarak uyanır. Yanında parlak beyaz tüyleri olan bu ilahi kuş, uzun boynuyla yüzünü okşamaktaymış.

Kuğu kuşu ona "hiç birşeyden korkma" der. "Ben aydınlıklar tanrısıyım, istiyorum ki sen, biri diğerinin benzeri olacak iki meşhur çocuğun anası olasın. Onlar ay ve güneş gibi birbirlerini takip ederek yaşayacaklar. Birinin adı Kastor, diğerininki Polluks olacak. Onlar ölüm acısını hafifleterek insanlara iyilik edecekler. Acı içinde çırpınan ve can vermek üzere olan gemicilerin yardımına koşan tanrılar olacaklar. Gerçekten kudurmuş fırtınalar, denizin üzerine atıldıkları ve gemicilerin şaşırmış halde gemilerinin başında onlara yalvararak, onlardan yardım istedikleri zaman; hızlı kanat çırpışlarıyla gökleri yararak, senin iki oğlun bulutların içinde görünecekler. Zincirlerinden boşlanmış, azgın rüzgarların soluklarını kesecekler, dalgaların gürültülerini azaltacaklar. Gemiyi sapa sağlam limana ulaştıracaklar" diye fısıldar.

Kainatın sahibi ve buyrukçusu işte böyle buyurur. Dokuz ay sonra Leda, ormanların içinde bir yumurta yumurtladı. Yumurtadan birbirine tamamen benzeyen iki çocuk çıktı. Onlar yumurtadan çıkar çıkmaz, parlak bir yıldız başlarından aşağı nur döker. Sonra ikisi de aynı ata binerek ve ellerinde mızraklarla dörtnala uzaklaşırlar.

Dioskur'ların annesi Leda'nın babası üstüne yazılan kaynaklar birbirini tutmaz. Genellikle Aitolia (Yunanistan'da bir bölge, Akheloos) Kralı Thestios'un kızı olarak kabul edilir.

Lakedaimon'dan (Yunanistan'daki Sparta şehri) kovulan Tyndareos, Aitolia'ya sığınınca Thestios ona kızı Leda'yı verir.Tyndareos, Herakles'in yardımıyla daha önce kovulduğu Lakedaimon (Sparta) tahtını ele geçirir ve Leda ile oraya yerleşir.

Leda'nın aslında dört çocuğu vardır. Tanrı Zeus'tan olan Kastor ve Polluks; kocası Tyndareos'tan olan Helene ve Klytaimestra'dır. Leda'nın çocuklarının kimden olduğuna dair çok farklı masallar vardır. Bir başka masalda, Kastor ve Helene'nin Zeus'un çocukları olduğu söylenir.

Başka bir masala göre, tanrısal yumurtayı yumurtlayan Leda değil, öç tanrısı Nemesis'tir. Zeus güzel gözlü Nemesis'e tutkundur. Ama öc tanrıçası Nemesis onu istemez. Tanrıların tanrısı Zeus'tan kurtulmak için şekilden şekile girmektedir.Taygetes dağlarındaki sazlıkta kaz şeklinde uyumaktayken tanrı Zeus ona kuğu kuşu şeklinde yanaşır. Nemesis'in yumurtladığı yumurtayı çobanlar bulup Leda'ya getirirler. Leda yumurtayı saklar. Bu yumurtadan yalnız Helene doğmuştur. Helene çok güzel kız olduğundan Leda, onu diğer çocuklarıyla birlikte kendi kızıymış gibi büyütmüştür.

Kastor ve Polluks birbirinden hiç ayrılmayan, anaları bir, babaları farklı kardeştirler. Troya savaşı öncesinde, Jason (İason) zamanında yaşamışlardır. Jason önderliğinde çıkılan Altın Post macerasına Argonaunt'larla katıldılar. (bkz.Aires)

Daha sonra Sparta kraliçesi de olacak güzel Helene'nin Paris tarafından kaçırılması Troya savaşını başlatacaktır. Kastor, iri yapılı bir yarı at, yarı insandır. Aynı zamanda iyi bir dövüşçüdür.Öğrencilerinden biri de Herakles'tir. İkizler (Kastor ve Polluks) zamanlarını, yunan tanrılarının yapmaya alışkın oldukları gibi sığır Daha sonra Sparta kraliçesi de olacak güzel Helene'nin Paris tarafından kaçırılması Troya savaşını başlatacaktır. ağıllarını basarak, genç kadınları kaçırarak geçirirlerdi. Sığır ağıllarını bastıkları bir İkizler (Kastor ve Polluks) zamanlarını yunan tanrılarının yapmaya alışkın oldukları gibi sığır ağıllarını basarak, genç kadınları kaçırarak geçirirlerdi. gün kuzenlerinden İdas ve Kastor arasında tartışma çıkar. Bir sığır sürüsünün paylaşılması konusunda çıkan tartışmada İdas hileyle tüm sürüyü almak ister. Tartışmada İdas Kastor'u (ölümlü) öldürür. Kardeşinin ölümüne çok üzülen Polluks, babası Zeus'a kendisini de öldürmesi için yalvarır. Zeus Polluks'a acıyarak ömrünün yarısını Kastor'a verir. İki kardeş bu olaydan sonra hiç ayrılmazlar. Birgün Hades'te (yer altı dünyası), birgün Olympos'ta otururlar. Dioskurlar'ın (ikizler) , deniz tanrısı Poseidon'un buyruğu altında, tehlikede olan gemilerin ve gemicilerin yardımına koştuğuna inanılır.

Resim
Resim 3-2: Gemini takımyıldızının temsili resmi
4. CANCER (YENGEÇ)
Resim
Resim 4-1: Cancer takımyıldızının gökyüzündeki görüntüsü


Cancer burçlar kuşağındaki bir takımyıldızdır. Diğer takımyıldızlar gibi mitolojik öyküsü kesin olarak belli değildir. Bununla birlikte genel olarak kabul gören öyküye göre Cancer, Herkül'ü (Herakles) taciz eden bir yengeçtir.

Herkül tanrılar tanrısı Zeus'un oğludur. Ama gerçek annesi, Zeus'un eşi tanrıça Hera değil, bir ölümlü olan Alkmene'dir. Alkmene ile aldatılan tanrıça Hera, Herkül'den nefret ediyormuş.

Herkül kral Eurystheus'a hizmet ederken, çok başlı bir yılan olan Hydra'yı (Su yılanı) öldürmekle görevlendirilir.(bkz.Herkül)

Eurystheus, Argos kralı Stenelos'un oğlu ve Perseus'un torunudur. Zeus Herkül'ü doğurması için Alkmene'yi hamile bıraktığında, Perseus'un ilk torununun krallık sahibi olacağını söyler. Perseus'un doğacak ilk torununun Herkül olacağını bilen Hera olaya el koyarak, Herkül'den sonra doğması gereken Perseus'un torunlarından Eurystheus'un zamanından önce doğmasını sağlar. Hera'nın sayesinde, Herkül'den önce doğan Eurystheus krallığı alır.

(Ekhidna ve Typhon'un kızı) Hydra, Herkül'den öç almak üzere Hera tarafından yetiştirilmiştir. Hydra tüm yaratıkları titretecek kadar korkunç bir bataklık canavarıydı. Kerberos, Khimaira, Phiks gibi canavarların kızkardeşidir.

Hesiodos, Hydra'nın annesi Ekhidna'dan uzun uzun söz eder. Bu korkunç yaratığın annesi Kallirhoe ve babası Khrysaar olup her ikisi de Pantos ile Gaia'nın soyundandır. Hesaidos bu konudan şöyle söz eder;
"Kallirhoe yenilmez bir ejderha daha yarattı,
ne ölümlülere ne de ölümsüzlere benzeyen .
Bir mağarada doğdu bu azgın kalpli Ekhidna
Bedeninin yarısı güzel, alımlı bir genç kızdı onun,
Al yanaklı gözleri alev alev, bedenin diğer yarısı ise korkunç (acımasız) bir yılan"

Ekhidna'nın saklandığı mağara efsanelere göre Arima (Anadolu) dağları denen Kilikia'da (orta ve doğu Akdeniz Bölgesi) bulunmaktadır. Hydra'nın babası Typhon da (İlyada'da ki adıyla Typheus) bir devdir. Khrysaar ve Kallirhoe'nin oğludur. Yanardağ tanrısı olarak da bilinir. Hesiodos, Theogania adlı eserinde Typhon'dan şöyle söz eder;
"Zor işler için yaratılmıştır kolları,
ayakları yorulmak bilmez bu tanrının
Korkunç kara dillerini çıkarmış,
gözlerinden ateş saçan yüz yılan başı yükselir omuzlarında"

Zeus bu azmanı (Typhon) yok etmek ister. Savaşları çok ilginç olmuştur. Zeus menekşe rengi suları yakar, kavurur, gök gürültüsü ve şimşekler gönderir. (Ejderha) Typhon'un alevleri gökyüzüne ulaşır. Yer gök titrer, denizler kaynar. Ölüler ülkesi tanrısı Hades bile ürperir. Zeus var gücüyle şimşekleriyle, yıldırımlarıyla öfke içinde Olympos'a (bugünkü adı Etna olan tanrıların dağı) çıkar. Tüm gücüyle Typhon'u yıldırımlara boğar, canavarın tüm başları alev alev yanmaya başlar. Kolu, kanadı kırılır. Yere yıkılır, yer inim inim inler. Yıldırım yiyen devden bir alev fışkırır ve Etna dağının dibine düşer.
Böylesine korkunç iki devin (Typhon ve Ekhidna) çiftleşmesinden yer altında ve yeryüzünde ne kadar korkunç köpek ve canavar varsa ürediği rivayet edilir.Bunların içinde;
- Geryon' un köpeği olarak anılan; Orthos
- Hades (Yeraltı Ölüler Ülkesi) in bekçisi; Kerberos
- Bataklıklar canavarı; Hydra
- Ağzı ateş saçan; Khimaira'yı sayabiliriz.

Böyle ana babaya sahip bir yaratık olan bataklıklar canavarı Hydra, Hera tarafından Herkül'e duyduğu düşmanlık nedeniyle, öç almak için kullanılır. Bataklıklar canavarı Hydra ve güçlüler güçlüsü Herkül savaşırlarken Hera, Yengeç'i Herkül'ün ayağını ısırması için gönderir. Yengeç bu görevi başarıyla yerine getiremez. Herkül'ün dikkatini dağıtamaz. Herkül ayağının altındaki yengeci ezerek öldürür. Cancer (Yengeç) bu vefakar davranışından dolayı Hera tarfından ödüllendirilip gökyüzüne alınır.

Cancer takımyıldızı, Gemini (İkizler) ve Leo (Aslan) takımyıldızları arasında yer alır.

Resim
Resim 4-2: Cancer takımyıldızının temsili resmi
5. LEO (ASLAN)
Resim
Resim 5-1: Leo takımyıldızının gökyüzündeki görüntüsü


Herkül'ün görevlerinden biri de Nemea Aslanını öldürüp, derisini kral Eurystheos'a götürmektir. (bkz. Herkül) Bu aslan, Yunanistan'nın Nemea bölgesinde dehşet salan, korkunç bir hayvandır.

Herkül, bu korkunç aslanla karşılaştığında, bütün oklarını hayvana fırlatır. Hayvanın derisi o kadar sertmiş ki, oklar parçalanıyor ama hayvana hiçbir şey olmuyormuş. Oklarının işe yaramamasına sinirlenen Herkül, eline topuzunu alıp, naralar atarak aslanı takip etmeye başlar. Aslan bu gözü pek kahramandan korkarak iki kapısı olan bir mağaraya sığınır. Durumu anlayan Herkül, mağaranın bir kapısını kayalarla tıkayıp, diğerinden içeri girer. Aslan onu görünce yelelerini kabartarak üzerine atlar. Herkül elindeki topuzu aslanın kafasına vurur. Vuruşun şiddetinden topuz kırılır ama aslan yalnızca sersemler.

Sonra boğuşmaya başlarlar. Herkül, aslanı boğmayı başarır. Derisini yüzer ve hiçbir okun delemediği bu deriyi giyer ve zırh olarak kullanır.

Aslan eski çağlarda gücün sembolüydü. M.Ö. 3000'li yıllara ait heykellerde, krallar, yanlarında şaha kalkmış bir aslanla betimlenirmiş. Bu çağlarda, önceki kutsal sembol olan Boğa yerine Aslan kullanılmaya başlanır.

Resim
Resim 5-2: Leo takımyıldızının temsili resmi
6. VİRGO (BAŞAK) - BOÖTES (ÇOBAN) - CANİS MİNOR (KÜÇÜK KÖPEK)
Resim
Resim 6-1: Virgo takımyıldızının gökyüzündeki görüntüsü


Virgo, Boötes ve Canis Minör takımyıldızlarının masalları bir arada anlatılacaktır. Canis Minör ve Boötes mitolojik masallarına, ana karakter Virgo'nun masalı içinde yer verilecektir.

Virgo yaygın olarak adalet tanrıçası Justa (Justitia) olarak bilinir. Demeter ve İcarius'un, yer altı tanrısı Hades tarafından kaçırılan kızı Persephone olarak tasvir edilir.

Persephone'nin annesi Homeros destanlarında "güzel saçlı kraliçe, güzel örgülü kraliçe" diye anılan toprak ve bereket tanrısı Demeter (Ceres) ‘dir. Adını "Ge-meter" toprak ana olarak açıklayanlar da vardır. Hesiodos'a göre Kronos'la Rheia'nın kızıdır. Demeter ekinlerin ve özellikle buğdayı simgeler.

Demeter efsanelerde kızı Persephone'den ayrılmaz. Kimi zaman "Kore" (genç kız) adıyla anılan Persephone ve annesine "iki tanrıça" denir.

Masala göre Persephone bir gün oyun arkadaşlarıyla (Okeanos'un kızları) birlikte çayırda çiçek toplarken birden bire yer yarılmış, yer altı tanrısı Hades şarıyla (bir çift atın çektiği, bir çeşit araba) dışarı çıkmış. Persephone'yi kaptığı gibi ortalıktan kaybolmuş. Ümitsizlikten ne yapacağını bilemeyen Demeter, kızını bulabilmek için tüm yeryüzünü dolaşır. Herşeyi gören tanrı Helios (Güneş tanrısı; genç, güzel, kuvvetli ve sarı saçlı bir delikanlı olarak tasvir edilir) Kore'nin yerini söylemiş. Bunun üzerine Demeter Olympos'tan kaçmış, yüreği sızlayarak ıssız bir yere çekilmiş. Demeter'in küsmesiyle toprağın bereketi kalmamış, ekinler bitmez, buğday başakları büyümez olmuş. İnsanlar kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlar. Zeus, Demeter ve Hades'in arasını düzeltmeye çalışmış fakat başarılı olamamıştır. Bu arada Hades, Kore'ye büyülü nar yedirmiş. Büyülü narı yiyen Persephone yeraltı tanrısına bağlanmış, Zeus'un tüm çağrılarına rağmen yeraltı ülkesinde kalmaya devam etmiş. Tüm çabalarının boşa gittiğini gören Zeus bu işi bir kurala bağlamayı kafasına koymuş. Zeus Persephone'nin yılın üçte ikisini yani buğday başaklarının çiçek açma ve ürün verme zamanını yer üstünde annesi Demeter'in yanında, kalan üçte birini yani kışı Hades'in yanında yeraltında geçireceğini söyler. Böylelikle toprağa yeniden bereket gelir.

Resim
Resim 6-2: Boötes takımyıldızının gökyüzündeki görüntüsü


Ozan Hoseidos Thegonia adlı eserinde, Persephone hakkında şunları söyler:
Demeter'in de yatağına girdi Zeus
Canlıları doyuran, tarlalar tanrıçasının.
Ak kollu Persephone'yi doğurdu Demeter.
Yer altı tanrısı Hades kaçırdı onu annesinin koynundan
Ve bilge Zeus bağışladı kızını ona......

Hoseidos, Persephone'nin Zeus'un kızı olduğunu söylemektedir. Başka bir masala göre Virgo, İcarios ve Demeter'in kızı Erigone adıyla anılır.

Bir seyahat sırasında şarap tanrısı Dionysos, İcarios'un evine gelip misafir olur. Onu çok iyi ağırlarlar. Dionysos gitmeden önce kendisine gösterilen misafirperverliğe karşılık ev sahibi İcarios'a üzüm yetiştirmenin usulünü, bağcılığı ve şarap yapmayı öğretir. Bağ bozumu gelince İcarios, bu esrarlı içkiden diğer insanların da yararlanmasını ister. Şarap dolu tulumlarla köyleri, kırları dolaşır. Rastladığı bütün köylülere şarap içirmeye başlar. Fakat akıllı ve uslu olan köylüler, fazla içince sarhoş olurlar. Bazıları akıllarının başlarından gittiğini, yere yıkılıp derin bir uykuya daldıklarını görünce, İcarios'un şarapla kendilerini zehirlediğini düşünmeye başlarlar. İcarios'un üzerine çullanıp onu linç ederler. Sarhoşlar sonraki gün ayılınca, İcarios'u boşuna öldürdüklerini anlarlar. Ama iş işten geçmiştir. İcarios'un cesedini ormanın içine götürüp saklarlar. İcarios'un kızı Erigone babasının gelmediğini görünce telaşlanır. Gece rüyasında babası İcarios yaralarını gösterek der ki:
"-Kızım, uyan ve hemen kalk.Ben senin babanım. Şarabın etkisiyle akıllarını kaybeden köylüler beni öldürdüler ve ormana bıraktılar. Erigone git ve naaşımı bulup, göm."

Zavallı Erigone uzun süre babasını arar bulamaz. İcarios'un naaşını Erigone ile bereber arayan Maira adlı köpeği bulur. Erigone acıdan ne yapacağını şaşırır. Gözyaşları içinde babasının naaşının yanında kendini ağaca asar ve ölür. Maira Erigone'nin naaşı başından ayrılmaz ve günler boyunca ulur. Sonra o da açlıktan ölür.

Resim
Resim 6-3: Canis Minör takımyıldızının gökyüzündeki görüntüsü


Tanrılar İcarios ve ailesine acırlar. Onları gökyüzüne takımyıldızlar olarak alırlar. İcarios gökyüzünde "BOÖTES" (Çoban), kızı Erigone "VİRGO" (Başak) olarak, sadık köpekleri Maira ise "CANİS MİNÖR" (Küçük Köpek) olarak yerlerini alırlar.

Tanrı Zeus Atinalılara bir ceza verir. Şehirde bir delilik salgını baş gösterir. Genç kızlar çıldırıp kendilerini asmaya başlarlar. Bunun üzerine Atinalılar kendilerini affettirmek için, Erigone adına bir sunak yapıp özel bayram düzenlemişlerdir.

Masalın başka bir yorumunda İcarios'un evine misafir olan Dionysos, İcarios'un kızı Erigone ile beraber olur ve Staphylos (üzüm) adında bir oğulları olur.
Bunlardan başka, Virgo değişik inanışlarda değişik tanrıça isimleri altında karşımıza çıkar. Şans tanrıçası Tyche, Suriye'de bereket tanrıçası Atargatis, bilgelik tanrıçası Athena (Roma mitolojisinde Minerva), av tanrıçası Artemis (Diana), Roma bereket ve doğa tanrıçası Cybele olarak karşılaşılır. Mısır'da yaşamın ve ölümün koruyucusu ana tanrıça İsis olmuştur. Sümerler'de tanrıça İshtar ve gökler kraliçesi anlamına gelen İnanna'dır. En genel ve kabul gören anlamıyla Virgo hasadın habercisidir.

Küçük köpeğin (Canis Minör = Maira) genellikle Çoban'ın (Boötes) köpeği olduğu kabul görse de, Orion'un (Avcı) köpeklerinden küçük olanı olduğunu ileri süren masallar da vardır.

Çoban'ın (Boötes) gerçek adı kesin olarak bilinmemekle birlikte bazı kaynaklarda "Çiftçi" olarak da geçer. Bunun nedeni görüntüsü bir tarım aracı olan sabana benzetilen Ursa Major (Büyük Ayı) takımyıldızının çok yakınında yer almasıdır. En çok kabul gören tasviri İcarios'tur.

ResimResim
Resim
Resim 6-4,5,6: Virgo, Boötes ve Canis Minor takımyıldızlarının temsili resimleri
(Büyük halleri için resimleri tıklayabilirsiniz...)
Resim
Resim -1: takımyıldızının gökyüzündeki görüntüsü




Resim
Resim -2: takımyıldızının temsili resmi
ZAMANLA EKLENECEKTİR...
gönderen NasuhOrdu
#88704
Çok teşekkürler henüz çıplak gözle gözlem yapıyorum takım yıldızları çizmeyi öğrendim ama çizdğim şeyin ne olduğunu nasıl bir öyküye sahip olduğunu bilmek tabiki daha iyi olacaktır tekrar teşekkürler :)