Gokbilim.com tanışma ortamı.

Gökbilim'e karşı ilgi düzeyimiz nedir?

Yeni başladım, öğrenme aşamasındayım.
381
45%
Bir kaç yıldır araştırıyorum.
101
12%
Amatör olarak ilgileniyorum.
148
18%
Amatör olarak ilgileniyorum ve kendi ekipmanım var.
135
16%
İlgili bölümde okuyorum.
34
4%
İlgili bölümden mezunum, amatör olarak ilgileniyorum.
10
1%
Meslek olarak yapıyorum.
7
1%
Diğer
23
3%
gönderen Emre Evren
#1819
Merhaba Arkadaşlar,

Bu başlıkta kendimizden biraz bahsederek birbirimizi tanıyalım. Varsa gökbilim ile ilgili çalışmalarımızı, sahip olduğumuz gözlem araç gereçlerimizi, üye olduğumuz toplulukları, çeşitli deneyimlerimizi paylaşalım. Üye olduğumuz üniversite, lise klüplerinden bahsedelim. veya anlamıyorum ama sadece ilgileniyorum diyelim. Birbirimizden yardım isteyelim.

Bu sayede birbirimizi daha yakından tanıyabilir ve daha etkili iletişim kurabiliriz.
Kullanıcı avatarı
gönderen Tuğrul TEZCAN
#1848
Merahabalar ben Ankara Üniversitesinden Tuğrul TEZCAN. Bu sene hazırlık okuyorum. Ama sabırsızlıkla bölümüme yani Astronomi ve Uzay Bilimlerine başlamayı bekliyorum. Ben 7-8 yaşından beri bu bölümü bu alanı istiyorum. Her ne kadar herkes puanı düşük diye kazandın desede ben olmak istediğim yerdeyim. Bu forumda da bilgilendikçe paylaşım yapmaya çalışacağım..Saygılarr.
Kullanıcı avatarı
gönderen Çağrı Erdoğdu
#1853
Tuğrul TEZCAN yazdı:Merahabalar ben Ankara Üniversitesinden Tuğrul TEZCAN. Bu sene hazırlık okuyorum. Ama sabırsızlıkla bölümüme yani Astronomi ve Uzay Bilimlerine başlamayı bekliyorum. Ben 7-8 yaşından beri bu bölümü bu alanı istiyorum. Her ne kadar herkes puanı düşük diye kazandın desede ben olmak istediğim yerdeyim. Bu forumda da bilgilendikçe paylaşım yapmaya çalışacağım..Saygılarr.
Merhaba Tuğrul, ben de Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünden mezunum. Şanslısın burada Ankara Üniversitesinden de arkadaşlar bulabilirsin. Aramızda okuyan da var mezun da var.

Öss geride kaldı artık. Bölüme nasılsa girmişsin puanı düşükmüş yüksekmiş önemli değil. Önemli olan senin isteğin. Ben sadece Astronomi yazmıştım tercih formuna. Sana tavsiyem hazırlıktan sonra kararlı ol ve yılma.
gönderen ceren uluğ
#2377
Ankara Universitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri mezunuyum, ayrıca y.lisans ogrencisiydim bıraktım. Okul, dersler, hocalar astronomiden sogutuyor. Simdi dışardan takip ediyorum ve okuldakinden daha cok sey ogrendigim de kesin...
Kullanıcı avatarı
gönderen Çağrı Erdoğdu
#2381
ceren uluğ yazdı:Ankara Universitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri mezunuyum, ayrıca y.lisans ogrencisiydim bıraktım. Okul, dersler, hocalar astronomiden sogutuyor. Simdi dışardan takip ediyorum ve okuldakinden daha cok sey ogrendigim de kesin...
Hoşgeldin. Ceren'le aynı dönemiz. Sevindim seni burada görünce. Burayı takip et de engin bilgilerini bizimle paylaş bari boşa gitmesin o kadar okumak. :D
gönderen ceren uluğ
#2386
Çağrı Erdoğdu yazdı: Hoşgeldin. Ceren'le aynı dönemiz. Sevindim seni burada görünce. Burayı takip et de engin bilgilerini bizimle paylaş bari boşa gitmesin o kadar okumak. :D
paylascam paylascam ısınıyorum ortama daha, yazılanları okuyorum simdi... :)
Kullanıcı avatarı
gönderen Murat Arar
#2399
Merhaba ben Murat. Trakya Ünv. İşletme mezunuyum bir denetim şirketinde çalışıyorum. Asılında küçüklüğümden beri fizik ve astronomiye meraklıydım ama önümüzde bir yönlendiren olmayınca İşletme okudum. Tabi ondanda memnunum. Astronomi ile gerçek anlamda uğraşmaya yeni başladım desem yeridir. Fakat önümde büyük bir engel var galiba. İstanbulda oturduğum için Işık kirliliği hat safhada ,buda beni baya olumsuz etkiliyor .Şuan genel bilgiler öğrenmeye ve okumaya çalışıyorum , yani henüz ekipmanım yok. Ekipmanın benim için erken olduğu düşüncesindeyim. Kaldıki bu ışık kirliliği beni çileden çıkarak. bu konuda bana yardımcı olacak önerileriniz varsa sevinirim. Saygı ve Selamlar...
Kullanıcı avatarı
gönderen Tahir Şaban
#2402
Merhaba,
Murat A. yazdı:... Kaldıki bu ışık kirliliği beni çileden çıkarak. bu konuda bana yardımcı olacak önerileriniz varsa sevinirim. Saygı ve Selamlar...
Güneş ve gezegenleri gözlemeye yönelebilirsiniz. Işık kirliliği bunları pek etkilemiyor. Ayrıca İstanbul deniz kenarında olduğu için bazan oldukça stabil bir atmosfer bulabilirsiniz. Şehir üstündeki sis/hava kirliliği bulutu derin uzay için zehir olmakla beraber, gezegenler için hava tabakasını sakinleştirdiği için aslında olumlu bir yanı bile var.
Kullanıcı avatarı
gönderen Çağrı Erdoğdu
#2404
Tahir bey laf açılmışken siz de kendinizden, ekipmanınızdan nelerle uğraştığınızdan bahsetseniz? Hayranlarınız merakta kalmasın :D
Kullanıcı avatarı
gönderen Tahir Şaban
#2418
Merhaba,
Çağrı Erdoğdu yazdı:Tahir bey laf açılmışken siz de kendinizden, ekipmanınızdan nelerle uğraştığınızdan bahsetseniz...
Hmmm... çok yazacağım için bu konuyu hep önümde sürüklüyorum...

Herhalikarda amatör olarak astronomiye başlamam sayısız başarısızlıklarla dolu. Bunları anlatmakla yeni başlayan arkadaşlara ümit vermek istiyorum (çünkü hikayenin sonu olumlu).

Ben de çoğu arkadaş gibi küçükten beri uzaya merakla bakıyorum. Yıldızlarla ilk karşılaşmam sanırım 6 yaşında filan oldu. Babam bir kitaptan bana Antares yıldızının güneşden çok daha büyük olduğunu ve güneş yerine konsa dünyayı bile içine alacağını okumuştu. Bu günden itibaren bir teleskop yapıp o koca Antares'i okuler ile bakarken önümden yuvarlanıp geçtiğini hayal etmeye başladım :lol:

İlk teleskop yapma girişimim büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı. İlkokulda kardeşimle kıt harçlıklarımızı toplayıp bir iç bükey traş aynası aldık ve bir Newtonian teleskop yapmaya çalıştık. Ne yazık ki bununla aya bakınca lunaparkdaki güldürme aynaları gibi bir sonuç ortaya çıktı. Bu hayal kırıklığı (=teleskop yapmak sen ben gibilerinin işi değildir) uzun sürdü ama İstanbulda üniversitede okurken bu işi tekrar hedefledim. Fakat bu defa da benzer sorunlarım oldu. Herşeyden önce param yoktu, bazı günler bir simit bile alamıyordum, ayrıca bir teleskopun nasıl yapılacağı konusunda da bilgi bulmakta zorluk çekiyordum (yeni arkadaşlar için: o zaman internet, ev bilgisayarı filan diye bir şeyler yoktu).

Birgün büyük bir heycanla kandilli tepesine tırmandım. Kan ter tepede rasathaneye çıktığımda iki şey keşvettim. 1-rasathaneye tepenin öbür tarafından bir yol çıkıyormuş, 2-Burada bana yardım edecek bir kişi yok! Rahmetli dedemden bir tarafı kırık 80mm çapında apokromatik bir Zeiss fotoğraf merceği kalmıştı. Teleskopu bununla yapmaya karar verdim. Plastik bir su borusu buldum ve objektifi içine yerleştirdim. 2 ayrık mercekten kaba bir göz merceği yaptım. Malesef plastik su borusu ideal değildi. Ağırdı, ısıyı tutyordu ve elektrostatik özelliklerden dolayı müthiş toz topluyordu. Buna rağmen ilk defa yıldızlara bakabiliyordum. Fakat cahilliğim devam ediyordu. Teleskopun odak uzaklığı kısaydı ve elimdeki kaba göz merceği ile 40x büyütebiliyordum. Bense en az 250x büyütmeyi hayal ediyordum. Halbuki o mercek özellikle geniş açılı bakışlar için idealdi. Fakat dayanamadım, zor kullanarak objektifi söktüm. Planım mercekler arasındaki uzaklıkları değiştirerek odak uzaklığını büyütmekdi. Tabi bütün bunlar optik distorsyonlar hakkında henüz bir şey bilmeden düşünülüyordu... :wink:

Nihayet objektifi söktükten sonra odak uzaklığının pek değişmeyeceği ortaya çıktı. Fakat objektifi tekrar birleştirdiğimde yıldızlar artık noktasal değildi, herbirinden sağa doğru kuvvetli bir ışık yayılıyordu. Ne kadar uğraştıysam da o objektifi eski haline getiremedim.

Neyse, üniversite bitince araştırma görevlisi oldum. Bugün de herhalde ücretler dolgun değildir ama dar bütçemden arttırdığım küçük meblaları biriktirmeye başladım. 1986'da Halley kuyruklu yıldızı gelecekti. Sene 1984 idi ve kendi kendime o zamana kadar büyük bir teleskop yapmaya tekrar karar verdim. Bu defa İstanbul Üniversitesine gittim ve orada Samet Mertoğlu hocamızla tanıştım. Kendisi bana her bakımdan çok, çok yardım etti. Ona her zaman müteşekkürüm. Onun dediğine göre o zaman İstanbul'da kendi kendine teleskop yapmış tek bir kişi vardı. Onunla tanıştım. İlk başta kendim bir ayna aşındırmak istiyordum ama gerekli ince tozları bir türlü bulamadım. Ayrıca aynayı aluminyumla kapladıktan sonra üzerine koruyucu bir katman yapamıyorlardı. Kandilli rasathanesinde bana gösterilen bir kişi "her ay gelirsin, tekrar kaplarız" diyordu.

Dolayısıyla ayna yapmaktan vaz geçtim ve yurt dışından almaya karar verdim. Samet hocam bana yalnız bilgi vermekle kalmadı aynı zamanda o zamanın Tükiyesinde yasak olan döviz edinme konusunda da Kapalı Çarşıda yollar gösterdi. Böylece zar zor bir ayna alacak kadar para biriktirdim. O zaman yurtdışına para yollamak mümkün değildi, bir arkadaş aracılığı ile İngiltere'den 10" lik bir ayna alıp maceralı bir şekilde 1 sene sonra İstanbul'a getirttim. Samet hocamız beni mekaniği ihmal etmemek konusunda uyarmıştı ama ben optik parçaları elde ettikten sonra kalan işleri küçümsüyordum. Metal bir boru bulup içini çimento ile doldurdum. Tesisat aksamından bir ekvatoryal kundak yapıp üstüne taktım. İçine o zaman Türkiyede zor bulunan bilyalı yataklardan koydum ve kundağın dengeleyici ağırlıklarını 2cm kalınlığında yivli bir milin ucuna taktım. Teleskop yapmam tam "kazma kürek" idi. En sonunda bitti ve herhalde 100kg tutan bu acayip ve kaba parçayı yavaş, yavaş balkona doğru yola çıkardım. Ancak bu girişimim büyük bir hayal kırıklığı ile sonuçlandı. Teleskopu nasıl çevirirsem çevireyim en uygun haliyle teleskop ve kundak balkon kapısından 3cm büyüktü!

Evet, inanmak istemiyordum ama gerçek buydu! Üzgün bir halde yatıp ertesi sabah kalkıp teleskopun yanına geldiğimde beklemedişim daha büyük bir hayal kırıklığı ile karşılaştım. Ağırlığı taşıyan yivli mil mahsul dolu bir meyve ağacı dalı gibi bükülmüştü. Dün sapasağlam olan vidalar oynuyordu ve bilyalı yataklardan döndürünce içi kumla doluymuş gibi sesler çıkıyordu. Mekanik konusunun optik kadar önemli olduğu o anda bana böylece malum oldu...

Bu arada Amerika'dan Sky&Telescope dergisine abone olmuştum. Buradan o zaman yeni olan John Dobson'un geliştirdşği Dobson türü teleskoplardan öğrendim. Bunların basitliği o acı tecrübemden sonra çok hoşuma gidiyordu. 1 ay sonra teleskopu Dobson haline getirmiştim. Malzemesi ilkeldi. Tahta olarak formika kaplı sunta, boru beyaz tutkalla sertleştirilmiş gri mukavva ve odaklayıcı eski bir ilaç tüpünden oluşuyordu. Ama bu teleskopla 1985 yılında Halley'i gözledim (1986 yılında Halley dünyaya yakınken bir şey göremedim, çünkü balkonum ters tarafdaydı :lol: ). Teleskopun birçok hatası vardı örneğin ayna düşmesin diye 3 tarafından sımsıkı tutturmuştum. Dolayısıyla yıldızlarım biraz üçgen görünüyordu. Fakat her şeye rağmen o zaman akşamları yaygın olan elektrik kesintileri sayesinde İstanbul'dan gayet güzel derin uzayı incelemeye başlamıştım.

Daha sonra Avusturya'ya taşındım ve ilk birkaç sene yurtda oturduğum için teleskopumu beraber götüremedim. Zamanla astronomi konusunda bilgimi arttırdım. Astronomi klubüne üye oldum ve düzenlenen toplantılara katıldım. Bilginin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyordu, çünkü imkanları zorlayarak bir şeyler yaparken bir de yanlış yoldan gidilirse işler biraz daha da zorlaşıyor...

İşe başladıktan sonra kendime küçük bir teleskop aldım. Birkaç kere Amerika'da ve her sene Avrupa'da "star party" denen toplantılara katıldım. Buralarda hem ilginç kişilerle tanıştım hem de değişik teleskopdan bakıp aralarındaki farkları anlama imkanım oldu. Bu güne kadar değşik türden 12 teleskopum oldu, ama bunların çoğunu tekrar sattım. Halen en büyük teleskopum 12" ve sanıyorum yerim kıt olduğu için bundan sonra da en büyük olarak kalacak.

Geçen seneye kadar sadece görsel gözlemler yaptım. Burada en büyük üzüntülerimden birini de dile getirmek istiyorum: İlk başta bir gözle günlüğü tutuyordum ve gördüklerimi çiziyordum. Sonra bunu bir ara ihmal ettim. Dolayısıyla gözlem notlarım tam değil ama son senelerde eskiye nazaran çok daha fazla gözlem yaptığım için çoğunu kaydettim. Her arkadaşa bir gözlem günlüğü tutmasını haraetle tavsiye ediyorum. Fotoğraf ve CCD konusuna eskiden pahalı olduğu için girmedim ama soğutulmamış dijital fotoğraf makineleri ucuzlayınca ben de fotoğrafa başladım. Ancak daha az detay görünmesine rağmen gözle örneğin bir gökadayı göremeyi en güzel fotoğrafdan daha etkileyici buluyorum.

Sonuç olarak bence astronomi ya gelip geçici bir merak ya da kalıcı. Bende kalıcı oldu. Büyük masraflara girmeden önce bunu herkezin kendisi için karar vermesi gerekiyor. Zaman geçtikçe gözlemlerden daha çok hoşlanıyorum ve etrafımızdaki evreni daha iyi anlamaya başlıyorum gibi bir his var içimde. Aslında birçok insan uzaya ilgi duyuyor ama gazetelerde yayınlanan televizyonda gösterilen şeylerin amatörler için erişilemez yerlerde olduğunu sanıyor. Aslında öyle değil, küçük bir teleskopla bile doğru kullandıktan sonra o kadar çok şeyi görmek ve anlamak mümkün ki...

En son olarak astronomi dışında havacılık, outdoor tracking ve dünyanın ücra köşelerine seyahat yapmak diğer meraklarım arasında.
gönderen Mustafa Sina Karaoglu
#2479
Ben Mustafa sina karaoglu. Malesefki hala sivas Anadolu öğretmen lisesinde okuyorum. :? Sivas belediyesini çalışma adını verdiği Her köşeye güçlü projektor koyma alışkanlıgının, ve evimin altındaki süper marketin kurbanıyım. Balkonumda gözlem yapmaya çalışıyorum.
Bi teleskobum var Orion 70 mm eq observer, fırsat bulunca yenileyecegim. Ve yeterince buyudugumde kesinlikle şehir dışında mustakil bahçeli evimde oturacagım. (çogunuz istanbuldasınız. Bizim şehir dışı dediğimiz yerle merkeziin uzaklıgı oradaki en yakn iki semtin uzaklıgı aslında :) ) Astronominin yönlendirdigi hayallerimi ve astronominin sagladıgı belediye kinimi (:) ) sizinle paylaştım.


gökyüzünüz açık olsun...
gönderen Seda.Ozaskan.
#2841
Tahir Saban'ı ayakta alkışlamak gerekiyor bence. Takdirlik iş. Bu işi sevmekten korktuğumu anladım bu yazıyı okuyunca. Ancak tüm düş kırıklıklarına rağmen vazgeçmemek yinede sevmek gerekiyormuş. Benimde küçüklüğüme dayanıyor uzay merakı. Ve zaman geçti,büyüdüm fizikten nefretime rağmen astronomi bölümüne girdim. 1. sınıf bitti bu sene ve ben yine küçüklüğümdeki gibi sevmek çabalamak istiyorum. Mesleğim olacağı için korkuyorum galiba :cry:

nerden başlamalıyım..? :|
gönderen mehtap sakallı
#2849
merhaba,
bende yeni katıldım aranıza aslında üyeliğim daha önce bitarihte ama yeni yazmaya başladım.dada büyük patlamayım ya.istanbul üniversitesi astronomi ve uzay bilimleri 1.sınıf öğrencisiyim.çok zor olduğunu ders çalışmaktan başını kaldırıp gökyüzüne bakamayacağımı söyleyenlerin olmasına rağmen şuan istediğim bölümdeyim.matematik fizik çok ağır okul uzar bitiremezsin dediler.ama bitirememekten korkuyorum bölümü.fizikte başarısızlığım var.bölümde zorlanıyorum.dediklerinde haklı çıkmalarını istemiyorum mezun olan arkadaşlardan yardım istiyorum.
gönderen Aynur Çakır
#2852
Herkese Merhaba,
Ben de aranıza yeni katılanlardanım. Teknoloji ve Tasarım öğretmeniyim. Mesleğimde 6. yılımı bitirdim.
Küçükken hep "büyük ayı ya da küçük ayı takım yıldızının herhangi bir yıldızı kayar mı acaba, kayarsa ne olur?" gibi komik sorular kafamı meşgul ederdi :D Yine küçükken, geceleyin dışarda yürüyorsam ve yanımda biri varsa koluna girer ve gökyüzüne bakarak giderdim... O zamandan bu zamana gözlerim hep gökyüzünde Ay'a, gezegenlere, yıldızlara hayranım. Ama artık daha da yakından ilgilenmek istiyorum gökyüzüyle.
Geçen yılki gökyüzü gözlem şenliğine katılmayı çok istemiştim ama fırsat olmadı. Bu yılkine erkenden başvurdum. Yakında bir teleskobumuz da olacak... Artık yıldızlara, Ay'a daha yakın olacağım...
Aranızda olmaktan çok mutluyum!
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 55
Uzay İnterneti:Starlink Projesi

Fikir güzel, mekan güzel ama yemezler...[…]