Astronomi ile yeni tanışıp nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, merak ettiklerinizi sormak istiyorsanız...
#20408
Çıplak gözle sadece Ay ve Venüs' ü ayırdedebiliyorum. Fakat Satürn' e kadar olan gezegenlerin teleskopsuz gözlenebildiğini ya da en azından farkedilebildiğini okumuştum. Diğer gezegenleri yıldızlardan nasıl ayırabiliyoruz? Çıplak gözle onları nasıl tanıyabiliriz? Teşekkürler!
Kullanıcı avatarı
gönderen Salih Dinçer
#20409
Konum ve renklerinden ayırt edebilirsiniz. Mesela şu an batı gökyüzünde yan yana iki gökcismi göeceksiniz. Bir tane de uzağında dik üçgen oluşturacak üçüncü bir tane var. Bu zaten yıldız çünkü göz kırpıyor. Birbirine yakın (bugüne özel bir durum) iki gökcisminin biri Mars diğeri Satürn. İşte bunları ayırmak çok kolay çünkü biri soluk ve kımızı diğeri parlak ve beyaz renkli. Elbette harkalarını görmek için en az 10x50'lik bir dürbüne ihtiyacınız var. Ama en az diyorum çünkü 10 kat büyütme bile ayırt etmenizi sağlamaz. Sadece bunun küre şeklinden başka bir şeye sahip olduğunu anlayabilirsiniz.

Jupiter ise en parlakları çünkü en büyük gezegen. Yanılmıyorsam güneşe ikinci en yakın Venüs kadar parlak hatta daha fazla olduğu söyleniyor. Çünkü bize çok yaklaştı. Parlaklığından dolayı kolaylıkla Venüs ile karşılaştırılabilir. Ama Venüs güneşe yakın seyreder. Başka ne kaldı Merkür! Bu en yakını olduğu için pek kolay kolay görülmez. Satürn'den sonraki gezegenleri ise çıplak gözle görmek imkansız.

Bu arada hoş geldiniz...
Kullanıcı avatarı
gönderen Ercan DOLU
#20410
Merhaba foruma hoşgeldiniz

Çıplak gözle sizinde söylediğiniz gibi merkür, venüs, mars, satrün ve jüpiter gezegenleri gözlemlenebilir. Gezegenlerin yansıttığı güneş ışığı olduğu için genellikle parlaklıkları sabit kalır oysa yıldızlar sürekli göz kırparlar. yerlerinin tesbiti için ise bir gökatlasına ihtiyaç vardır çünki mevsime göre sürekli yer değiştirirler.
gönderen tayfun uçar
#20431
Şu anda gezegenlerin kendi yörüngeleri üzerinde ne konumda olduklarını nereden görebiliriz ? Kim kime ne kadar yakın diye bakmak istiyorum.
Kullanıcı avatarı
gönderen Mahmut YILMAZ
#20441
Stellarium ve Celestia bu sorunuza cevap verecektir. Bu iki programı kurup incelemeler yapabilirsiniz. İkisi de bedava dağıtılan yazılımlardır.
gönderen aşkın çelik
#21140
gökyüzü haritanız olsa cok rahatlıkla bulabilirsiniz tüm takım yıldızları ve gezegenleri...
Kullanıcı avatarı
gönderen Salih Dinçer
#21154
Merhaba,

İzninizle konuyu biraz daha başlığa uygun yere çekmek istiyorum. Belki de başlık değiştirilmiş olabilir ama sabit (forum özelliği) olmasını hak edecek bir tartışmaya ihtiyacı var diye düşünüyorum. Önce geçen hafta Saklıkent'de yaşadığım deneyimle bir giriş yapayım:

Gözlerim karanlığa çok alışmasa da hatta az önce (yani Saklıkent gözlemim sırasında) yerleşim bölgesinden dönen aracın ışıkları gözümü kamaştırsa da çıplak gözle gördüğünüz ayrıntı inanılmaz seviyede. Elbette Samanyolu'nun, sanki orada bir bulut varmış gibi görüntüsü sizi büyütme gücü olan bir gözlem aracına ihtiyaç bırakıyor. Böylece orada ne şahane şeyler varmış diyorsunuz...

İnanılması zor ama şehirde M6 (M7'ye göre daha küçük ve az parlak yıldız kümesi) gözlemi dürbünle bulması bile zorken (aslında kolay ama emin olamıyor insan) Saklıkent gibi bir yerde çıplak gözle görebiliyorsunuz! Evet şöyle bir şey var:

Vücudunuzu güneye çeviriyorsunuz ve diyorsunuz ki yahu şuradaki akrebin kuyruğu ve aha orada M7 var ve yanındaki de M6 olmalı... Eveettt, şu da kesin Lagoon (M8) olmalı! Sonra M22, M20 derken neredeyse bir kaç dakika içinde küçük bir Messier Maratonu'na çıkıyorsunuz. Unutmayın ki bizim fiyakalı teleskoplarımız ile bulmaya çalıştığımız bu cisimleri Fransız gökbilimci Charles Messier, 1758'de bulutların bol olduğu bir çoğrafyada bulmaya başlamış. Okuduğum kadarıyla ilk olarak Andromeda yanındaki M32'yi gözlemlemiş, Halley'i saymazsak tabi...:)

Resim

Eminim hepimizden çok şey görmüştür. Bir kere Halley'i görmüş yetmez mi! Neyse bir ara hayatından bir yerde bahsederiz... Şimdi konumuza dönersek:

Sola doğru dönüp Kuzey'e tam bakmadan Andromeda'nın olduğu yere bakarsanız rahatlıkla (Saklıkent'de Antalya ışıkları o bölgeyi biraz parlaklaştırmış, öyle ki sabaha karşı M45-Yedi Kız Kardeler'i çok kötü gördüm) ve tüm ihtişmlıyla M31'i görebiliyorsunuz. Tabi çıplak gözlerin de sınırı var örneğin ufka (sağ çapraz) doğru daha yakın olan M33'ü görebilmeniz için bir dürbün şart gibi.

Resim

Biraz da parlaklıklar (kadir değerlerinden) bahsedelim. Örneğin az önce bahsettiğim M33, yaklaşık 6 kadir parlaklığında ve 10x dürbün ile çok zorlanmadan bulunabiliyor. Başucu noktamızdaki, yani Vega yakınlarındaki (Çalgı-Lyra takımyıldızındaki) M57 (yüzük bulutsusu) ise 9 kadir ve sanki 6 inç bir teleskopla iyi görülüyor. Hatta renklerini bile ayırt edebilirsiniz diyebilirim. Gerçi Çerkezköy'de de M57 deneyimim olmuş ve orada sanki daha çok renk görmüştüm. Gökcisimlerinde renkleri ayırmak göreli bir kavram aslında. O yüzden buralara çok girmeyelim. Ama şöyle bir şey görebilmeniz lazım:

Resim

Tabi bu deneyimi yaşamak için çok uzaklara, güneye Antalya'ya gitmek şart değil. Dönüş yolculuğunda benzer bir Samanyolu'nu gördüğümü söyleyebilirim. Yani şehirlerarası yolculuklarda yanınıza bir dürbün alın ve benzinci yerine tenha bir yerde durun. Çılgın biriyseniz arabanın tavanına bir şey serip sırt üstü yatın ve gizemli bir geceye hazır olun...:)

Sevgiler, saygılar...
Kullanıcı avatarı
gönderen Tahir Şaban
#21162
Salih Bey, böyle güzel karanlık bir yere gözlem için gidebildiğinize ve sonuçlarını paylaştığınıza çok sevindim. Gerçekten, bu günler ışık kirliliği o kadar arttı ki, arkadaşların çoğu, Samanyolunun çıplak gözle sizin gördüğünüz gibi görüneceğine pek inanmıyorlar.
Salih Dinçer yazdı:... Tabi çıplak gözlerin de sınırı var örneğin ufka (sağ çapraz) doğru daha yakın olan M33'ü görebilmeniz için bir dürbün şart gibi...
Belki de Saklıkent de o kadar karanlık değil? Zira M33'ü çıplak gözle gören çok kişi var. Ben ancak 1 kez saptırılmış bakışla gördüm.
M57 (yüzük bulutsusu) ise 9 kadir ve sanki 6 inç bir teleskopla iyi görülüyor. Hatta renklerini bile ayırt edebilirsiniz diyebilirim...
Çok ilginç, bu güne kadar M57 de hiç renk görmedim ve görüldüğünü duymamıştım.
...Tabi bu deneyimi yaşamak için çok uzaklara, güneye Antalya'ya gitmek şart değil. Dönüş yolculuğunda benzer bir Samanyolu'nu gördüğümü söyleyebilirim. Yani şehirlerarası yolculuklarda yanınıza bir dürbün alın ve benzinci yerine tenha bir yerde durun....
Evet, hepiniz Türkiye'de yaşamakla çok şanslısınız. Şayet Türkiye'nin ışık kirliliği haritasına bakarsanız, pek çok siyah bölgenin bulunduğunu görürsünüz. Avrupa'da böyle bir şey bulmak son derece zorlaştı artık!
Kullanıcı avatarı
gönderen Salih Dinçer
#21167
Tahir Şaban yazdı:Salih Bey, böyle güzel karanlık bir yere gözlem için gidebildiğinize ve sonuçlarını paylaştığınıza çok sevindim.

Aslında paylaşacak çok şey var! Henüz sanal ortamda yazdıklarımı ailemle bile paylaşmadım. Saklıkent'le alakalı olarak, dergimizin bu ay ki sayısında "YILIN EN KAPSAMLI GÖZLEM ŞENLİĞİ" başlığıyla bir makale yazdım.

Belki yukarıda anlattıklarımın benzeri yazdığım makalede de vardır ama daha kapsamlı bir yazı olduğunu söyleyebilirim. En azından gökyüzü görünümü haricinde şenlik alanıyla alakalı bilgi ve resimler var. Gitme fırsatı bulamayanlara özellikle tavsiye ederim.
Tahir Şaban yazdı:Gerçekten, bu günler ışık kirliliği o kadar arttı ki, arkadaşların çoğu, Samanyolunun çıplak gözle sizin gördüğünüz gibi görüneceğine pek inanmıyorlar.
Evet görünüyor ama coğrafi koşullar ile alakalı. Örneğin neredeyse Samanyolu merkezinde koca bir dağ Saklıkent'de sizi endişelendirebilir. Ancak akrep takımyıldızının tamamını olmasa da görebiliyorsunuz. Hatta Jüpiter bile hiç daha arkasına geçmedi diyebilirim...:)

Konumuza dönersek; Demiştim ki çoğrafi koşullar ile alakalı. Yani konumunuz... Bir kere ne kadar karanlık olursa olsun Samanyolu'nun tamamını göremiyorsunuz. Kuzeyde iseniz yarısına yakını güneyde kalıyor. Sanırım tablonun bütününü görmek için hayatınızda bir kere diğer yarımküreye geçmek gerekiyor, öyle değil mi Tahir ağabey?
Tahir Şaban yazdı:Belki de Saklıkent de o kadar karanlık değil? Zira M33'ü çıplak gözle gören çok kişi var. Ben ancak 1 kez saptırılmış bakışla gördüm.
Evet, bunu daha önce söylemiştim; Saklıkent'in doğu ve güneydoğu tarafı şehir ışıklarının etkisi altında. İlla ki TUG'un (2500 metre) oraya çıkmanıza gerek yok. Bir ışık halesi 1900 metreden belli oluyor.
Tahir Şaban yazdı:Çok ilginç, bu güne kadar M57 de hiç renk görmedim ve görüldüğünü duymadım.
Ben de çok renk gördüğümü söyleyemem. Merkezinde bir mavilik ve belki çevresinde hafif bir kırmızılık. Belki diyorum! Yani hayal gücüm oyun oynuyor olabilir. Ancak büyük çaplı (>14") bir teleskop ile ortadaki maviliğin görülememesine imkan yok gibi geliyor bana. Ama tekrar ediyorum bu kişiden kişiye göre değişen bir kavram. Bunu ilk Tahir ağabey söylediğinde farketmiştim.
Tahir Şaban yazdı:Evet, hepiniz Türkiye'de yaşamakla çok şanslısınız. Şayet Türkiye'nin ışık kirliliği haritasına bakarsanız, pek çok siyah bölgenin bulunduğunu görürsünüz. Avrupa'da böyle bir şey bulmak son derece zorlaştı artık!
Ben ise İstanbul'da yaşadığım için biraz şansız sayılabilirim. Tabi başka imkanları da yok değil. Örneğin bir çok fotoğraçı ve avcılık malzemesi satan yerde teleskop hele hele dürbün bulma ihtimali %80 diyebilirim...:)

Sevgiler, saygılar...
Kullanıcı avatarı
gönderen Arif Bayırlı
#21186
Salih, Saklıkent atmosferini gerek dergideki yazınla gerek burdaki mesajınla çok güzel özetlemişsin, ellerine sağlık.

Saklıkent öncesinde 10 gün boyunca Uludağ'dan tertemiz gökyüzüne alışıp geldiğimden Saklıkent bir rüyanın devamı gibiydi. Gökyüzünde bir uçtan bir uca ulaşan Samanyolu artık günümüz modern insanının pek sık göremeyeceği bir manzara. Gördüğünde ise ağzı açık saatlerce izleyebileceği..

Herhangi bir teleskoba veya dürbüne ihtiyaç duymadan bir çok yıldız kümesinin ve Andromeda galaksisinin gözlenebildiği bir mekan düşünün. Eski çağlarda veya halen kırsal bölgelerde yaşayan insanların ne kadar da şanslı olduklarını düşünüyor insan bir an.. Dürbününüzü yoğun bir bölgeye çevirmeyiverin hele, en parlak yıldızları bile yüzlerce yıldız arasında seçmek çok zor. Gökyüzündeki her nokta bir yıldızla doldurulmuş sanki. Yay bölgesinde ise her yer sanki yıldız kümesi... Bir de bunların üstüne M6,M7,M22'yi gördüğünüzde asıl yıldız yoğunluğu neymiş onu fark ediyorsunuz. 10x50 Dürbünümle dahi bildiğim tüm Messierleri elimle koymuş gibi buluyorum, çünkü karanlık onları gizleyemiyor, gerçek parlaklıkları kendilerini çabucak ele veriyor. Şehirde bir süreden sonra bi işe yaramıyor diye kenara attığım dürbünüm beni saatlerce gökyüzüne doyurabiliyor.

Ama en zevklisi matınızı yere serip o muhteşem görüntünün altında uzanıp sadece seyretmek. Elinizi uzattığınızda değecekmiş gibi olduğunuz yıldızlar, arada bir ardından parlak bir ışın bırakıp uçuşan meteorlar size bir göz ziyafeti oluşturuyor.

Bu kadar büyüleyici bir gökyüzünü bırakıp eve, şehire döndüğümden beri ne dürbünüme ne de teleskobuma dokundum. Çünkü bir gece kafamı kaldırıp kutup yıldızını bulurken bile zorlanmam bana bir süre daha Saklıkent'in büyüsüyle idare etmem gerektiğini söylüyordu..
Kullanıcı avatarı
gönderen Raşid Tuğral
#21287
Aynen ya eve gelince hiç gökyüzüne bakasım gelmedi. Sonra çarşıya işe çıktığımda baktım tekrar alıştım eski halime. artık andromedaya en azından biraz bakıyorum. (bu arada iş dediğm teleskopla çıkıyorum geçenlere 50ykr e baktırıyorum Jüpiter'in uydularına bir de Ay'a. iyi para var bu işte öğrencilere duyurulur. :D
Kullanıcı avatarı
gönderen Onur Atılgan
#21329
Saklıkent deneyimi, yazdıklarınızdan anlayabildiğim kadarıyla 18. yüzyılda yaşayan bir insanın kazara 21. yüzyılın teknolojik imkanlarını görüp kendi yüzyılına geri dönmesinden dolayı canının sıkılmasına benziyor. İnternete bir kez alışan birinin tekrar radyonun bile olmadığı bir çağa dönünce sıkıntıdan patlaması gibi..

Sanırım gözlem koşullarını kademe kademe geliştirmek en hayırlısı. Şehir ışıklarında 10 yıl gözlemin ardından, şehrin eteklerinde 20 yıl daha gözlem yapıp, sonraki 30 yılı da bir köyde geçirip, astronomi jübilesi yapmak için Saklıkent'e gitmek en isabetli karar olacak :)
gönderen sıtkı selvi
#24399
[yedi kat gök tabiri konusunda bilimsel bi açıklama yapabilirmisiniz, selamlar
Kullanıcı avatarı
gönderen Tahir Şaban
#24417
sıtkı selvi yazdı:[yedi kat gök tabiri konusunda bilimsel bi açıklama yapabilirmisiniz, selamlar
Bu konu beni de çok meraklandırmıştı (vakıa sorunuz bu başlığa hiç uymuyor!). Araştırmalarımın sonucunda, bugünki dini kitaplarda yazılan açıklamaların (aslında genelde yazanların fikirleri) bu kavramın eskiden taşıdığı anlamı yansıtmadığı kanısına vardım. Zira Nuh aleyhisselam kavmine "gök yüzünün yedi kat yaratıldığını görmüyor musunuz?" diye soruyor. Gökyüzü katları bugünki kitaplarda açıklandığı gibi olsa (1. gökde yıldızlar, gökadalar vs.), diğer katlarda bizim bilmediğimiz şeyler olsa (hele hele o zaman yaşayan) insanlar göğün 7 kat olduğunu nasıl görebilirlerdi?

Daha sonra Crossen'in kitabında, eski Mezopotamya'da göğün 7 kat olduğna inanıldığını okudum. Buna göre "kat" lari gökyüzünde hareketli olan cisimlerin hareket ettikleri (bugünün tabiriyle) yörüngelere karşı düşüyor. Ve 7 kat gök: ay, güneş, Venüs, Merkür, Mars, Jüpiter ve Satürn demek. Yani çıplak gözle görünen güneş sistemini ifade ediyor olsa gerek.

UP https://mundoalbiceleste.com/author/burinot/ h[…]

Öncelikle selamlar. Aranızda yeniyim. Araştır[…]