
Yılancı takım yıldızı yönüne bakan milyonlarca meraklının beklediği an gelir ve insanların şaşkın bakışları arasında 40 metrelik nozulundan ateşlenen ilk döteryum misketi ile gün ışığında gözleri kamaştıracak kadar parlak bir nesne insanlık adına ikinci büyük adımı atmak için 5.9 IY ötedeki Barnard Yıldızına doğru harekete geçer…
Bilim kurgu romanından fırlamış satırlara benzesede aslında 1973 yılının kış aylarında İngiliz gezegenlerarası araştırma topluluğunun önayak olduğu insanlığın ilk yıldızlara ulaşmayı hedefleyen insansız devasa yıldız gemisini tasarladığı devasa bir mühendislik projesi olan PROJECT DAEDALUS ‘ekibinin 2000 li yıllarda gerçekleştirmeyi hedeflediği bir hayaldi.
Proje gerçekten devasaydı öyleki hedeflenen yıldızgemisi 500 tonu bilimsel araçgereçleri taşıyan değerli yükü ve 50000 tonu yakıt olan 54000 tonluk 70 metrelik uzunluğa ve 50 metreden fazla genişliğe(yakıt depoları) sahip olması yüzünden ancak dünya yörüngesinde veya ay yada bir asteroit(maden içeriği nedeni ile) üzerinde imal edilmesi planlanmaktaydı.

Hedef Barnard Yıldızı
Edward Emerson Barnard tarafından 1916 yılında bulunan yıldız gökyüzünde diğer yıldızlara göre en hızlı(yılda 10,3 arksaniye) hareket eden yıldız olması ile beraber 1963 de Peter van de Kamp tarafından yıldızda saptanan pertürbasyon(salınımlar) izlenerek ilk defa bir yoldaşı olduğu saptandı. son gözlemlere dayanarak sistemin 12-20 yılda turunu tamamlayan 0.7 ila 0.5 jüpiter kütlesinde bir gezegene sahip olduğu kanıtlandı ki ozamana kadar güneş sistemi dışında saptanan ilk gezegen olması ve enyakın ikinci yıldız(5,96 IY) olması hasebi ile bütün ilgiyi üzerine çekti


DAEDALUS Tasarımı
Daedalus tasarlanırken hedefi 59 trilyon kilometre uzaktaki yıldıza insan ömrünün erişebileceği bir sürede yaklaşık 50 yılda ulaşabilecek bir araç olmasıydı. Fakat nasıl, günümüzde kullanılan en hızlı uzay araçlarından biri olan Voyager I bile 17 km/sn lik ciddi hızı bile ışık yılı cinsinden yanlızca 0.006% ‘a denk geldiği düşünülürse ki bu hızda ancak 83000 yıl sürerdi ulaşmak. 50 yıl olan hedefi tutturabilmek için gerekli olan hız ışık hızının %10 (30,000km/sn) gibi bir rakamdı. 
Daedalus en yakın yıldız olan alpha centauriye gönderilseydi yolculuk aşamaları yukarıdaki gibi olacaktı.
Bu yüzden tasarımı bu hıza ulaştırabilecek itki teknolojisi olarak güneşe hayat veren enerji Füzyon olarak belirlendi.

Yukarıdaki çizimde görülen 1 nolu kısımdaki enjektörden saniyede 450 adet gönderilen deuterium(hidrojenin izotopu) ve helium-3 den oluşan yakıt misketleri 3 nolu muazzam güçlü lazerlerle bombardıman edilerek daha ağır elementlere(helyum-berilyum) birleşerek füzyona uğraması ile açığa çıkan muazzam enerji 5 ve 4 nolu yolu izleyerek nozuldan ışık hızının yakın hızlarla fırlatılırken gemiyide saatte 76,6 milyon kilometre hıza ulaştırmaya çalışır

Açıklamalar : (aşağıdan yukarıya)
endüksiyon bağı, electron tabancaları tarafından bombardıman edilen yakıt misketlerini reaksiyon odasından düz bir jet olarak fırlayabilmesi için manyetik bir sıkıştırma(yoğunlaştırma) sağlar.süperiletken bağlar ile destekli iskelet üstündeki parabolik yansıtıcılar küre görünümündeki hidrojen tanklarını aşırı sıcak ve radyasyona karşı korur. Yukarıdaki ikinci aşama ise alttaki birinci aşamanın ufak bir kopyasıdır. yine elektron tabancaları ile yakıt hücreleri bombardıman edilirken reaksiyon odasının hemen üstünde yakıt misketlerini yanma odasına fırlatan enjektör bulunur. ve son aşama yakıt tanklarının üstünde otonom uyduları ve değerli yükü taşıyan kısım bulunur. değerli yükün üzerinde ise yıldızlar arası maddelerin(yüksek hızlı mikro parçacıklar, radyasyon ve ısı) etkisinden koruyan bir kalkan(erozyon kalkanı) bulunur
Büyük Yolculuk
Barnard Yıldızının 5.9 IY ötede olduğu düşünüldüğünde 50 yıl içinde bir aksilik olmazsa yıldıza ulaşacak olan Daedalus’u artık dünyadan kontrol etmek biraz zor olacaktır. çünki göndereceğiniz bir komutun oraya ulaşması 6 yıl alcak ve geminin mesajı dünyaya göndermesi de bir okadar sürecektir. bu durumda Daedalus devasa yapılı bir mühendislik harikası olmasının yanında yolculuk boyunca tüm kararları kendisi alacak süperzeki bir bilgisayara sahip olması bir başka değişle günümüz ölçütlerinin bile üstünde bir yapay zekaya sahip olması gerekir.
Hedefe varıncaya kadar meydana gelebilecek mekanik arızalara müdahele etmek için ise bu süperbeyin tarafından otonom olarak kontrol edilecek robot bekçilerini (warden) barındıracaktı.

Bu bekçiler aynen robot astronotlar gibi gemiyle seyahat edecek ve sürekli bir tamir bakım işlerini yürüteceklerdi(nede olsa 50 yıl bir sürü arıza çıkarmak için yeterli bir süre
heleki odaklanılan o sürette giden bir gemi olunca)
Geminin 450 tonluk asıl önemli yükü ise nozuldan çıkan (aşırı zararlı) yüklü parçacıkların radyasyonu ve ısısından korunmak için 7 mm kalınlıktaki 50 tonluk berilyumdan yapılı erozyon kalkanlarının arkasında çalışacak olan otonom süper bilgisayar(overmind), overmind’a bağlı 5 metrelik 2 adet optik ve 20 metrelik 2 adet radyo teleskop, bilimsel ölçüm aletleri ve hedefe varıldığında olası gezegenlere fırlatılacak olan 12 adetlik bir uydu takımından oluşmaktaydı

Bu uydular gezegenlere ulaştıklarında hala ışık hızının %10 da yol aldıklarından gezegenler hakkında toplayabildikleri tüm bilgileri çabucak anagemideki süper bilgisayara gönderecekler ana bilgisayarda füzyonu tamamlamış ve artık soğumuş olan nozul çanağını bir anten gibi kullanarak dünyaya verileri ulaştıracaktı

Gerçekten hayali bile kelimelerle zor ifade edilebilen çok büyük bir projeydi, özellikle 70 li yıllarda doruğa çıkan uzayı fethetme arzusunun ilk ciddi çalışma grubuydu hatta projenin çekirdeğindeki gezegenlerarası füzyon itkili uçuşun araştırıldığı ünlü ORION grubunun üyeleri arasında bilim kurgu hastalarının hemen hatırlayacağı Freeman Dyson bile vardı.
Ama devasa yapısının gerektirdiği trilyonlarca dolara mal olacak böyle bir projeye katlanmak için ancak dünya uluslarının birleşmesi gerekmekteydi, ve olmadı.
Şimdilerde ise hatıralarda tatlı bir anı olarak kalan bilimsellikten uzaklaşmamış sağlam bir bilim-kurgu eseri olarak 21. yy’ın cesaretli hükümetlerini tozlu raflar arasında bekliyor
Saygılarımla..
Emre EVREN
