Nasıl bir dürbün alacağınıza dair yardım istiyorsanız, elinizdeki dürbünü satmak istiyorsanız...
Kullanıcı avatarı
gönderen Salih Dinçer
#23490
Neden okumalıyız?

Çünkü bu işe yeni başlayanlara dürbün öneriyoruz...:lol:

Niçin her defasında dürbün öneriyorsunuz?

İşte daha ucuz, kolay ve üstelik daha geniş açıyla göreceğiniz için...

Eeee, sonra...:wink:

Geniş açıyla görünce gökyüzüne daha hakim olacaksınız. Kollarınızda tuttuğunuz için belki biraz yorulacaksınız ama görmek istediğinizi daha kolay bulacaksınız.

Kollarım yoruldu, n'apmalıyım...:roll:

Yatarak veya oturarak gözlem yapıyorsanız kollarınızı vücudunuzdan (nefes alıp verdiğiniz için) bağımsız yanlardaki bir desteğe (örn. koltuk kolu) dayayın. Ayaktaysanız dürbünü sabit tutmak için boyunuza yakın süpürge, çubuk veya üçayak kullanın.

Artık yetmiyor teleskop alacağım dürbünü n'apayım?

Olur mu öyle şey...:) En uzman amatör astronomlar bile dürbünle birlikte gözlem yaparlar. Mutlaka teleskopunuzun yanında bir dürbün hazır bulunsun. Tüm tavsiyelere rağmen teleskopla başladıysanız gidip bir dürbün almanızda fayda var...:wink:
Kullanıcı avatarı
gönderen Burak Yakut
#31833
Tahir Bey' in muhteşem yazısının bir nevi özetini, Sky&Telescope sitesinde bulunan bir grafikde çok güzel özetlemişler.

Dikey eksen büyütmeyi, yatay eksen ise dürbünün açıklığını ifade etmektedir. Sağ alttaki bilgilendirici oklara göre grafikde seçtiğimiz dürbün kombinasyonunun bize sunacağı avanatajlar / dezavantajlar belirtilmiş.

Dürbün almayı düşünen arkadaşlarıma faydalı olması dileğiyle;

Resim

Daha açıklayıcı olması açısından grafikde de Exit Pupil=Çıkış Açıklığı hakkında Tahir Bey' in yazısından bir alıntı;
Dürbün boyutlarından öğrenilecek çok önemli bir özellik çıkış açıklığıdır(İngilizce exit pupil) Çıkış açıklığı, dürbünün milimetre olarak açıklığını büyütme değerine bölerek bulunur. Örneğin 7×50′lik bir dürbünde çıkış açıklığı yaklaşık 7mm, 10×50 de 5mm’dir. Bu değer teleskoplar için de aynı şekilde hesaplanır ve görsel gözlem için son derece önemli bir faktördür. Çıkış açıklığı göz merceğinden çıkan paralel ışık sütununun çapıdır. Göz bebeğimiz karanlığa alışınca 7mm kadar açılır (yaşlılarda biraz daha az), böylece göz gündüze nazaran daha çok ışık toplayabilir. 7mm’lik bu açıklık gözümüze girebilecek ışık miktarını sınırlamaktadır. Dolayısıyla optiğin göz merceğinden çıkan paralel ışınlar, 7mm’den büyük olursa optiğin açıklığını tam kullanamamış oluruz, zira topladığı ışığın bir kısmı gözümüz tarafından algılanamayacaktır. Ama endişelenmeye gerek yok, çünkü bu durum ancak teleskoplarda meydana gelebilir. Çıkış açıklığı 7mm’den büyük dürbün imal edilmemektedir.

Bu söylenenlere göre gökyüzü için ilk bakışta en ideal dürbün çıkış açıklığı 7mm olan gibi görünebilir. Ancak gözlem yaptığımız yer zifiri karanlık değilse gökyüzü arka planı etraftaki yapay ışıklar tarafından aydınlatılmış olacaktır. Rahatsız edici olduğu için gökseverler bu aydınlanmaya ışık kirliliği derler. İşte 7mm çıkış açıklığı olan bir optik, malesef yıldızların yanısıra ışık kirlenmesinden oluşan parlaklığı da çok iyi gösterir. Sonuçta kontrast düşer ve zayıf bir derin uzay bulutsusu görünmez hale gelir. Bu nedenle şehir veya kasabadan gözlem yapacak gökseverler 7mm yerine sadece 5 veya 4mm çıkış açıklığı olan bir model tercih etmelidirler. Küçülen çıkış açıklığı gökyüzü arka planının kararmasına neden olur.
Genç bir insan gözü karanlığa alıştığında 7mm açıklığa ulaşabilir
Resim

Dürbün çıkış açıklığı, göz merceğinin ortasındaki küçük yuvarlak görüntü.
Resim

Syg.
gönderen Mesut Demirhan
#32967


İnsanlara durduk yerde birşeyler tavsiye etmeye kalkmak elbette risk almak anlamına geliyor. Buna bir de "cahilin cesareti faktörü" eklendiğinde internetin nasıl da bir "wikipedia" olup çıktığını anlamak daha da kolaylaşıyor.

Yine de Eskişehir MediaMarkt açıldığından bugüne, -"azalan tarlalar kanunu"nu uygulamasına rağmen- dürbün reyonu, yolu oraya düşürdüğümüzde ilk adres olup çıktı (özellikle de 500TL üzeri kulaklıkların bulunduğu reyonun ürünleri birkaç hafta içinde apar topar götürülünce).

MediaMarkt, diyebilirim ki, dürbün test etmek için iyi bir fırsat (Bu bakımdan kendilerinin, değerli gözlem tecrübelerime dönük olarak yeni modelleri getirmelerini "dört gözle" beklemekteyim).

Onca yıldan sonra neleri tecrübe ettik?:

- Bir defa, porro prism/roof prism farkını.

Roof prism´de olayın ne anlama geldiğini bizzat görmek isteyen, mutlaka bilincini Leica 10x50´e takmak zorunda değil. Standart binocular sitelerinde Nikon´un nedense pek bulunmayan "Sporter" seriini denemeli
(http://www.nikon.com/products/sportopti ... /index.htm ).

Anladığım kadarıyla biraz eskimiş görünseler de bence bu serinin dürbünleri yine Nikon´un Monarch´ları ile pekala boy ölçüşebilir (Hatta onlardan iyi olduğunu söyleyen olursa bunu da kabul edebilirim). Üstelik denediğim ürün 8x42 de değil, 8x36 idi.

- "Zoom dürbünler kötüdür" diyenler Nikon Eagleview 8-24x25´i denesinler. Buradaki 25mm´nin komik durduğunu biliyorum. Fakat realitede durum çok farklı. Bir bununla, bir de yandaki mıknatıslı yerinde zorlukla duran porroprism 20-....x50 dürbünle bakıldığında fark çok açık şekilde ortaya çıkıyor. Yani önce çivi başı gibi kalan parlak daireyi, ardından yıldızı (benim tecrübemde, mağazanın öbür duvarındaki parlak Sony tabelasını) bulmak zorunda kalmak Aradaki fark dramatik.

Demek ki, mesele zoom´da değil porroprsim zoom´da. Bir de elbette Nikon´da. Yani, farklı bir markanın aynı sınıfta gösteren bir ürününü "nasıl olsa bu da roofprism zoom" diyerek satın almak gafletinde bulunulmamalı. Çünkü mesela Nikon´un Travel serii ürünü de benzer görünmesine rağmen "Eagle View"den bayağı aşağıda kalıyor.

Eagle View Zoom 8-24x25, "karanlık gök gözlemleri"ne uygun görünmeyebilir. Fakat bir "Güneşli Orman" gözlemcisi olarak beni uzun uzun düşündürdü. Hatta bunu kuş gözlemciliği forumlarında tavsiye etmeyi bile düşündüm.

Diğer taraftan, ben bile onca yıldan sonra yıldızlara ve de dürbün ile bakmak istesem, standart (porroprism) bir 8x30 ya da 10x50 yerine herhalde "Nikon Sporter 8x42" tercih ederdim! Nikon Sporter bakımından asıl dikkat edilmesi gereken husus, (sanırım başını avcıların! çektiği) kimi sitelerde uçuk fiyatlarla sunulması (Yani işin fiyat kısmı da ayrı bir wikipedia).

İlla ki, "Biz gökyüzünü karanlık halinde seviyoruz, o halde dürbünde bizim için porroprism esastır" deniyorsa, bu defa, bundan dört yıl kadar önce yine bir ara dürbün peşine düşmüşken olmadık şekilde bulduğum bir İngiliz firmasından bahsedebilirim . Bana ilginç gelmişti. Hala iflas da etmemiş! Fiyatı jeolojik, görüntü karakteri ise astronomik dürbün arayanlar, tahminim, ilgi duyacaklardır:

http://www.strathspey.co.uk/astronomy.html

( Sizleri bilmiyorum. Fakat ben harika bir yaz gününde bir dere kıyısındaki saz yaprağı ya da karşı kıyıdaki kurbağaya dürbünle bakmayı çok arıyorum ).

Son olarak, yazmak biraz ayıp olacak fakat, MediaMarkt´ta bulursam -kimselere farkettirmeksizin- şu dürbünü de sırf merak ettiğim için bir deneyeceğim:

http://www.binoculars.com/binoculars/as ... ckhawk.cfm

Gerçekten, içinde roofprism mi var, yoksa öyle gösterip porroprism mi yapmışlar? Yani, bizim zamanımızdaki benzer ifadesiyle "Turbolook Carrera!"...
gönderen Akın Özdemir
#32978
açıklamalar ve bilgiler için teşekkürler mesut..
Nikon Sporter 8x42 ,gerçekten oradaki bir çok dürbünden iyi görüntü veriyor...diğer nikon dürbünlerde dahil.
gönderen Mesut Demirhan
#33042
Sn(!) Özdemir! Teşekkürünüz için -maalesef- cevap yazmak durumunda kalıyorum:

Karşısında tırsılan bir general, not için eğrilip büğrünülen bir prof, ya da gidilip torpil talep edilen bir bakan (ya da Sn. diye başlayan bir hitapta bulunma ihtiyacı duyduğunuz türden birileri, onlar her kim ise) size asla "dürbün felsefesi" yapmaz. Yapmaya tenezzül bile etmez. Kaldı ki, yapamaz zaten...

Aslında koca bir nesil yelpazesinin "uzakları göremez olmuş olması"nın sebebi de bu.

Yukarıdaki yazı ile size 15 yaşında ve bilhassa titrsiz/pırpırsız/kürksüz olup "buna da böyle desek olur canım" şeklinde bir intiba vermiş isem demek ki, yazıyı hazırlamak ve göndermek ile hata etmişim. Geçen 30 yıl zarfında insan kültürünün pekçok alanında pekçok insan bu veya benzeri sebeplerle kendi kabuklarına çekilmek zorunda kaldı. Bugün şöyle bir konuda dahi meydanın bu derece boş kalıp ortalığı bir Konus nesli kaplamışsa bu sefaletin altındaki asıl dinamik "parasızlık" değildir. Para fakirliğinin dahi altında işte bu "asıl sebep" bulunmaktadır.

Hatta şunu dahi iddia edebilirim: Yukarıdaki yazıda esas olan, Nikon dürbünlerin kaliteleri vs. değildir. Bunun ötesinde (uzağında) şeylerdir. Tıpkı iki yıl önceki şu ilk ve son katılımımdaki mahiyet ve Sn(!).Tahir Bey ile geçmiş olup bana içten içe huzur vermiş diyalogumuzda oldugu gibi:

http://www.gokbilim.com/forum/viewtopic ... 4&start=15

Keşke katılmak iyimserliği gösterdiğimiz alanların her birinde aynı huzuru duyabilsek...
gönderen Akın Özdemir
#33075
Yukarıdaki yazı ile size 15 yaşında ve bilhassa titrsiz/pırpırsız/kürksüz olup "buna da böyle desek olur canım" şeklinde bir intiba vermiş isem demek ki,
Sn(!)Mesut Demirhan bey yukarıdaki yazımdan öyle anlaşılsada böyle bir intiba bırakmadınız.
ki öyle anlamakta haklısınız.
dürbünler hakkında detaylı bir açıklama yapmışsınız değerli bilgilerinizi paylaşmışsınız.
Nikon Sporter 8x42 benimde deneyip 3 dürbün edinmeme rağmen ,hala aklımın bir köşesinde
takılı kalması sebebiyle sadece bunu belirtmek istedim..
Teşekkürünüz için -maalesef- cevap yazmak durumunda kalıyorum
bu sebeble size cevap yazma zahmeti verdiğim için de kusura kalmayın.
Kullanıcı avatarı
gönderen Onur Atılgan
#33092
Merhaba Mesut bey,

Yazınızı keyifle okudum, deneyimli bir gözlemci olduğunuzu önceki mesajınızdan bildiğim için övdüğünüz Strathspey dürbünlerini merak etmeye başladım. Acaba bunun için detaylı bilgi verebilir misiniz, örneğin kaliteli bulduğunuz model hangisi? Malum, bir model diğerini tutmayabilir. Örneğin, "7x35 çok iyidir ama 10x50'si felakettir" gibi. Bir firma ne kadar ufak olursa tutarlılık sorunu o kadar artar diye düşündüğüm için soruyorum bunu, herhalde bu ufak bir firmadır.

Not: Yaşanan tartışmaya çok anlam veremedim. Rahatsız olduğunuz şey yaştan kaynaklı hitabetse, yüzyüze olunmayan internet ortamında bu çok rastlanan bir durum, bu nedenle önemsememek gerekir. İlkokul çocuklarına şu ortamda bey demişliğim vardır. Olduğunu hatırlamıyorum ama kimbilir belki babamdan büyük birine yaşıtım sanıp resmi bir hava olmaması için adıyla hitap etmişliğim de vardır bir yerde, bunlar bana kalırsa hoş görülecek, küçük şeyler.

İyi akşamlar
Kullanıcı avatarı
gönderen Salih Dinçer
#33104
Yaşanan tartışmaya anlam veremedim. Bir şeyler var ama bu üsluptan çok nesil farkından dolayı olabilir. Her iki tarafta son derece samimi ve paylaşıma açık olduğundan şüphem yok...

Mesut Bey sizi daha çok tanıyabilir miyiz?
gönderen Akın Özdemir
#33109
anlaşılması gereken şudur ki;
ilk cevabımda,
1.mesut beyin yazısına, paylaşımına hakkıyla cevap vermediğim kanısına varmış, haklıdır..

2.ilk msj'ımda bey diye hitap etmem gerekirken -bey ve yahut -sayın- kelimelerini bir anlık dalgınlıkla kullanmayışım

bu tatsızlığın yaşanmasına sebeb oldu kanaatimce..
benim tarafımdan bir sorun yok, mesut bey haklıdır, lakin ben ilk cevabımla öyle bir intiba bıraksamda tarafımdan kasıtlı bir davranış yoktur.

ayrıca mesut bey forumda fazla aktif değil (olmayabilir) bu sebeble kendisini yeteri kadar tanımıyorum.
gönderen Mesut Demirhan
#33230
Biraz önce bir yazı hazırladım. Fakat bana iyice kırılacağınız endişesiyle bunun büyük bir kısmını iptal edip şu kısımları aktarıyorum:

- "Bilmek´in şartı görmek´tir" şeklinde bir cümle satırlarımın altında sabitlenmişken "verdiği görüntüyü hiç görmemiş olduğum bir dürbün"e kefil olmak durumuna düşmek... Bunu baştan göze almıştım zaten. Ancak firmanın linkini verdiğim sayfasının sonunda bir yerde geçen "Our 10x50 Marines won Sky at Night's 2008 10x50 group test! The 10x50 waterproof came third, against binoculars many times the price" ifadesi, bana bizim diyar ülkesinde son 20 yılda çok daha fazla duyar olduğum "biz büyük bir ülkeyiz" gibisinden laflar karşısında çok daha "güvenilir" gelmişti.


- "Başlangıç dürbünü" ifadesinde geçen dürbüne çok iyi bir çıta seviyesi belirlenmeli:

Mesela, populer ifade ile "maddi durumu iyi olan biri", kendisi şöyle dursun, çocuğuna dürbün almaya kalktığında dahi, hiç tereddüt etmeden bir "Leica 10x50" alabilmeli. Bu asla fuzuli bir harcama olmayacaktır. Burada önemli olan husus, ebeveyn, kendi ukdelerini çocuğuna yansıtmaya mı kalkıyor, yoksa o çocuk buna gerçekten layık mıdır? (Ben herzaman kendimin çocuğu olduğum için böyle bir derdim hiç olmadı).

Bu "başlangıç dürbünü" tema´sına diğer alanlarda da sık tesadüf ediyorum. Mesela, müzikte. Ucuz bir enstruman alınıyor, çocuğun yılları ve daha önemlisi hayalleri boşa gidiyor.

Çocuk/genç, Fransız bir yapımevinden özel siparişle getirtilmiş bir kemanı birkaç ayda kutusuna terk edebilir. Fakat bu, onun -bir keman bozuntusu yüzünden- müzikten nefret etmesinden çok daha önemsizdir...

"Başlangıç seviyesi" ile Çin mallarının kastedilmediğinin elbette farkındayım. Celestron ya da Nikon Action dürbünlerin o kadar kolayca çöpe atılamayacaklarını biliyorum.

- Meselenin aslı ise şu:
Optik, "araç" değildir, "İdeal"dir. Çünkü optik yüzeylerdeki parıltı, idealin parıltısıdır. Bu idealizmi ruhlarında hissedemeyen birileri, Leica, Zeiss ya da Fransız Optik Enstitusu (l'Institut d'Optique) gibi kurumları asla inşa edemez. Her halikarda, yine dürbünü (ya da teleskopu) buğday, pamuk, fındık/fıstık parasını bastırıp, birilerinden satın almak zorunda kalırlar. Diğer taraftan ikide bir "hangi dürbün?" sorusunu sormaktan da kurtulamazlar (bambaşka bir forumda "Canon lensimi o kadar çok seviyorum ki, arada bir çıkartıp objektifini yalayacağım geliyor" şeklinde bir cümleye tesadüf etmiştim).

15-20 yaşında bir genç, bu işin tek başına rakamlarla ifade edilemeyeceğini bir an önce anlamak zorunda. Bu ise yine "görüntü´yü görmek" tecrübesine geliyor. Mesela geçen yıl onca zamandan sonra yine optik yazılımlarına takılmaya başladım. Fakat birkaç hafta sonra "ne yapıyorum ben?" diye sormak zorunda kaldım. Çünkü ister sistem tasarlamaya kalk, ister bir yerlerden populer bir lens´in CAD modelini bulup ona dört bir tarafından evirip çevirip bak, ne farkeder? Çünkü görüntü yok... Bu yüzden, her ne kadar bendenizi -idealist oluşumdan dolayı sadece facebook listesinde tutup, bir daha büroma hasbihale gelmemiş ise de- kendi aynasını yapmanın peşine düşmüş gençten bir arkadaşın bu konuda benden çok daha tutarlı ı olduğunu teslim ettim.

"Hiç yoktan iyidir" lafı diyarda çok kullanılır. Fakat tecrübeler hep onu göstermiştir ki, hiç olmaması da iyi olabiliyor. Tıpkı şu anda "bende dürbün" olmaması gibi. İfadeyi herhalde farketmişsinizdir: "Bende dürbün" sözü, "benim dürbünüm" sözünden çok farklı bir anlam ifade ediyor... Diyar ülkesinde "ideal ile dalga geçtikleri halde" kendilerine "katlanılan" kimbilir ne kadar çok nesne var...
gönderen Mesut Demirhan
#33361
Bahsettiğiniz faaliyet nerede gerçekleşecek bilmiyorum. Ben Eskişehir´liyim ve yaşantım da halen burada devam ediyor. (Bilincinizde hemen Eskişehir´deki 2 adet üniversite canlanıyorsa hemen söyleyeyim ki, onlarla hiçbir ilgim bulunmamakta).

Konu ile ilgili gördüğüm için bahsedebilirim: Eskişehir´de 1 saatlik araç yolculuğu ile kolayca ulaşılabilecek olup 1600m ve üzeri harika zirveler bulunmakta. Değişik birikim alan ve tarzlarında ömrümün büyük bir kısmını adadığım "Türkmen Dağları" bu konuda bende şaşmaz bir yere sahip. Kavrayış olarak asgari seviyenin uzerine çıkmayı başarmış herkes, burada hem tabiat, hem de "gökbilimi" bakımlarından dürbün görüş ve gözlemleri yapabilir. Felsefe, şaman kültürü ve en hafififnden izcilik ruhu anlamında bu 600km2lik alan ile 20 yılı bulan bir zaman boyunca ilgili olmuş olduğumdan, şunu bunu bahane ederek tabiata sosyalite halinde gidip, sonra da orada -elde bira kutusu- ateş başı dansı yapan modernizm sendromu elbette benim çok ötemde kalır.

http://www.yuksekgrafik.com

Bu linkten de anlaşılacağı üzere, ana çalışma alanım GIS (elbette, imar/mimar ya da GPS anlamında değil. Coğrafik veri, coğrafik analiz ve coğrafik enformasyon anlamında). Proje üretmek ve bunları birikimden ziyade racona bel bağlayan 3. dünya erbaplarına anlatabilmek çıkmazında olan biriyim. "Optik idealizmi"ne olan bağlarım özellikle uydu verileri ve bunları alan yapılar bakımından bana eşlik ediyor. Uzman olduğum iddiasında değlim. Fakat enazından tasarım ve yaratımını gerçekleştirme hayaline kapıldığım bir projede hangi türde "ham veriler"den istifade etmem gerektiği hakkında bir birikime sahip olduğuma inanıyorum. Ve bunları Sn. Murat Bardakçı´nın deyimiyle "akademik şişmanlıklar" (özellikle de 3. dünya akademizmin şişmanlıkları) ile payandalamaya da hiç ihtiyacım yok.

Felsefi planda, forumlarda hiç çekinmeden ifade ettiğim "Sosyallik ve daha kötüsü "sosyalizm gibi safsastalara uymayışım", bendeniz gibi birinin insanlardan ve özellikle de kollektivizmden kaçtığı anlamına gelmiyor. Tam aksine, o çerçevedeki insnlar birkaç görüşmeden sonra benden kaçarlar.
Kullanıcı avatarı
gönderen Burak Yakut
#33371
Gözlem etkinliğimiz 23-24 Mayıs tarihinde Delmece yaylasında yapılacaktır. Siz bulabilirsiniz ama kolaylık olması amacıyla aşağıda sizin için konum bilgisini ekledim;

Resim

Ayrıca daha fazla detay almak isterseniz etkinlik için açmış olduğumuz başlığın linkide aşağıdadır;

http://www.gokbilim.com/forum/viewtopic.php?f=38&t=2452

Syg.
gönderen Mesut Demirhan
#33379
Teşekkür ederim Burak Bey.
İnsanların niçin İstanbul civarı biryerler arzuladıklarını anlıyorum. Zaten bu konuda pekçok yorum yapılmış. Bir de üstüne ben tuz biber olmak istemem.
Katılabilmemin zor olduğunu takdir edeceğinize inanıyorum.
Benim bu yıl sanırım şöyle bir şey ile idare etmem gerekecek:

http://www.est-kl.com/aufbau_general/in ... ulars.html
Gezegen Fotoğrafları-Şule Kuzpınarı

Fotoğraf makinesi için t-ring ve aparat ald[…]

Kendimizi Tanıtalım

teşekkür ederim... HEY GİDİ ESKİ GÜN[…]