Astronomi ile yeni tanışıp nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, merak ettiklerinizi sormak istiyorsanız...
#19523
Hani bazı işler vardır kişilerin yaşamlarının kaynağı yaptıkları o iştir, o işten hayat enerjilerini alırlar, o işten ötürü adeta yaşarlar... Hani varlıklarıyla bütünleştirdikleri, o meslekte çalışmadan olamayacakları bir anlamda varlık sebepleri...

İşte kanımca astronomluk da böyle mesleklerden, eğer çok para kazanmayı, yaşarken bol kazançlı getirisi olan, çalıştıkça mesleki kariyerinizdeki yükselişinize bağlı olarak önemli maddiyat elde edeceğinizi ve böylece iyi bir hayat süreceğinizi düşlerseniz çok yanılırsınız...

Sizinki, dünyada yaşarken başka alemlerin düşünü kuran bir filozof, evrenin derinliklerinde yol alan bir gezgin, yıldızdan yıldıza yol alan kozmik bir fosil araştırıcılığıdır...Evinizin balkonundan istediğinizde gökyüzüne oradan da uzaya süzülüvermektir... Bir çeşit evrensel arkeologluktur, bu mesleğin bence en büyük handikabı da budur işte; yani hem zaman olmaması...

Çünkü teleskopunuzla gözlediklerinizin geçmişine bakmaktasınız, yıldızlar bizden çok uzakta olduklarından ışıklarının bize ulaşması yıllar almaktadır, ne kadar uzaktaki cisimlere bakarsanız o kadar geçmiş zamanlara ait gökcisimlerine bakmış olursunuz...

Gökbilimci olmaya soyunmak için öncelikle ve kuşkusuz gökbilimini (astronomi) merak etmek, sevmek ve ilgi duymak gerekir her meslekte olduğundan belki de daha çok...

Peki adım adım gidelim...

Önce nedir gökbilim?

Meydan Larousse'ta şunlar yazıyor: "Etrafımızı çevreleyen evreni, (gezegen, kuyrukluyıldız ve yıldız, göktaşı, yıldızlar arası madde, gökada ve gökadalar arası madde gibi her çeşit gökcismi) konu olarak ele alan ve bu cisimlerin bileşimlerini, birbirine oranla konumlarını, hareket kanunlarını, oluşumlarını, bugüne kadar geçirdikleri değişikliklerin yanı sıra gelecekteki evrim kanunlarını belirtmeye çalışan, en eski ve insan düşüncesinin gelişmesine en çok katkıda bulunmuş bilim dalı"..

Gökbilimci içinse: "Gökcisimlerinin hareket ve yapıları üstüne hesap ve incelemeler yapan uzman, astronomi bilgini"...Diyelim ki yukarıda kısaca tanımı yapılan bilim dalına karşı aşırı ilginiz var ve kafanıza koydunuz bunun eğitimini alacaksınız, duyduğunuz salt bu merak yeter mi?

Tabi ki yetmez daha lise dönemlerinde kendinizi sayısal ağırlıklı yetiştirmeniz şart...Hatta daha öncesinden kendinizi test etmeniz gerekir; araştıran, sorgulayan, ince eleyip sık dokuyan, gözlemci, kuşkucu, analiz edici yönleriniz var mı diye... En önemlisiyse ÖSS sınavında bu okumak için yanıp tutuştuğunuz tercihinizi kazanabilmeniz...

Üniversiteleri tanıtan kitapçıklarda nasıl geçiyor?

"Astronomi Ve Uzay Bilimleri:

Bu programın amacı, uzaydaki gökcisimlerinin nitelik ve nicelik bakımından özelliklerini araştırıp incelemeler yapabilecek ve ileri teknolojinin bu çalışmalarda kullanımını gerçekleştirebilecek nitelikteki teknik insan gücünü yetiştirmektir.

Astronomi, astronometri ve astrofizik şeklinde iki ana bilim dalına ayrılır. Astronometri, evrendeki gökcisimlerinin hareketlerini, genel özelliklerini ve konumlarını incelerken, astrofizik ise gökcisimlerini fiziksel özellikleri bakımından inceler. Astronomlar çalışmalarını optik teleskopla yerden ve uzaydan sürdürürler".

Kitapçık aceleye gelmiş herhalde:) astronometri değil astrometri olacak bir de astronomlar sadece optik teleskoplara (gözün gördüğü bölge) bağlı kalmazlar örneğin; X-ışın, gama-ışın ya da radyo teleskoplarla da çalışırlar...

Ve uzaydan çalışmalarını sürdürmezler (uzayda çalışanlara astronot denir) ancak uzaydan uydular,uzay teleskopları ya da uzay istasyonları tarafından alınmış veriler üzerinden de çalışabilirler...

"Lisans Eğitimi ve Süresi:

Lisans eğitimi sırasında öğrencilere temel fizik ve matematik derslerinin yanında astrofizik, istatistik, astronomi, güneş fiziği, gök mekaniği, küresel astronomi, astronomi tarihi vb. bölüm dersleri okutulmaktadır. Ayrıca uygulamalı dersler çeşitli rasathanelerde yapılmaktadır.

Mezunların Ünvanı ve Çalışma Alanları:

Mezunlarına Lisans Diploması ve "Astronom ve Uzay Mühendisi" unvanı verilir. Ülkemizde uzay teknolojisi henüz gelişmemiş olduğundan bu bölümün mezunlarının çok cazip iş bulma olanakları yoktur. Mezunların iş olanakları, üniversiteler, üniversitelere bağlı gözlem istasyonları ve rasathanelerle sınırlıdır".

Gördüğünüz gibi "Uzay Mühendisi" unvanı da veriliyormuş uzayın mühendisliği nasıl olacaksa bu ünvanı hangi üniversite veriyor merak ediyorum ama cazip iş bulma olanakları yokmuş!...

Şuna kısaca 'mezun olduğunuzda iş bulmayı fazla ümit etmeyin' deseler ya...

Bu nedenle eğer bu bölümü tercih ederseniz bitirmenin de ilave zorluklarından sonra (çünkü yoğun matematik ve fizik okumakla karşı karşıyasınız ve eminim ki bu dersler öğrencilerin lisedeyken en sevmediği derslerdendir) büyük bir olasılıkla başka bir işten hayatınızı kazanmak durumunda kalacaksınız, bunu baştan bilin, hazırlıklı olun, ancak yurt dışına yeni mezun, parlak bir öğrenci olarak lisans sonrası için gidebilirseniz işler değişir, o da ayrı bir konu....


Dönelim başa; bölümü iyi bir derece ile bitirdiniz iş arıyorsunuz diyelim, özel sektörde hiç aramayın çünkü özel sektörde astronomlara şimdilik bir iş alanı yok gibi... Bir çok ülke dakika başı uzaya çeşitli amaçlı uydular gönderirken siz bu gelişmelere ilgi fakat şaşkınlıkla bakarsınız bizde olamayacağını kanıksamışsınızdır bir kere...Hatta bu özelleştirmeler furyasında Uzay’ın da özelleştirilebileceği aklınıza gelebilir!!!

Medyum, falcı ve astrologlar almış başını giderken bir de onlarla karıştırılma saçmalığı yaşarsınız fazlaca, alaycılıkla karışık size astronot diyenler de cabası...Üniversite birimlerinden ise her dönemde "kadro yok" sözünü çok sık duyarsınız, duyarsınız da yine bilmediğiniz nedenlerden ötürü! birilerinin, olmayan bu kadrolara geçtiğini görürsünüz...

Çünkü ülkemizin bilim ve teknolojiye verdiği öneme bağlı olarak geliştirdiği daha doğrusu bir türlü geliştiremediği Bilim Politikası’ndan ötürü böyle bir açmazda olduğunuzun farkında değilsinizdir kuşkusuz...

Örneğin 1979'da mezun olduğumda 40 kişi civarında olan bizim dönem öğrencilerinden sadece 3 (üç) kişi profesyonel olarak astronomi camiası içinde çalışabilme olanağı bulabilmişti, yani o dönemlerden beridir sorun...Çünkü bizim "Bilim İnsanı" yetiştirme politikamız yoktur, diğer politik duygusal! kaygılardan olsa gerek nedense bir türlü sıra buna gelemez...

Yine de dişinizi sıktınız beklediniz, paradan yana kaygınız yok, salt astronomi bilimi yapmaktan gözünüz başka bir şey görmüyor sonunda aranan kadro bulundu )Yani varsayalım iş buldunuz çook zor ya bu nerede olacak? Yukarıda değindiğim gibi üniversitelerin birinde, çünkü rasathaneler de üniversitelerin bünyesinde yer almakta (bir tek Tübitak Ulusal Gözlemevi, 'TUG' Tübitak bünyesinde bir kurum)..

Hele Kandilli Rasathanesi'ni hiç düşlemeyin oraya neredeyse 30 yıldır tek bir astronom almıyorlar, yöneticiler gelmiş geçmiş hepsi yeminli herhalde, varsa yoksa deprem!!... Ayrıca bir de yine Tübitak'ın bünyesinde yer alan "UZAY TEKNOLOJİLERİ ARAŞTIRMA GRUBU (UZTAG)" adında bir grup var ama galiba ismi var cismi yok bir durumda...Şurası da önemli, size bulunan kadro mutlaka şartlı şurtlu olacaktır...

Yani üniversitelerde öncelikle araştırma görevlisi olarak sözleşmeli, lisansüstü yapma ve bitirme, sonrasındaysa doktora yapma koşuluyla çalışabilirsiniz, bugün için aylık maaş 800 Ytl civarında (bozdur bozdur harca)...

Lisansüstü ve doktora gibi çok yoğun ve zorlu; bilim sınavı, yabancı dil sınavı, tez hazırlama ve sınavları vs. gibi, üniversitede pek alışmadığınız tarzdaki çalışmalar sonrası da durumunuz meçhuldür çünkü bu kez de yardımcı doçentlik kadrosu konu olacaktır sizin için..

Yani taa lise döneminizden başlamak üzere her şey yolunda gider ve kadro piyangosu size gülerse doçentliğe kadar gerçekten zorlu bir yolculuğu göze almanız gerekmektedir...Bu yolculuk sırası ve sonrası salt bilim yapacağınız anlamına gelmesin...

Oysa siz sadece gözlem ve araştırma yani astronomi yapmak istiyorsunuzdur belki hocalık hem sizin düşüncenize uygun değildir hem de böyle bir niteliğiniz yoktur, olur a...Olmaaaz illa ki ve de kesinlikle hoca olmak zorundasınız çünkü bu kadrolar (yrd.doç, doç., prof.) üniversitelerde hocalık mertebeleri, üniversitelerin hiyerarşik kadro yapısıdır, memurların kıdem derecelerindeki seviyeler gibi..

Ne tuhaf değil mi?...

Ee şimdi de ülkemizdeki üniversitelerin Dünya'daki ilk 500 üniversite içinde neden yer almadığını merak ediyorlar!!! Siz de merak ediyor musunuz ? Her şey bu denli apaçık ortada dururken ben de buna şaşıyorum....



Nisan, 2006
Kullanıcı avatarı
gönderen semih çakmak
#19525
Aman Allah'ım.Benim gibi bir öss mağdurunun içine su serptiğinizi söylemek isterim :P Evet astronominin ülkemizde bu seviyede olduğunu biliyordum fakat sorumlu bir ağızdan bunları ayrıntıları ile duyuyor olmak içimde bir yerleri acayip sızlattı :( Peki ayıp olmazsa sizin gibi bir astronomi bölümü mezunun şu anda nerede çalıştığını sormam uygun mudur :oops: Çünkü benim de aklımda hep bölümü kazanıp yabancı ülkede eğitimime devam etmek ya da akademik kariyer yapmak vardı yani dışarıda (Türkiye şartlarında) herhangi bir iş bulabileceğimi aklımdan bile geçirmedim fakat önce astronomi okuyup yaşamımızı sürdürebilmemiz için geçimimizi sağlamak amaçlı yeni bir bölüm daha okumak :?

Bu aydınlatıcı yazınız için teşekkür ederim :roll:
Kullanıcı avatarı
gönderen özgür can öney
#19534
Çok güzel (!) anlatmışsınız traji-komedimizi ....

Çok ilginç bir memleketteyiz , çok .
gönderen Levent Altas
#19575
Semih merhaba,
Öncelikle ÖSS'de sana başarılar dilerim.
Umudunu kırma...

26 sene Kandilli Rasathanesi'nde çalıştıktan sonra emekli oldum.
Erken emeklilik sayılır ama kendimce nedenleri epeyce birikmişti.
Şimdi özel bir lisede astronomi hocalığı yapıyorum.
Başarılar dilerim.

Sevgilerimle...
#19576
Levent Altas yazdı: Üniversite birimlerinden ise her dönemde "kadro yok" sözünü çok sık duyarsınız, duyarsınız da yine bilmediğiniz nedenlerden ötürü! birilerinin, olmayan bu kadrolara geçtiğini görürsünüz...
....
Yani taa lise döneminizden başlamak üzere her şey yolunda gider ve kadro piyangosu size gülerse doçentliğe kadar gerçekten zorlu bir yolculuğu göze almanız gerekmektedir...Bu yolculuk sırası ve sonrası salt bilim yapacağınız anlamına gelmesin...
Sayin Levent Altas oyle guzel ozetlemis ki... Amaci sadece bilim yapmak olan birisinin basina gelen olayin ozu iste tam bu yazdiginiz gibi.

Ha peki tum bu kadrolarda olan insanlar kotu(?) insanlar mi? Onlar nasil geldi oralara degil mi?
En onemli madde su ki, politik(!) olmayi bileceksiniz. Bu "politik olma"nin icerisinde neler mi var? En onemlisi: Koprunun yakininda uzaginda ne kadar ayi* varsa hepsine dayi diyeceksiniz, cunku ilk bakista kopruye cok uzakta gorunen ayilar aslinda koprunun tam da dibindekinin kankasi olabilir, hic belli olmaz!
Lisans egitimi sirasinda da not ortalamanizi yuksek tutmak, fazla dikkat cekmemek(dikakt cekmemek onemli bir konu! Bir lisans ogrencisine kiyasla "koskoca" hocalar, lisans ogrencisinin kendisini bastirabileceginden cekinebilmektedir ulkemizde. Siz "sadece" bir ogrenci oldugunuzu bilseniz ve gercekten birseyler ogrenmek isteseniz de, verilenin disina ciktiginiz zaman "tehlike" teskil etmektesinizdir.) icin de su gibi noktalara dikkat etmekte fayda vardir her zaman;
1- Dersin konusunu farkli kaynaklardan arastirip detayli br bilgiye sahip olmak, konu ile ilgili guncel makaleleri takip etmekle vakit kaybetmenin anlami yok, hocalarla aranizi iyi tutarsaniz zaten sinavdan birkac saat once sinav sorularini alir, cevaplarini ezberler, veya bir hatirlatma kagidina yazip sinavda hatirlamak icin yaniniza alirsiniz.
2- Dersin kitabi ingilizce oldugu icin; dersin hocasi, tercume ettigi notlari size dagittiginda gozunuze garip gelen yerlerden emin olmak icin orjinal kitabi acip dogrusunu ogrenmeye kalkismak, ve defter kitap acik yapilan sinavda orjinal kitabi + guncel makaleleri kullanmak ve yorum eklemek size sadece not kaybettirir, halbuki tercume edilmis notlari BIREBIR sinav kagidina gecirdiginiz taktirde 100 almamaniz soz konusu degildir!
3- Final notunuza etki edecek onemli odevler yaparken, sizden ust siniflardaki arkadaslarinizla tartismaya hic gerek yok; sizin 4 gece sabahlayarak yapacaginiz odevi onlar sadece 3-4 saatlerini vererek sizin yerinize yapmak istiyorlarsa, birakin yapsinlar. Cunku nasil olsa siz gecelerce sabahlayip hocaya kendi yaptiginiz odevi teslim ettiginizde hocaniz bu odevin baskalarindan kopya cekilmek suretiyle hazirlandigini dusup odevinizi kabul etmeyecektir!(ancak sinirden saatlerce agalamak ise yaramaktadir her ne hikmetse!)
4- Dogru soyleyeni sadece dokuz koyden degil dokuz universiteden de kovarlar ama her zaman icin onuncu bir koy, onuncu bir universite bulunur, sadece azmetmek, taviz vermemek, ve destekci bir aileye gerek vardir.
5- Sevindiginiz zaman sevincinizi, kizdiginiz zaman kizginliginizi, saygisizca davranislar karsinida da tepkinizi kendinize saklamaniz gerekmektedir. "Yaradilana, yaradandan oturu" saygi ve sevgi ile yaklasan bir zinniyet alt-ust iliskisi olan askeriye -pardon universite- gibi yerlerde cok nadir bulunmaktadir. Sevinmek, yetiskinlikten uzak ve konumunun agirligini bilmemek; kizmak, haddini bilmemek; saygisizca davranislara tepki gostermek de etrafa tehlike unsuru olmak ve anarsistlik olarak degerlendirilmektedir.
6- Size 2 gunluk sure zarfinda tamamlanmasi icin verilen bir isi yarim saatte birip teslim etmeniz ozensizlik, detayli bir arastirma yapip daha mukemmel bir sonuc verebilmek icin fazaldan bir gun sure istemeniz de tembellik anlamina gelmektedir. Hatta kimi zaman size o isi veren kimseye hakaret anlami bile tasiyabilir: o kisi o isin ne kadar surede yapilabilecegini biliyordur size verirken, sureyi uzatip kisaltmak da ne haddinizedir?
...
bu liste uzar gider ne yazik ki... daha da yazialcak cok sey vardir ama bir musibet bin nasihatten ustun oldugu icin bu satirlar ne kimseyi kurtarir, ne olacaklari olmuslari degistirir. iyisi mi bu kadarla birakmaktir...
...
100- Bu iletidekine benzer yazilar yazmamaniz, yazsaniz bile kendinize saklamaniz gerekmektedir. Cunku olur da tukurdugunuzu yalamak zorunda kalirsaniz, bu tur yazilar islerinizi zorlastirabilir.

Ha gelelim isin gercekten bilimsel insanlarina. Onlar ki;
gozlemevinde gecirdiniginiz uykusuz gecelerin sözsüz mükafati olarak sizlerle mangal yapar raki icerler, basarili bir gozlemin onemli bir yayina donusmesinin ardindan;
yaptiginiz amator calismalari "bakkalda pastorize sut varken balkonda inek beslemeye" benzetmek yerine mesleginize olan sevginize baglayip mutlu olurlar, diger insanlara gostermekten gurur duyarlar;
adiniz gibi ezbere bilmeniz gereken formulleri ezbere bilmenizi degil anlamanizi istedikleri icin defalarca size kizmadan anlatir, iki gun sonrasinda yine kafaniz karistiginda size iyi anlatamadiklari icin kendilerinde sucu ararlar;
herhangi bir ufak derdiniz icin sizinle birlikte saat 4'e kadar sabahlar, sonunda sizin goremediginiz cok basit bir cozum sunup huzurla yatarlar yataklarina;
yapamadiklariniza gore degil yaptiklariniza gore degerlendiriler sizi, ve yapabildiklerinizle nasil daha ileriye gidebileceginizi soylerler...
Iste boyle essiz hocalarla birlikte calisma firsati yakalar, sonra gelecek kaygisina dusup yazinin basindaki politik olma kaygisina dusmeden yolunuza devam ederseniz, en az dokuz koyden kovulacaginiz garantidir! :) ama inanin ki hicbir mutluluk boylesi hocalarla calistiginiz icin bir koyden kovulmanin mutlulugunu ve gururunu da veremez asla. Olur da politik kisiler bir gun tahtlarindan vazgecer, gozleri mevkii ve iktidara doyar da ortami biraz bilimsellige birakirlarsa o zaman iste siz de bilimsel hocalarin ogrencisi olarak belki bir kadro bulabilirsiniz :)))))

*tamamen mecazi bir benzetme ve bir atasozu kaynakli oldugunu belirtmek gerekiyor olabilir...
gönderen Levent Altas
#19579
"Bu ülkede gökbilimci olmak" başlıklı yazılarımdan sonra bazı e-postalar aldım, içlerinde beni en etkileyeni 1995 yılında astronomi bölümünden mezun bir meslektaşımdan geleniydi...
Gönlü bilim yapma aşkı ile dolu olan gençlerimizden sadece birisiydi o ve sevmedikleri işlerde çalışma batağına saplansınlar diye mi bunca yıl okuyorlar kafa patlatıyorlardı?

Ne yazık ki evet....

İsmi bende saklı olan bu genç meslektaşım şöyle diyordu "..... Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimlerini 1995 yılında bitirdim. Dört yıl boyunca yoğun Matematik, Fizik ve Astronomi derslerinden sonra her ne kadar iş bulamayacağımı anladıysam da inanın bu derece acı olacağını da ne yazık ki tahmin edemeyenlerdendim. Mezun olur olmaz İngiltere'ye dil eğitimi için gittim ve dönünce de tesadüfi olarak bir firmada ...... işine başladım. Sekiz yıllık iş hayatımda çeşitli firmaların ....... departmanlarında çalıştım, halen de çalışmaktayım. İşyerimden zerre kadar haz almamaktayım. Anlayacağınız okumayı tercih etmiş olduğum bölüm çok doğruymuş ama çok yanlış yerde.Bir kere bilimle uğraşan, gönül veren insanın kesinlikle ticarete girmemesi gerekiyor. Tutunma olasılığı yok. Yanlış anlamayın başarılı olamaz, yapamaz demiyorum ama bu ortama ayak uydurup, tutunamaz, mutlu olamaz. Ofis insanları diye bir grup var ben hiçbir zaman onlardan olamadım. Bu gruptaki insanlar bilgi paylaşmazlar, takım arkadaşlarına bir şey katmadıklarından kendileri de bir şey alamaz. Negatif hırs yüklüler. Oysa bilim böyle değildir. Ne kadar çok fikir üretilir ve paylaşılırsa o kadar ileri gidilir. İnsanın o sonu gelmeyen denklemleri çözmeyi özlemesi ama elinden bir şey gelmemesi ne acı. Sevdiği işi yapanlara öyle özeniyorum ki. Üniversiteye girecek gençlere ancak şunu tavsiye edebilirim; mezun olunca mesleğinizi icra edebileceğiniz bir bölüm seçin. Saygılarımla......"

Mektup burada bitiyor.. Sorarım ne yazılabilir, ne söylenebilir, ne eklenebilir yukarıda bu içten, yürek burkan yakarışa, yitmiş gitmiş bir ideal, koca bir gelecek çoşkusu heba olmuş yazıya dökülmüş haykırıyor...

Çığlık çığlığa... İçin için...

İçim sızlayarak mektubu okudum, bu konuları tahmin etmeme ve bilmeme rağmen bunu yaşayan birinden böyle bir e-mektup almak yaralayıcıydı benim için...

İyi ki üniversitede hoca olmamışım yoksa ister istemez bu düşüncelerin altında ezilir insan, ama hep kendime sormuşumdur, temel bilimler fakültelerindeki eğitimler ne için, ne için onca sınavlar, dersler, problem çözmeler? Tamam bunlar olmalı olmadan olmaz ama ya mezunları ne olacak? işte o belirsiz ve bu nedenle ne için işte bunca emek?

Ne için??

Ülkemizde bilime verilen önem araştırmacılığa ayrılan sektörlerle doğru orantılı yani bir ülkede konu ne olursa olsun ne kadar araştırma yapan kurum varsa orada bilime ancak o denli önem veriliyor demektir...

Bu nedenle gençlerimiz temel bilimlerin yani fizik, kimya, matematik, biyoloji, astronomi bölümlerinden mezun olup iş bulamıyor bambaşka işlerde çalışma yoluna gidiyorlar, yine de bu genç bence iyi durumda çünkü en azından eli yüzü düzgün bir iş bulmuş çalışıyor, iş bulamayanlar ya da çok kötü iş kollarında çalışanlar var..

Bu konu yani bilim adamı yetiştiren temel bilimler fakültelerinin özellikle astronomi bölümünden mezun diplomalı işsizlerin iş bulma konusu, diğer diplomalı işsizlere göre bence daha öncelikli ve acil olarak çözüm bekleyen sorunlardan....

Rasathaneleri ilgisizlik ve ödenek yetersizliğinden gözlemlere kapanan hatta topa tutulup yıktırılan kuşakların torunları olduğumuzdan gündemde olmasına rağmen astronomi alanına yatırım yapmaktan ülke olarak galiba hala çekiniyoruz...
gönderen Adem DEMİRBAŞ
#19755
Dikey Geçiş Sınavında 297 puan yapabilirsem Uzay Mühendisliği bölümünü okuyacağım. Bölümü bitirirsem de Uzay mühendisi olacağım. İnşaAllah.
gönderen yasemin güneş
#20550
slm ben yeni üye oldum,öss sınavında 74binlerde sıradayım ve anotomi ve uzay bilimi 120binlerde..ben bunatercih vermek istiorum uzaya merakım var am aiş imkanları da kafamı yoruor.ne ypacağımı bilemedim yardımcı olursanız sevinirim. bu bölüm egirersem pişman olmam demi??cvplarınız bekliorum
#25694
Merhaba,yeni kayıt oldum ve beni içten aydınlatan bu konu başlığı için yorum yapmak istedim.

Levent Altas ve H. Tuğça Şener üstadların samimi olarak yazdıkları bu mesajlar için sonsuz teşekkürlerimi

sunuyorum öncelikle...

Şuan 22 yaşını geçmiş ve okuduğum fizik bölümünü bırakarak tekrar öss sınavına hazırlanma kararı almış

bulunmaktayım.Peki neden bu gök bilim forumunda yazma gereği duydum?Aslında herşey bir gök bilim

merakıyla başladı...Başladı başlamasına ama sanırım tarihteki nice gökbilim -ya da bilim insanları demek

daha doğru belki...- düşünürlerinin karşılaştığı türlü sıkıntıların dünya nazarında raslatısal olmaması

gerek,diye düşünüyorum...Daha ilkokul yıllarındayken astronomiye duyduğum ilgi sınırlarımı zorlar

nitelikteydi.Ki;daha orta okul yıllarında evren üzerine yazdığım yazıları veyahut soruları şimdi alıp okurken

bunları o yıllarda nasıl yazmış olabilirim diye bazen acı acı düşünürüm...

Yine üstadların yükarıda yazdıkları gibi bilim maddi değerleri ön planda tutularak geliştirilebilecek bir kavram

değildir.Önce bilim insanı yetişmeli sonra bu insanların düşünceleri ve en son olarak bu düşünceleri

değerlendirip destekleyecek şartlar oluşturulmalıdır.Ne yazık ki sadece astronomide değil tüm bilimlerde bu

durum aynı,kitaplarımıza bakıyorum Kopernik fikirlerini çoğu kes toplumun ve papasların baskıcı

politikasından ötürü gizli tutmuş,sonra Galileo gibi kişilikler gelip yuvarlak dünya sendromuyla karşılaşıp ev

hapsine mahkum olmuşlar...Üstüne üstüne yıllarca Newton'nun başına düşen bir elmayla yer çekimini

bulduğunu söyleyen daha o yıllarda bile insana şaka gibi gelen yazınlar....

Peki neden astronomi? Derslerime lise sona kadar asıldım ve iyi bir başarıyla da geldim,daha orta okul lise

yıllarında gazete ve dergi haber-makalelerini okuyor ve yorum yapıyordum özellikle hepimizin bildiği

Discovery Chanel kanalı adında televizyon kanalındaki belgeselleri izliyor hatta bazıları için okula bile

gitmediğim olmuştu...

Özellikle bir tanesi vardı ki bayaa bi beni etkilemişti.Uzaya alternatif mekikler üretimi üzerine idi...Bazıları

önemli mercilerde oldukları halde işlerinde istifa edip (aralarında doktorlar bile vardı) daha ucuz ve geri

dünüşümlü uzay mekiklerini tasarlama yarışmasına katılmışlardı.Sanırım belirliedikleri zaman dahilinde

yapılan mekikler başarılı olursa birinciye 10 milyon dolar gibi bir para ödülü verilecekti...Ayrıca devlet onlara

çalışma boyunca da sponsorluk yapacaktı...Bu beni daha heyacanlandırırdı...

Ancak üzülerek belirtmem gerekir ki liseyi bitirince üniversiteye gidemedim çünkü yıllarca istediğim

meslekte maddi hiç bir geliri olmadığını öne süreren ailem ne yazıkki destek vermedi...İki sene sonra kendi

bireysel girişimimle öss ye girdim.Puanlar epey düşmüştü ve ilk tercihimi herkese inat yine astronomi verdim

son tercihleri de her ihtimale karşılık fizik yazdım ne yazıkki gelmemişti astronomi,büyük bir hayal kırıklığına

uğramıştım.Onun yerine fen edebiyat fakültesi fizik bölümüne yerleştim...

Sonuç tamamıyla H. Tuğça Şener'in anlattıklarıyla aynıydı...Şimdi astronomiye girebilmek için kolları

sıvıyordum ki biraz araştıma yapayım dedim, yıllardır olayım diyorum ama Türkiye'de son durum ne

öğrenmek istedim...

Ancak hocalarım işin özünü öyle bir anlatmışlarki saolsunlar öğrenmem gerekenleri belkide fazlasıyla

öğrendim...

Yüreklerine sağlık...

İşin en tuhafı bunca kitap bastırıp sonra televizyonlarda az okuyoruz diyorlar ya o çok kurkunç,sanırım

okudukları saçma polisiye romanlardan başka bir şey değildir...Ah bir yazdıklarını okuyup bilimin nice

acılarla nasıl geldiğini görebilseler,batı bu gelişmeye rağmen geçmişteki kendi bilim insanlarına gereken

değeri vermediği için üzgünken bizler kendi koltuklarımızın rahatlığı peşindeyiz...

Şimdi belkide fiziği bitirip baba işini yapmaya gideceğim,eğitim ise sadece kilişeleşmiş boş ezberci bir

kavramın yanında sadece geçen 4 senelik bir pembe rüyaden başka bir şey değil...

Şimdi geriye bakıp bilim için yapmak istediklerimi bir tıp bir hukuk fakültesi için daha az çaba ile yapmaya

çalışmış olsaydım belki durum çok daha farklı olurdu...Anladımki buraya kadar çektiğim nice sıkıntılara bir

yenisini ekleyemem daha...

Astronomiye gelince;hep sonsuzluğu ile bilinecek belki bizce bir gün batı uzayda yaşamaya başlayınca

bizler sadece onların mekiklerini alıyor kurdukları üslerin kuralları ülçeğinde geidebilecek hep onlara rant

kazandırmaktan öte birşey yapmış olamıyacağız...DÜnyayı mahf edecek sonra güzel dünyalarda yaşayacak

yine batı olacak,bizse torunlarımıza koca bir dünya mezarlığını hediye etmekten başka bir şey yapmış

olmayacağız...

Saygılarımla CELAL....
#33225
Şu işe bakın ya;bende lisede okuyan ve astrofizik mühendesi veya kozmolojist olmak isteyen biriydim.Ama iş imkanlarının bu kadar olnaksız olmadığını bilmiyordum. :cry:

Ama aklıma nedense (bilirsiniz bir bilim adamı)KEPLER geldi

Başka iş yapsam bile her zaman ilgi ve alakamı kesmiyeceğim!.. :oku

Peki nabıcaz?bir NASAnın CERN nin bizden beyin istemesinimi bekliceez?
#37908
selamunaleykum
oncelikle yazınızdan dolayı çok teşekkür ederim.Toplumumuzda bir önyargı oluşmuş gidiyorBizim bir şeyleri başarabileceğimize inanılmıyor.Varsa yoksa NASA diyip duruyorlar.Halbuki Jüpitere çarpan cismi keşfeden Avutralyalı bir gökbilimci.Önce bu önyargıyı yıkmamız gerekiyor.Bana sorulduğunda 1 sene sonra öss yi kazanınca ne tercih ediceksin dendiğinde havacılık ve uzay mühendisliği-ODTÜ diyince bana tiptip bakıyolar sonra ilk esprileri su oluyor napcan aya mı gitcen uzaydan kasıt bildikleri tek şey bu olsa gerek.İşimizi zor arkadaslar ama bi o kadar da eğlenceli....
#37938
Levent Bey ve sevgili Tuğçe'nin samimi yazılarından dolayı teşekkür ediyorum. Çok zor bir konuyu seçmişsiniz tartışmak için:( Aslında söylenecek, yazılacak bir çok şeyi yazmış arkadaşlarımız. Bende 2008 Astronomi mezunuyum. Çok çoook dertliyim bu konudan. 4 tane üniversitede var biliyorsunuz Astronomi ve Uzay Bilimleri, ve eğer azıcık işin içine girmeye karar verdiyseniz, üniversitelerdeki durumların ne kadar kötü olduğunu görüyorsunuz. Bu 4 üniversitenin dördününde içi karışık durumda, hemen hemen herkes koltuk derdinde, bilimsel çalışma yapmak, başarılı öğrencilere kol kanat germek kimsenin aklına gelmiyor. Tüm bunlara katlanmak , bile bile göz göre göre bu yolu devam etmek kolay birşey değil. Ben bu sebeplerden dolayı lisanstan sonra 1 yıl ara verdim, bir bakıyım dedim, ben gerçekten 1 yıl sonra da aynı şeyi mi yapmak istiyor olacağım. Bu süreçte şanslıydım ki gözlemevi olan bir kolejde Astronomi Öğretmeni olarak çalışma şansım oldu. 1 yılın sonunda ne kadr çok istediğimi anladım, hani hep deriz bu virüsü bir kere kanınıza geçirdiniz mi artık kurtulamazsınız diye. Ne kadar doğruymuş şimdi anladım, herşyi göze alarak devam edeceğim:):) Ama bu süreçte bir tek artım vardı, fizik diplomam da var ayrıca, bunu da bu süreçte amaç olarak değil ama araç olarak kullanabileceğim imkanlar çıkıyor. Belki bilgisayar ve ingilizce konusunda da istediğim düzeye çıkabilsem herşey biraz daha kolay yüyürdü. Batuhan dı sanıyorum yazmıştı, bizler başlatacağız demişti, çok doğru. Bir yerden ele alıp başlamalıyız, ülkemizde de ben bir gün işlerin daha da güzelleşeceğini, bilime daha fazla önem verileceğini düşünüyorum, belki de fazla iyimserim:) Böyle birşeyler...

UP https://mundoalbiceleste.com/author/burinot/ h[…]

Öncelikle selamlar. Aranızda yeniyim. Araştır[…]