Kara delikler gerçekten birer delik mi yoksa birer cisim mi?

Çocuklar/Gençler için Astronomi ve Uzay hakkında bilgiler.
Burak Soyer
Mesajlar: 18
Kayıt: 15 Haz 2010, 12:15
İlgi düzeyi: Merak
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Re: Kara delikler gerçekten birer delik mi yoksa birer cisim mi?

Mesaj gönderen Burak Soyer »

Yıldızın içeri çökermesini sağlıcak bi çekim gücü zaten oluştuğu için normalde yıldızdan daha çok çekim gücü ürer bence. :)
Kullanıcı avatarı
Ferhat Pınar
Mesajlar: 626
Kayıt: 12 May 2010, 20:07
İlgi düzeyi: Hobi
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Mesaj gönderen Ferhat Pınar »

karadelikler cisimleri yuturken bir yandan da ışıma da yaparlar o yüzden kara delikler o kadar da kara değillerdir aslında.
Turgut bey affınıza sığınarak düzelteyim..

Kara delik ışığı yuttuğu için kara dır.Ve yuttuğu cisimler ısındığından ışıma yapar karadeliğin kendisi değil.
Kullanıcı avatarı
Aydın Akyol
Mesajlar: 78
Kayıt: 22 Şub 2010, 19:25
İlgi düzeyi: ++Hobi++
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Mesaj gönderen Aydın Akyol »

Eğer karadeliği 2 boyutlu bir düzlemde düşünürseniz evet kara delik bir anlamda deliktir
Resim

ama kütleye sahip olan herşeyinde boşlukta oluşturduğu bir eğimi olması gerekmektedir yani dünyamızda kendi çukuru vardır ama karadelik kadar değil
Kullanıcı avatarı
Ferhat Pınar
Mesajlar: 626
Kayıt: 12 May 2010, 20:07
İlgi düzeyi: Hobi
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Mesaj gönderen Ferhat Pınar »

Yalnız dediğin eğim dünyadaki çukur gibi değil.O eğim uzay zamandaki eğimdir yani bizim boşluk dediğimiz yerde gözle görülmeyen ve her cismin onu büktüğü zemindir uzay zaman.Karadelik o kadar büküyorki uzay zamanı adeta deliyor.
Kullanıcı avatarı
Aydın Akyol
Mesajlar: 78
Kayıt: 22 Şub 2010, 19:25
İlgi düzeyi: ++Hobi++
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Mesaj gönderen Aydın Akyol »

2 boyutlu düzlem derken uzay zamnı kastetmiştim zaten ama uzay sadece 2 boyuttan ibaret değildir 4 boyuttan oluşmaktadır uzay bu dediklerimi daha açık şekilde anlatabilmek için bir demeç sunmak istiyorum


Tarih boyunca, Bilimin temel problemi; mümkün olduğu kadar dogayı iyi bir şekilde anlayabilmek ve açıklayabilmektir. Bunu başarabilmesi içinde elinde yeteri kadar matematiksel donanım mevcut olması gerekmektedir. Boyut ve ekstra boyut kavramı temel olarak, zorumluluk veya keyfi uygulamalar sonucu ortaya çıkan fiziksel niceliklerdir.

1909 yılında, Minkowski, Maxwell’in Elektrodinamigi ile Einstein’in Özel Rölativite teorilerinden ilham alarak, doganın, bildigimiz üç boyutuna ek olarak dördüncü bir boyut yardımıyla tasvir edilebilecegini belirtmiştir.

Nitekim Einstein 1915 yılında yayınladıgı Genel Rölativite Teorisiyle, Minkowski’nin bu iddasını genelleştirerek uzay-zaman kavramı ile dogayı DÖRT boyutlu ( 3-uzay + 1-zaman ) tasvir etmistir. Böylece Minkowski ve Einstein tarafından başlatılan boyut sayısıyla OYNAMA !! ile evrenimizi anlama fikri günümüze kadar artan bir ivme ile fizikçiler tarafından farklı teorilerde farklı boyut sayısı ile karşımıza çıkmaktadır. Yazımın geri kalan kısmında bu teorilerle ilgili olarak temel bilgileri vermeye çalışacağım…
Aralarında r uzaklığı bulunan makroskobik iki nesne arasındaki F gravitasyonel kuvvetin büyüklüğü F∼ −2 r ile orantılıdır. d extra boyut sayısını göstermek üzere, d ≥1 durumunda ise Gauss kanununun bir sonucu olarak gravitasyonel kuvvet F∼ (2 d ) r − + ile orantılıdır. Benzer durum elementer parçacıkların mikro-alemi için de geçerlidir. Örneğin: yüklü parçacıkların elektomagnetik etkileşmelerinde ters-kare kanununa uyduğunu hızlandırıcı deneylerinden biliyoruz.

Bununla birlikte gravitasyonel kuvvetin doğasını belirlemede deneysel olanaklar sınırlıdır. Örneğin bu kuvvetin 4 10− cm ‘den daha küçük veya 28 10 cm ‘den daha büyük uzaklıklarda nasıl davranacağı henüz tesis edilememiştir. Rölativistik olmayan gravitasyonel etkileşmeler için bildiğimiz herşey 4 cm r 28 cm 10 ≤ ≤ 10 − aralığı ile sınırlıdır. Fakat doğa kanunları bu aralığın dışında farklı olabilir. Benzer şekilde, elektromagnetik etkileşmeler için ters-kare kanununun 16 10− cm civarında doğru bir şekilde test edildiğinden eminiz. Fakat bu skalanın(ölçeğin) biraz altındaki değerlerde bu etkileşmeler değişmektedir.

Şu anda, doğanın bu kanunlarının nasıl değişebileceği tam olarak açık değildir. Eğer ekstra (fazladan) boyutlar var ise, bu kanunların yüksek-boyutlu uzayların kanunlarına bağlı olarak değişebileceği olasılığı bulunabilir.

Bununla birlikte, bizim bu gibi soruların cevabı için ekstra boyutların varlığını ileri sürerek açıklama yapmamız ne kadar doğru olur?. Aşağıda extra boyutların varlığına bizi yönelten önemli teorik çalışmaların maddeler halinde kısa bir özeti sunulacaktır:

§ Ekstra boyutlar ile ilgili olarak ilk bilimsel çalışmalar 1920’lerde Kaluza ve Klein(KK) tarafından yapıldı. Bu teori, kütleçekim (gravite, gravitasyon) ile elektromagnetizmanın yalnız bir ek uzaysal boyutun varlığında birleşebileceği temeline dayanmaktadır. KK teorisine göre evrenimiz BEŞ boyutludur.

§ 1970’lerin sonunda oluşturulan Standart Model (SM), kütleçekimi dışındaki üç temel kuvveti (zayıf kuvvet, kuvvetli kuvvet ve elektromagnetik kuvvet) birleştirmeyi başarmıştır. Fakat SM birçok deneyle sınanmış çok başarılı bir model olsa da bazı önemli soruları cevapsız bırakmıştır. Elektronun yükünün mutlak değerinin neden protonun mutlak değerine eşit olduğu ya da protonun kütlesinin ne olması gerektiği modelde belli değildir. Bu sayılar deneylerden bulunup denklemlere yerleştirilmektedir. Gravitasyonu diğer üç temel kuvvetle birleştirmeyi hedefleyen Kuantum Gravitasyon Teorilerinde ise SM ‘lin açıklayabildiği sonsuzluklar bulunmaktadır. Daha sonra, SM içindeki parçacıkları daha basit bir yapıda birleştiren ve sonsuzluklar ve doğallıklar gibi problemlere çözüm yolu bulan yeni bir teori geliştirildi. Sicim Teorisi, olarak bilinen bu teori de dört temel kuvveti birleştirmeyi hedeflemektedir. Bunu yaparken altı tane ek uzaysal boyutun varlığını öngörmektedir. Bu teoriye göre de evrenimiz ON boyutludur.

§ Daha sonraları Sicim Teorisi’nde de sorunlar olduğu anlaşıldı. Her şeyden önce çok fazla sayıda (beş tane) Sicim Teorisi olduğu ortaya çıktı. Tüm kuvvetleri birleştirecek bir teori varsa, bu tek olmalıdır. 1995 yılında bu beş tane Sicim Teorisi’nin daha temel bir teorinin özel durumları(dualite kavramı) olduğu gösterildi. M-Teorisi olarak adlandırılan bu birleştirici teoriye göre de evrenimiz ONBİR boyutludur.
Yukarıda değinilen tüm ekstra boyutlar Planck (10-34) boyutundadır ve neticede detekte edilememektedirler. Randal-Sundrum (RS) Zar Evren Modellerine göre evrenimiz; 5- boyutlu düz ya da hiperbolik uzay-zaman içinde 4-boyutlu bir zar yapısındadır. Bu çerçevede; bir anlığına bilgisayarımızın ekranında yaşadığımızı ve yanlızca bu 2-boyutlu yüzey üzerinde hareket ettiğinizi düşünün. Bilgisayar 3-boyutlu uzayda bulunmaktadır. Fakat siz yanlızca bu ekran tarafından sınırlanan 2-boyutlu bir alt uzayda haraket edebilirsiniz. Sonuçta algıladığınız uzay-zaman 4-boyutlu değilde 3-boyutlu uzay-zamandır. Temel olarak bu tür düşünce yüksek boyutlardaki zar-evren modelleriyle benzer özellikler gösterebilmektedir. Bizim içinde yaşadığımız 3-boyutlu uzay, bilgisayar ekranı gibi düşünülebilir. Bu durumda 4-boyutlu uzay-zamanımız, üzerinde bulunan tüm madde ve kuvvetlerin hareketlerinin sınırlanmasından dolayı gözlemleyemediğimiz daha yüksek boyutlu bir uzayın içine gömülmüş bir alt uzay-zaman yapısında olabilir. Zar-evren modellerinde, üzerinde yaşadığımız bu dört-boyutlu alt uzaya zar (Brane), 5-boyutlu uzaya da Bulk adı verilir.

Işık elektromagnetik radyasyondan yapılmıştır ve zar-evren modellerinde yükler ve alanlar yanlızca zar üzerinde hareket edebilmektedirler. Bu yüzden ekstra boyutlar çok büyük olsada, ışığı kullanarak bulkın içindeki ekstra boyutları test edebilecek herhangi bir yol yoktur.

Gravitasyonun uzayın yapısını belirleyen bir kuvvet olmasından dolayı, en azından bütün boyutlara eşit olarak yayılması düşünülebilir. Bu durum bizim gravitasyonel kuvvet içindeki şüpheli davranışları araştırarak ekstra boyutları dedekte edebilmemize olanak sağlayabilir. Fakat, zar-evren modellerindeki eğrilik faktöründen ötürü (e-x) gravitasyonun bulkın içine çok fazla yayılamamasından dolayı ,gerçekte gravitasyon zarın içine hapsedilmiş veya zarı sınırlıyor durumundadır. Sonuçta, ekstra boyutları gravitasyon kullanılarak dedekte etmek oldukça zordur.

Zar-evren modelleri kavramsal olarak Kaluza-Klein modellerindeki kompaktifikasyonlardan farklıdır. Çünkü onlar ekstra boyutlar içindeki salınımları gravitasyonel olmayan kuvvetlerden çıkarmaya kalkışmazlar. Tersine, eğer ekstra boyutlar büyük ise, gravitasyonel salınımlar bu yönlerde hızlı bir şekilde ortadan kalkmak zorundadır. Sonuçta biz onları dedekte edemeyiz. Extra boyutlar içindeki salınımlı KK modları hâlen mevcuttur, fakat onlar gravitasyona bağlıdır ve gravitasyonda çoğunlukla zara hapsolduğundan, extra boyutlar effektif olarak zar üzerinde görünemezler.
turgut uslu
Mesajlar: 62
Kayıt: 10 Kas 2009, 16:56
İlgi düzeyi: yeni başladım
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Mesaj gönderen turgut uslu »

Sn. ferhat pınar, yanlışım varsa düzeltin tabi.
hawking der ki karadeliğin olay ufku yakınındaki sanal parçacık çiftlerinden biri karadeliğin içine düşerken diğeri uzayda kalır. ayrıca kara deliklerin bu yüzden ısındıklarını hatta kara delik ne kadar küçükse o kadar ısınacağını belirtmiştir. dediğin gibi bu parçacıkları kara delik saçıyormuş gibi görünürmüş ancak olan asıl olan sanal parçacık çiftinin bir tanesinin kara delikten kaçması olayı.
Hakan Akkule
Mesajlar: 55
Kayıt: 10 Tem 2010, 20:40
İlgi düzeyi: Merak
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Mesaj gönderen Hakan Akkule »

meselenin uzay-zaman kavramı için yaptığı değişikliğe pek dikkat çekilmemiş sanırım. Malum bu uzay-zaman 4.boyut ve gerilmiş bir çarşaf gibi örneklenmeye çalışılır. Karadelikler ise bu düzlemdeki en ağır "cisim" olarak çarşafta bir çöküntü yaratır... yani buradan yola çıkarsak karadeliğinin çöküntüsü karadeliğin kendisi değil sadece uzay-zamana verdiği etkidir. Yapılan teorik açıklamalardan benim anladığım böyleydi. Yanlışı varsa düzeltin...
Kullanıcı avatarı
Ferhat Pınar
Mesajlar: 626
Kayıt: 12 May 2010, 20:07
İlgi düzeyi: Hobi
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Mesaj gönderen Ferhat Pınar »

Aynen öyle :wink: bir ekleme yapayım.Karadelik "çarşaf"ı eğmekle kalmayıp onu deliyor.Teoriye göre deliğin ucuda başka bir evrenin uzay zamanına çıkıyor akdelik tarafından.
DaRkSiDe
Mesajlar: 2
Kayıt: 21 Tem 2010, 10:58
İlgi düzeyi: merak
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Mesaj gönderen DaRkSiDe »

Aslında bu kadar merak uyandıran ve gizem ve karanlık şeylere meraklı insanoğlunu çeken bu belirsiz varsayımlara dair kanıt bile yoktur, hatta bırakın kanıtı bugünkü teknoloji kara deliklerin varlığıyla ilgili düz mantıkla oluşturdukları varsayımlardan öteye gidememiştir.
Kara delikler hızı 299.792,458 kilometre\saniye olan bir maddenin ışığını bile yutabildiğine göre onları göremiyoruz ve duyamıyoruz ve hissedemiyoruz.
O halde kara deliklerin gerçekten olup olmadıklarını bilmiyoruz.
Kullanıcı avatarı
Emre Küçük
Mesajlar: 194
Kayıt: 02 Ağu 2009, 19:06
İlgi düzeyi: merak
Konum: Kayseri
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Mesaj gönderen Emre Küçük »

karadeliklerin varlığını biliyoruz. hem matematiksel olarak kanıtlandı, hem de gözlendi. bir yıldızı başka ne yutabilir ki? ya da o yıldızı yutarken dışarıya çok yoğun bir şekilde enerji verdiği, verirken de çok şiddetli bir şekilde parladığı gözlemlendi.
karadelik o kadar yoğun ki uzay zaman adeta deliyor. aslında delmek yanlış, uzay zamanı sündürüyor demek daha doğru olur. bu sündürme çok büyük...
Kullanıcı avatarı
Ferhat Pınar
Mesajlar: 626
Kayıt: 12 May 2010, 20:07
İlgi düzeyi: Hobi
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Mesaj gönderen Ferhat Pınar »

Aslında bu kadar merak uyandıran ve gizem ve karanlık şeylere meraklı insanoğlunu çeken bu belirsiz varsayımlara dair kanıt bile yoktur, hatta bırakın kanıtı bugünkü teknoloji kara deliklerin varlığıyla ilgili düz mantıkla oluşturdukları varsayımlardan öteye gidememiştir.
Kara delikler hızı 299.792,458 kilometre\saniye olan bir maddenin ışığını bile yutabildiğine göre onları göremiyoruz ve duyamıyoruz ve hissedemiyoruz.
O halde kara deliklerin gerçekten olup olmadıklarını bilmiyoruz.
Öncelikle şunu söylemeliyim nick kullanımı yasak.Lütfen sol üstten Kullanıcı Paneli'nden adınızı soyadınızı giriniz.

Karadelikler bir cismi yutarken o cisim çok çok ısınır.Bu yüzden şiddetli ışıma yapar.Evet karadelik gözükmüyor bu şekilde dolaylı olarak varlığı kanıtlandı.Karadelikten kastım içindeki minicik "Tekillik noktası".Birde bu tekillik noktasını çevreleyen "Olay Ufku" vardır.Burasıda bir cisim yutulduğunda ışık saçar.

Ve ayrietten Karadelikler çok yüksek radyo dalgaları yayarlar bu şekildede varlığı biliniyor.

Saygılar
Faruk Ipek
Mesajlar: 1
Kayıt: 29 Tem 2010, 08:21
İlgi düzeyi: Gelişiyo
Konum: Trabzon
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Mesaj gönderen Faruk Ipek »

İlim bir noktadır
Sparda
Mesajlar: 2
Kayıt: 20 Eyl 2010, 11:51
İlgi düzeyi: Merak
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Mesaj gönderen Sparda »

Başka bir sayfada da ben ilginç bir şey gördüm;

Teoriye göre kara deliğe çekilen bir cisim evrenin başka bir tarafında bir BEYAZ DELİKTEN çıkıyormuş.

Bu doğru olabilirmi?Kara delikler uzayda ve zamanda yolculuk yapılabilmeyi sağlayan portallarmıdır?
Kullanıcı avatarı
Onur Atılgan
Forum Genel Yetkilisi
Mesajlar: 5198
Kayıt: 13 May 2008, 15:04
İlgi düzeyi: Hobi
Konum: Balıkesir
Teşekkür etti: 1 kez
Teşekkür edildi: 13 kez

Mesaj gönderen Onur Atılgan »

Bu tamamen hipotetik bir düşünce. Matematik hesaplar sonucunda beyaz delik denen bir şeyin "olabileceği" öne sürülüyor. Fakat sadece bu kadar, var olduklarını destekleyen herhangi bir bulgu yok. Konu şurada:
http://gokbilim.com/forum/viewtopic.php ... 91&start=0
emre zanbak
Mesajlar: 17
Kayıt: 26 Eyl 2010, 15:46
İlgi düzeyi: Merak
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Mesaj gönderen emre zanbak »

Bu karadelik dediklerini hangi enerji algılayıcı ile neye göre tespit ediyorlar veya varsayıyorlar bilmiyorum, radyo dalgalarımı yoksa parçacıkmı ? ısıl durumuna göre cisimler muazzam fark gösteriyor. bizim yakınımızdaki güneş olmazsa dünya neyin yörüngesinde olur ? yörüngesinin değişeceğine inanıyorum. kara delik denilen noktalar bir zamanlar etkileşimin fazla olduğu çok yıldızlı bir yer olabilirmi? biz bunların görüntüsünü binlerce hatta milyonlarca yıl önceki ışık parçasıklarından varsayıyorsak varlığı bile şüpleli. bazen nasanın önemli verilerden çok kafa karıştıran şeyleri paylaştığını düşünüyorum. uzay bilmi çok güzel ancak şuan enerji verimliği ve üretimi için bu kadar yatırım yapsalardı daha iyi olmazmıydı, dünya merkezine yaklaştıkça muazzam bir enerji alınır, yüzlerçe yıl değil milyonlarca yıl yeter, bu harçayamayacağımız kadar çok enerji ile dünyamızı iyileştirebilir teknoloji ve üretimi çok daha fazla arttırabiliriz. "ısı enerjisi"
Cevapla

“Gökbilim ve Uzay” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 18 misafir