Amatörlerin gözlem deneyimleri, gözlem hikayeleri.
#118192
DERİN DERİN GÖZLEMLER

21-07-2015

Sıcaklar başladığından bu yana gündüzler benim için bir sıkıntıya dönüştü. Hiçbir şey yapmak istemiyor, bir an önce güneş batsa da serinlese diye ne yapacağını bilmez halde dolaşıyorum evin içinde. Aynen böyle bir haldeyken, balkonda bıraktığım teleskobumu hatırladım. Güneş filtrem var niye güneşe bakmıyorum ki ben deyip, oyalanacak bir şey bulmuş olma heyecanıyla geçtim teleskobun başına. Bugün Güneş yoğun bir makyaj yapmış olacak ki, yüzünde leke falan göremedim, küçük bir nokta dışında. :lol: Şansımı akşam denemek üzere ayrıldım teleskobumdan.

Akşam yemekten sonra, uzun süredir ufka yakın diye bakmak istemediğim Jüpiter ve Venüsü hedefledim. Zavallı Jüpiter küçücük kalmış. :o Hilal evresindeki Venüsü izlemek ise keyifliydi. Ardından sıra esas Hilal’deydi. Ayı çeksem mi acaba diye düşündüm. Baktım yüzey dalgalanıyor, vazgeçtim. Ardından Satürn’e doğrulttum teleskobu. Bu halkalı gezegen, her baktığımda beni şaşırtmaya devam edecek herhalde. Mercekte gördüğüm bu tuhaf varlık, hala beni gülümsetmeye devam ediyor. Bu arada her hedefi arkada merakla bekleyen anneme göstermeyi de ihmal etmediğimi ekleyeyim. :mrgreen: Satürnün güzelliği karşısında yine büyülenmiş olarak teleskobun başından ayrılıp, çıplak gözle semayı seyretmeyi başlamışken, annem de satürnü babama göstermeye çalışıyordu. Çok inatçı bir adam; teleskobu aldığımdan bu yana bir ya da iki defa yoğun ısrarlarımızla bakmıştır ancak. Halbuki, her gün balkonda oturup, ışıkları söndürüyor, yıldızları seyrediyor. :? Annem bu daha büyümüyor mu deyince, aklıma barlowum geldi. Dedim, hele bir de onu deneyeyim. Barlowlu gezegen ve ay gözleminden sonra, yine kamerayı barlowla denemeye kalkıştım. Sonuç, tabi ki hüsran. :aah

Bir çay molasının ardından, yoldaşım stellariumla beraber, derin uzay gözlemine başladık. İlk hedeflerim, yerini ezberlediğim M80, M22 ve M28. Nerdeyse günlük kontrol ediyorum bunları, yerlerinde duruyorlar mı diye. :lol: Hava oldukça rüzgarlı olmasına rağmen, bu küresel kümelerden oldukça tatmin edici görüntü aldım. Rüzgarın etkisiyle görüntü bir bulanıyor, bir duruluyor; durulduğunda da bu küresel kümeler oldukça parlak görünüyordu. Gün bu gündür deyip, görüş sınırlarımı zorlamaya karar verdim. Akrep ve Yay arasında ve yakınlarında ne kadar hedef varsa bulmaya karar verdim. Tabi daha çok küresel kümeler, ki her zaman diğerlerinden daha çok sevmişimdir onları. Sağ gözüm mercekte, sol gözüm bulucuda, elim kumanda da, bir yandan bulduğum şey aradığım şey mi diye haritayı kontrol eder halde, gözlerim şaşı oluncaya kadar teleskop başında saatler geçirdim. :hasta Mercekteki görüntüyle haritadakini eşlemek üzere, görüntünün simetrisini beynimde oluşturmaya çalışır bir vaziyette ne kadar süre geçirdim bilmem ama son hedef olan M5’i ararken devrelerimin yandığını, gözlerimin mola mola diye feryat ettiğini farkedip, seyahatime son verdim ama yine de; Perseus civarındaki favorim çift kümeyi de görmeden edemedim. Teleskobu diğer tarafa taşıyıp, çift kümeyi bulmaya çalıştım. Kuzeydoğu tarafında ışık kirliliği daha yoğun olacak ki, Perseus’un yıldızlarını göremediğim için çift kümeyi de bulamadım. Biraz daha yükseldiğinde, gecenin ilerleyen saatlerinde şansımı bir kez daha deneyeceğim.

Bugünkü hedeflerimi gözlem esnasında not almadığım için tek tek anlatamayacağım ama daha sonrası için aşağıya bir listesini ekliyorum:

M80-Küresel Yıldız Kümesi (Parlaklık=7,20)
M4-Küresel Yıldız Kümesi (5,90) (Bir çok kez deneyip de görememiştim, sonunda görebildim. Azmin Zaferi. 8) )
M62- Küresel Yıldız Kümesi (6,60)
NGC6281-Bulutsuluğa Bağlı Küme (5,40)
Prawn Nebula
C76- Bulutsuluğa Bağlı Küme (2,60) (Bunu daha önce niye farketmemişim bilmiyorum, gayet parlak bir hedef. :roll: )
M7- Açık Yıldız Kümesi (3,30)
M6- Kelebek Açık Yıldız Kümesi (4,20)
NGC6416- Açık Yıldız Kümesi (5,70)
M19-Küresel Yıldız Kümesi (7,20)
M9-Küresel Yıldız Kümesi (7,90)
M8- Lagün Bulutsusu (5,80)
M20- Trifid Bulutsusu (6,30)
M21- Açık Yıldız Kümesi (5,90)
M28- Küresel Yıldız Kümesi (6,90)
M22- Küresel Yıldız Kümesi (5,10)
M54- Küresel Yıldız Kümesi (7,70)
M69- Küresel Yıldız Kümesi (7,70)
#118258
Teşekkürler, Halil Bey! Teleskobum Celestron Nextstar 90 SLT.
gönderen halill07
#118260
Şule Kuzpınarı yazdı:Teşekkürler, Halil Bey! Teleskobum Celestron Nextstar 90 SLT.
Muhtemelen m13, m92 hala sis lekesi olarak görünür onunla, değil mi? Yoksa benimki önyargı mı? 90 slt'yi hiç kullanmadım da.
#118356
Andromeda bile sis daha doğrusu bulut gibi görünüyor. :( Parlaklığı daha düşük olanlar ise çoğunlukla yan bakışla farkediliyor. Bazen hayal mi görüyorum diye tekrar tekrar kontrol etmem gerekiyor. Andromedadan daha sönük olanları benim dışımda kimse kolay kolay göremiyor zaten. :lol:
gönderen halill07
#118361
Şule Kuzpınarı yazdı:Andromeda bile sis daha doğrusu bulut gibi görünüyor. :( Parlaklığı daha düşük olanlar ise çoğunlukla yan bakışla farkediliyor. Bazen hayal mi görüyorum diye tekrar tekrar kontrol etmem gerekiyor. Andromedadan daha sönük olanları benim dışımda kimse kolay kolay göremiyor zaten. :lol:


Teşekkürler ederim.
#120030
FARKLI GÖKYÜZÜNDEN NOTLAR

Mayıs ayının 2. haftası, bir AB Projesi kapsamında Finlandiya'daydım. Finlandiya'yı özellikle projeye dahil etmiştim, kuzey ışıklarını görebilmek için. Hesap etmediğim nokta, kuzey ışıkları Ağustos-Nisan arasında görülebiliyormuş. :cry: Bunu önceden bilseydim, hareketlilik zamanını ona göre ayarlardım. Ama kısmet değilmiş. Bir taşla iki kuş her zaman vurulamıyormuş. :lol: Fakat yine de durağan bir gökyüzü görmek, kutup yıldızını tepe noktasına yakın bir konumda görebilmek gibi ekstralarım da olacaktı bu yolculukta. Tabi bir de, doğa sever biri olarak kutba yakın farklı bir doğa parçası görme düşüncesi de yetiyordu heyecanlanmam için.

İlk yurtdışı gezim olacaktı. Daha önce yurt dışına gitmemiş, sadece bir defa uçağa binmiş biri olarak, tüm organizasyonu kendim yapmıştım, internet sağolsun, tabi bir de Erasmus programı. :lol: Atatürk Havalimanı gibi ucu bucağı olmayan, dünyanın her tarafından insan manzaraları gördüğüm bir havalimanından uçağa bindik. Uçağımız Helsinki Havaalanına vardı. Pistte tek tük uçak vardı. Havalimanının içinde de tek tük insan. Tam olarak terk edilmiş bir ülke görünümündeydi. Tamam dedim işte aradığım sakinlik, doğru yerdeyiz. :lol: Havaalanının içinde kısa bir turdan sonra tren istasyonuna yöneldik. Her şeyi internetten halletim ama Helsinki gezisini sonradan plana dahil ettik, tren biletlerini değiştirmek için bir gişe bulmamız lazım. Yaklaşık 300 metre aşağıdaki peronlara indik. Ne bir gişe var, ne de bir insan. İn cin top oynuyor. :shock: Bir kaç tane bilet makinesi o kadar. Trenler gelip gelip gidiyor. Makineden Helsinki'ye gitmek için bilet aldık, nereye gideceğimiz üzerinden yazar ümidiyle. Tabi ki, Finceydi, umutlarım suya düştü. :lol: Daha sonra gelen bir kaç kişiye sorduk da, bineceğimiz treni bulduk (hangisine binsek aynı yere gidiyormuş meğer :lol:). Yarım saatlik bir tren yolculuğundan sonra Helsinki'ye vardık. Bir kısmımız otele yerleşmek üzere giderken, ben biletleri değiştirmek üzere bilet gişesine gittim. Bankodan sıra alıp, başladım beklemeye. Herhalde yarım saat falan bekledim. Sıra bana geldi. Gişe memuru yaşlı bir bayandı. Anlattım derdimi, elimdeki internet çıktılarını aldı, kaç kere çevirip çevirip baktı sayamadım. Biletleri bilgisayarda işleme sokması bir 5 dakikasını aldı. 15 dk bilgisayarda işleme sokmaya çalıştı. Değiştirmek için para istedi, para üstünü yanlış verdi. Velhasıl 6 bileti bir sonraki güne atmak için 20 dk uğraştı. O an Finlandiya hakkında ilk gözlem sonucuma vardım: İş çok, çalışacak insan az. Hizmet diye bir şey yok. Her şey, kendin pişir, kendi ye usulü yürüyor.

Helsinki'de yaklaşık 1,5 gün geçirdik. Şehir merkezi ve Suomenlinna Adasını gezdik. Muhteşem bir ada, Helsinki'de en çok sevdiğim yer orası oldu. Düzenli, temiz ve sakin bir şehir. Lokanta, kafe, otel gibi yerlerde dikkatimi çeken, bizdeki gibi bir hizmet anlayışının olmaması. Etrafınızda pervane olan garsonlar yok. İnsan azlığı her yerde kendini gösteriyor. :lol: Ama neredeyse herkes İngilizce biliyor. Adres sormak ya da herhangi bir konuda bilgi almak için durdurduğum herkes İngilizce biliyordu.

Ertesi gün eğitimin olduğu şehre Joensuu'ya gitmek üzere yine trene bindik. Bizdekinden farklı olarak iki katlı trenleri var. Yerimiz ikinci kattaydı. Saat 18 gibi yola çıktık. 4,5 saatlik bir yolumuz vardı. Güneş'in gökyüzünde asılı kalma olayını Helsinki'de gezerken çok farkedememişiz. İlk defa tam olarak trende idrak ettik. Biz gidiyoruz, zaman geçiyor, Güneş aynı yerinde duruyor. Aynı yerde saatlerce asılı kaldığı için fazladan ısı yayıyor. Bu nedenle olsa gerek, trenin içinde sıcaktan bunaldık. Kuzey Kutbu'na yakın bir ülkede sıcaktan yandık kavrulduk desek kimse inanmaz. :lol: Güneş 21:30 civarı battı. Fakat 22:30 civarı biz Joensuu'ya vardığımızda hava hala kararmamıştı. Evet, gerçekten kutba yaklaşmıştık, uzun günlerin olduğu ülkedeydik.

İlk gün yorgunluktan yıldızlara bakamamıştım. Bu nedenle ertesi gün akşamı iple çektim. Gün batımından sonra dışarı çıkıp, yıldızların çıkmasını bekledim. Hepsinden çok merak ettiğim kutup yıldızının konumuydu. Tabi ki, hava bütün yıldızları gösterecek kadar kararmadı bir türlü. Ay göründü önce, sonra jüpiter. Jüpiter neredeyse saatlerce aynı konumda kaldı. Finlandiya'da gökyüzüne baktığınızda, zaman durmuş gibi hissediyorsunuz. Hiçbir şey değişmiyor. Otele gidip, odamdan bir şeyler alıp dışarı çıkıyorum, Jüpiter hala aynı yerde. Astrofotoğrafi için mükemmel bir yer. Takip sistemine gerek yok. Gezegenler, cisimler orada durmuş, poz veriyorlar fotoğraf için. :D Tam 1,5 saat bekledim, başka bir gök cisminin görünür olması için. Saat 11 civarıydı, hava hala aydınlıktı ve kutup yıldızını belli belirsiz gördüm. Tepe noktasına oldukça yakındı, benim görmeye alıştığım yükseltiden çok yukarıda. Biraz daha bekledim ama hava iyice soğumuştu, içeriye geçtim. Zaman zaman pencereden gökyüzüne baktım, bir şey görebilmek için. Saat 12'de bile hala tamamen karanlık değildi. Yani, yıldızları görme olayı da benim için bir hayale dönüşmüştü. :cry:

Sonraki günler genelde gezmekle geçti. Batmayan Güneş'i fırsat bilip, zamanı hep dışarda geçirdik. Finler için gün 18'de bitiyor. Bizim gibi zamanı ayarını tutturamayanlar dışarıda hep. :lol: 18'den sonra açık market yok, kafe yok, mağaza yok, bir ya da iki tane gıda marketi ve bir kaç lokanta sadece 20'ye kadar açık. Boş boş dolaştık sokaklarda, şu günler biraz daha uzun olsa dileğinin yerine gelmiş halini doya doya yaşamak için. :D Okullarını gezdik, bilim festivallerini gezdik, milli parklarını gezdik. Koli Milli Parkı'nın muhteşem bir doğası vardı. Finlandiya genel olarak göllerle parçalanmış bir yapıya sahip. Milli Park da bu göllerden birinin yanında. Göl üzerinde onlarca küçük ada var, manzara muhteşem. Hava tertemiz, doğa tertemiz. Türkiye'de dağın başına çıkıyorum, orada bile çöple karşılaşıyorum. Fotoğrafı nasıl çeksem de içine bir çöp girmese diye uğraş veriyorum. Çöpsüz doğa fotoğrafı çekmek isteyenler için mükemmel bir yer.

Yıldızları görebilecek kadar gece olmadı, daha doğrusu sabah eğitim olduğu için 12'den sonraya kalamadım hiç. Ki zaten 4:30 da Güneş doğuyormuş. Çok da bir şey göremezdim. Her şey ağır ağır ilerliyor. Muhtemelen aynı takım yıldızlarını saatlerce izlemek zorunda kalırdım. Kuzey ışıkları ise içimde ukde olarak kaldı. Bir dahakinin zamanını doğru ayarlayacağım artık. Ama astrofotoğrafi için biçilmiş kaftan.

Finlandiya'nın en sevdiğim kısmı hiç şüphesiz sakinliği ve uzun günleri oldu. Hele de yolculuktan bir hafta önce Gaziantep'teki evimin yakınlarında gerçekleşen ve uykudayken korkuyla beni ayağa fırlatan bombalı saldırıdan sonra, bu sakinlik ruhuma çok iyi geldi. Türkiye'ye döndüğüm gün, Antep'in karmakarışık trafiği, kalabalık caddeleri, beni rüyadan uyandıran saat alarmı gibiydi. :? Havanın hemencecik kararıyor olmasına bir süre alışamadım. Günler çok kısa geldi. Oysa ki en uzun günlerimizi yaşıyoruz. Bu coğrafyanın herhalde tek güzel yanı, yıldızları görmek için kış mevsimini beklemek zorunda olmamamız. :wink:
gönderen DOGA452
#121601
Merhaba Şule abla. Öncelikle bu yazıların için çok teşekkür ederim. Şuan çok uzun zamandır bu forumu okumama rağmen(yeni üye olmuş olabilirim :D) senin yazılarını yeni farketmiş olmanın şaşkınlığı ve hüznü var üzerimde. Ama yine de çok mutlu oldum , artık yeni hedeflerimden birisi seninle bir gün gözlem yapmak :)) Finlandiya'ya gidip Kuzey ışıklarını görememen de büyük talihsizlik olmuş. Umarım ikimiz de görürüz bir gün! Tekrar teşekkürler bu güzel paylaşımların için.
#121635
Merhaba Doğa452, foruma hoşgeldin. Hoş yorumların için teşekkür ederim. Doğrusunu söylemek gerekirse ben de bugünlerde kendimle gözlem yapma hayalleri kuruyorum. :lol: Gözlem açısından çok verimsiz günler geçiriyorum. :cry: İnşaallah birgün hayaller gerçek olur. Bu güzel yorumun sayesinde umarım şöyle bir silkelenip özüme dönerim.
gönderen DOGA452
#121637
İnanılmaz bir tesadüfff! Cevap yazmandan bir saat kadar önce sahilde gezerken teleskop kurulduğunu gördüm 'güzel Ay'a bakın' tarzı bir şey yazıyordu, 1 lira ücretle. Hemen baktım sonra go-to özelliği vardı teleskobun adama 'Satürn'e de bakabilir miyim?' dedim. Sağolsun manuel olarak ayarladı, go-to yu çözememiş. :D Satürn çok güzeldi. Sonra diğer daha büyük olan aynalı teleskopla bakmak istedim tam o an aklıma sen geldin Şule abla. Bence hemen özüne dönmelisinn. :)))
#121649
Sen beni şaşırtmaya devam ediyorsun Doğa. Sadece yazdıklarımla sende gökbilime karşı bir duygu uyandırabilmek, hele de beni o duyguyla bağdaştırman gerçekten çok hoş bir duygu.
gönderen DOGA452
#121651
Gökbilime karşı ilgim yıllardır var. Ama bu ilgimi, merakımı, duygularımı paylaşacağım birisi pek bulamadım. Bu forumu da uzun zamandır takip ediyorum seni görmemiş olduğum için hala şaşkınım gerçi. :))
#121653
Genelde gökbilim sevdalılarının kaderidir bu: merakını ve duygularını paylaşacak birilerini bulamamak. Hatta gökbilim sevdalısı bulsan bile, aynı merak ve duyguyu paylaşmıyor olabilirsin. :lol:
  • 1
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10

UP https://mundoalbiceleste.com/author/burinot/ h[…]

Öncelikle selamlar. Aranızda yeniyim. Araştır[…]