Güneş Sistemi, Gezegenler, Galaksiler (Gökadalar), Kuyrukluyıldızlar, Göktaşı yağmuru (Akanyıldızlar), Asteroitler. Çift yıldızlar, Değişen Yıldızlar, Yıldızların Evrimi.
gönderen Emre Evren
#34619
Merhaba

Uzun süredir yazmış olmama rağmen yayınlamadığım ve bir kenarda duran Yakın Evren Yıldızlar arası madde ile başlayıp, yakınlarımızdaki en büyük ISM ve galaktik yapılardan birisi olan Gould'un Kemerinin incelenmesi üzerine olan yazımı Partlar halinde paylaşma ihtiyacı duydum, umarım beğenirsiniz.

saygılarımla...
gönderen Emre Evren
#34623
Gould Kemeri – Yıldızların Şafağı

BÖLÜM - I - Yakın Evrendeki Yerimiz / Yıldız Birlikleri (Assasyonlar)

Astronomi ile profesyonel tutku bağı olanlar ve gök gözlemini amatör bir heyecanla sürdürenlerin ortak merakıdır “Evrenin neresindeyiz?” sorusu.

Bu sorunun cevabını ister süper(hatta mega) kozmik yapılardan Güneş sistemimize, istersek güneş sistemimizden evrenin tuğlalarını oluşturan ölçeklere taşıyalım; sonuçta sistemleri içine alan daha büyük sistemler hiyerarşisi ile karşılaşırız.

Resim

Hemen her düzeyde astronomi tutkununa evrenin neresindeyiz diye sorduğunuzda ilk cevap Virgo süper galaktik kümesine bağlı, Samanyolu, Andromeda ve Triangilum galaksilerinin başını çektiği yerel grup içindeki Samanyolu denilen sarmal gökadanın Orion kolu üzerindeki “ana caddede” bir yerlerdeyiz olurdu.

Peki, bu “ana cadde” üzerindeki (Güneş Sistemi ölçeğinden konuşursak) süper yapılardan haberimiz var mı?

Resim

Hadi genelden özele inmeye devam edelim. Orion kolu üzerinde kalmıştık en son.. Bu seviyede detayı arttırdığımızda karşımıza daha ilginç bir yerel evren resmi çıkar. (Bir dip not: Teleskopumuzun açıklığını ne kadar arttırırsak gök cisimlerinden gelen fotonların sayısını arttırarak daha detaylı bir büyük resim görebiliriz

Resim

İşte yukarıda biraz daha belirgin bir büyük resim. bu seviyede detayı arttırdığımızda karşımıza daha ilginç bir yerel evren resmi çıkar. Yıldızlar arası ortam ve daha detaylı süper yapılar ile çevrelenmiş bir gezgin; Güneş sistemi

Güneş sistemimiz, gökadamız etrafındaki ebedi yolculuğu sırasında bir çok farklı yıldızlar arası ortamdan ve gökada kollarından geçiş yapmıştır. İnsan uygarlığının şafağının attığı son 1 milyon yıldır ise Orion kolu üzerindeki görece kalın yıldızlar arası toz ve gazın çevrelediği ve bazılarının içindeki sıcak O ve B sınıfı yıldızların güçlü rüzgarları ile süpürülerek yoğunluğu görece daha düşük küresel baloncuklara dönüştürdüğü bir ortamda seyehatine devam etmektedir. Bu baloncuklar da daha önceden yıldızlar arası maddenin yoğunlaşarak içlerinde yıldızlar oluşturduğu bölgelerdi. Serpilip gelişen sıcak O-B sınıfı yıldızların ışınım basıncı ile bölge içindeki yoğunluk seyrelirken evrimini tamamlayan devler bir bir şiddet gösterileri eşliğinde süpernova patlamaları gerçekleştirerek baloncukların içerisindeki tozu daha da seyreltip bu yapıları genişletmişlerdir. Bu süper baloncukların genel ismi astronomi literatüründe O-B Yıldız Birlikleri (assasyonları) olarak adlandırılır.

Resim

Resimde de görüldüğü üzere Güneş sistemi ile günümüzdeki durağımızda bize en yakın O-B Birlikleri Akrep takım yıldızı yönündeki Antares’in de içinde bulunduğu Scorpius Birliği, Centaurus Birliği ve Kartal takımyıldızı yönündeki devasa Aquila Yarığıdır. Bu vahşi ortamın önüne kattığı, sıcaklığı 6000 °C ‘ye ulaşan ISM (Yıldızlar arası madde) rüzgarına karşı Güneşimizin de içinde bulunduğu Yerel baloncuk içerisinde bu vahşi şok dalgalarına doğru, yakın komşularımız Sirius ve Altair yıldızları ile ilerliyoruz

Yaklaşık birkaç on bin yıl içerisinde bu şok dalgalarının bir kısmı Güneş sistemi içerisinden de geçmiş olacak.

Resim

Gökadamız içerisinde böyle bir çok farklı süper yapı bulunmaktadır. Bu yapıların bir çoğu Samanyolu’nun evrimi sürecinde gerçekleşen, sarmal kollar içerisindeki yoğunluğu bulunduğu ortamdan daha fazla olan, gezgin devasa bulutların çarpışarak meydana getirdikleri rutin yıldız oluşum süreçlerinin bir sonucudur. Bir de bu rutin süreçlerin dışında gökadamızda Orion kolu üzerindeki bir çok Birlik ile alakalı bir başka süper yapı zinciri bulunmaktadır ki, kabaca toroidal bir halka biçimli olan ve Gould’s Belt (Gould’un kemeri) olarak adlandırılan bu yapının doğmasına sebep olan etmen, galaksiler arası gaz ve toz bulutlarının gökadamız ile etkileşiminin bir sonucu gerçekleşen ve toplu bir yıldız oluşumunu tetikleyen çok daha ilginç bir serüvene aittir.

Bir sonraki bölümde bir çok Birliğin bağlı olduğu Gould Kemeri konusunu detaylı işleyeceğiz.

Bir sonraki yazıya dek

Saygılarımla..

Emre EVREN



Kaynaklar:

Properties of the interstellar medium and the propagation
of cosmic rays in the Galaxy
A.D. Erlykin a,b,*, A.A. Lagutin c, A.W. Wolfendale a

A Hipparcos census of the nearby OB associations
Authors: P.T. de Zeeuw (1), R. Hoogerwerf (1), J.H.J. de Bruijne (1), A.G.A. Brown (2), A. Blaauw (1,3) ((1) Sterrewacht Leiden, Leiden, (2) Instituto de Astronomia U.N.A.M., Ensenada, Mexico, (3) Kapteyn Astronomical Institute, Groningen)

The Cassiopeia–Perseus open cluster family
R. de la Fuente Marcos*, C. de la Fuente Marcos

http://www.daviddarling.info/encycloped ... ubble.html

http://en.wikipedia.org/wiki/Superbubble
gönderen Emre Evren
#34627
Gould’un Kemeri (Gould’s Belt)
(II. Kısım)

Emre EVREN


Önceki yazıda yerel yıldızlar arası uzay ve yıldız birlikleri gibi bazı dev yapılardan bahsetmiştik. Yazının son kısmında ise gökadamız samanyolundaki en belirgin yerel yapılardan birisi olan Gould’un Kemeri hakkında kısa bir giriş yapmıştık. Peki neyin nesidir bu Gould’un kemeri ki gökadamızda aynı zamanda hem vahşetin hemde hayatın filizlenmesi ile ilgili olsun ?


Gould Kemeri’nin İzleri

Güneşimiz etrafındaki devasa yıldızlar arası ortam (ISM) ağır yıldızlar tarafından salınan enerji ve momentum tarafından kontrol edilmektedir. Erken tipteki 30 milyon yaşından genç O B ve A tipi yıldızlar Gould Kemeri olarak adlandırılan yapının temel taşlarını oluşturan ve yaşları 20 Milyon yıldan genç 3 büyük OB yıldız birliği olan Sco-Cen OB ve diğer 3 alt grubu(5 – 17 Myıl ve 125-165 Pc mesafe Preibisch 2001, AJ, 121, 1040); Perseus OB 2 yıldız birliği (Yaş ~ 3 - 10 Myıl; Mesafe ~ 220 ila 320 pc; de Zeeaw et al. 1999 AJ, 117, 354 ve çok iyi tanıdığımız Orion OB1 (yaş ~ 0 ila 15 Myıl; mesafe ~ 350 ila 500 pc ) yıldız birliklerinde bulunmaktadırlar

Bu üç büyük yapının tamamı da etraflarında devasa yapıdaki HII ve tozdan oluşan ve sürekli genişleyen süper baloncuklar oluşturmuş ve moleküler bulutlar içinde sürekli olarak yeni yıldızlar üreten birer fabrika gibidirler. Bu yıldız birliklerinin oluşturduğu Gould Kemeri içinde ek olarak toplam 106 güneş kütlesine sahip düşük kütleli yıldızlar , HI ve moleküler bulutlardan oluşan genişleyen bir halkaya sahiptir.
Galaktik difransiyel devinimi gözardı ederseniz gould kemeri olarak bilinen yapı 3.5 km/sn hızla sistematik olarak genişlemektedir. Blauuw (1991, Crete I, p 125) ‘un önerisine göre gould kemeri merkezi Alfa-Kahraman kümesi olan 30 – 60 Milyon yaşındaki hareketli Kraliçe-Boğa OB birliğinin meydana getirdiği genişleyen süper halka yada süper kabuğun bir fosil kalıntılarıdır.

Resim

Gould Kemerinin kaynağı konusunda teoriler bulunmaktadır bu teorilerden birine göre asıl hikaye bundan milyarlarca yıl önce başlıyor. (Comeron & Torra 1994, AA, 281, 35).
Gökadalar arası uzay boşluğunda başıboş ilerleyen yüksek enleme sahip devasa bir HI gaz ve toz bulutu gözüne kestirdiği gökadamızın sarmal kollarından birisine 50 milyon yıl önce bindirmesi sonucu çarpışma bölgesindeki sarmalkol üzerindeki gaz sıkışmaya başlıyor ve kompozisyonları, kinematikleri hatta yaşları bile aynı olan ve her bakımdan gökada yıldız popülasyonundan çok farklı binlerce parlak sıcak yıldız kaynamakta olan su üzerindeki kabarcıklar gibi filizlenmeye başlıyor.
Ama asıl havai fişek gösterisi henüz daha yeni başlamıştı. Ağır OB türü yıldızların yayımladıkları UV radyasyonu ISM’i ısıtmakta, dağıtmakta ve ionize ederek ISM’nin hızını (iyonlaştırmayan 912-2000 A dalga boyundaki yumuşak UV ile) 3 km/sn den 11 km/sn ‘e (iyonlaştırıcı 912 A’dan küçük UV dalga boylarında) ulaştırmaktadır. Bu yıldız rüzgarları sebebi ile baloncuklar halinde şişerek genişleyen gaz katmanlarını önlerine katarak yeni yıldızların doğmasına sebebp olmaktadırlar.
Oluşan yıldızlar büyük kütleli, sıcak ve ateşli mavi beyaz anakol yıldızları olduklarından birçoğu birkaç milyon yıl içerisinde ardı ardına önce süperdev haline geldiler ve büyük bir gürültü ile (mecazi anlamda bir gürültü tabii ki  ) süpernova patlamaları ile etraflarındaki yerel gaz ve toz bulutlarından oluşan kozalarını süpernovanın önüne kattığı şok dalgaları ile fırlatarak etraflardaki diğer gaz ve toz bulutları ile çarpıştırıp gaz yoğunluğunu artıp sıkışmasını ve genişleyen halkalar içerisinde yeni nesil yıldızların oluşumunu tetiklemişlerdir. Günümüzde Gould’un kemeri kabaca 2000 IY çapında ve birçok OB yıldız birliği, X-ışını yayan genç düşük kütleli yıldızlar, yıldızlararası moleküler gaz ve tozdan oluşan 1 – 2 milyon güneş kütlesinde ve sürekli genişleyen elips vari bir halkadır. Güneş sistemimizin gökada sarmal kolları üzerindeki yolculuğu sayesinde şans eseri bu ilginç yapının merkezine yakın bir bölgeden geçiş yapmaktadır.

Diğer Teoriler
Gould Kemeri için ortaya atılmış literatürdeki diğer teorilere göre galaktik devinim sırasında tesadüfi olarak bir araya gelmiş ortak bir geçmişi yada fiziksel bağı olmayan ISM bulutları da olabilir.

Blauuw (1991, Crete I, p. 125), Elmegreen (1982, in sub-mm Wave Astronomy, ed. J. E. Beckman & J. P. Phillips), Olano (2001, AJ, 121, 295), Poppel (1997, Fundamentals of Cosmic Physics, 18, 1). Tarafından ortaya atılan teorilere göre sarmal kolların içinde bulunduğu galaktik düzlemdeki fosil bir süper kabuk oluşturan ve sürekli genişleyen devasa bir GMC(büyük moleküler bulut) ‘un dış katmanları günümüzde Gould kemerini oluşturuyor olabilir. Kemer içerisindeki CO ve HI güneşten 180 pc uzaklıktaki bir merkezi bölgeden(alfa-Kahraman hareketli kümesi) 3 – 5 km/sn hızla sistematik olarak genişlemektedir.

Olano (1982, AA, 112, 195) gerçekleştirdiği başarılı modellemesinde halkanın şeklinin samanyolundaki burkulmuş kolları içinde genişleyen bir süper kabuğun galaktik devinim yönü nedeni ile sünmesi sebebi ile bu şekli kazanmış olduğunu açıklayabilmiş olmasına karşın kemerin neden gökada düzlemi ile açı yaptığı sorusuna net olarak cevap bulamamıştır. Belkide bu eğikliği sebebi Orion süper kabuğunun gökada düzlemi altında Sco-Cen ‘un ise üstünde olması sebep olmuş olabilir zira Cepheus ve Polaris Flare bulutlarının da eklenmesi ile eğiklik daha az belirgin olmaktadır.

Bakış yönümüzde bulunan görece daha düşük yoğunluklu gaz kolonları (Lockman Deliği) ve toz (Baade Deliği) direkt olarak Cas-Tau grubunun üzerinde ve altında bulunması galaktik düzlem üzerinde bulunan ve patlarcasına genişleyen ve merkezi CAS-Tau grubuna denk gelen bir süper halka modelini doğrulamaktadır

Resim

Mc Cray & Kafatos (1987, ApJ, 317, 190) ve Tenorio-Tagle & Palous (1987, AA, 186, 287) süper kabuk yapının patlarcasına genişlerken etrafındaki gazı önüne katıp süpürmesi sırasında genişleme hızı yavaşlayınca kütleçekimsel dengesizlikler baloncuğun galaktik düzlemin orta bölgeleri ile kesiştiği yörelerde gaz bulutları oluturduğunu göstermişlerdir. Düşük kütleli bulutlar ufak çaplı hareketlerle dengelenmekte ve büyük kütleliler ise genişleyerek dengeye ulaşmaktadır. Teoriye göre sarmal kollar içerisindeki bir bölgede gerçekleşen süper kabuk patlamasıyla gaz galaktik düzleme dik olarak püskürtülmektedir
20 milyon yıl içinde Püsküren gaz galaktik düzlemin kütleçekimi ile yavaşlatılıp 20-40 milyon yıl içerisinde tekrar galaktik düzleme 40 km/sn hızlarla geri düştüğü noktalarda galaktik kollar ile çarpışmaya girmektedir. Aynı anda püskürmeye sebep olmuş olan süper kabuğunda dışkatmanları galaktik düzleme giren püskürtülmüş gaz ile çarpışmaktadır 40 80 milyon yıl içinde de hem çarpışma noktalarındaki gaz içerisindeki kütleçekimsel düzensizlikler hemde çarpışarak birleşen topakçıklar günümüzdeki Orion, Sco-Cen gibi yıldız birliklerinin oluşmasını tetiklemiş olabilirler. Aşağıdaki resimde bu sürecin canlandırıldığı bir resim görebilirsiniz.


Gould’un Kemerinin keşfi

Gould’un kemerinin keşfi 1800’lü yıllara değin uzanmaktadır, gökyüzündeki konumu sebebi ile kuzey gökyüzü sakinleri tarafından bilinmekteydi. Fakat güney gökyüzündeki parçası güneşe daha yakın konumda olması sebebiyle ekvatorun güneyindeki gözlemciler tarafından farkedilmişti, asıl kayıtlara geçtiği tarih ise Uranüsün kaşifi William Herschel’in oğlu olan ,John Herschel’in zamanındadır.
Afrikadaki Ümit Burnu civarında gözlemler yapan J Herschel gould kemerini şöyle tanımlamıştır: “Parlak takım yıldız Avcı, ve Argo (o zamanlarda Pupa, Yelken ve Karina takımyıldızları birleşik olarak tanımlanmıştı), güney haçı, Erboğa, Kurt ve Akrep gibi belirgin takımyıldızların parlak yıldızları ile işaretlenmiş belirgin bir alan vardır”

Resim

Herschel notlarında, bu yıldızlı kemerin bir özelliğini de belirtmiştir; Kemerin samanyolu sarmal kollarına göre gökyüzünde 20 derece açı yaptığını ve bunun da Samanyolu’nu oluşturan kütlenin yayıldığı genel paralel yapıdan farklı olan ikincil bir katman olarak tanımlamıştır.
Almanyada 1847’yılında Herschel iddialarını yayımladığı sıralarda Boston doğumlu bir astronom olan Benjamin A. Gould astronomide doktora derecesi almaya hak kazanmış olan ilk amerikalı olarak Arjantin’e yolculuk gerçekleştirdi. Gould’un 1874 yılındaki notlarında seyahati ile ilgili “Güney Amerika ikameti sırasında ilk zamanlarda dikkatini çeken ve daha sonra sürekli ilgisini yoğunlaştırdığı bir olgu konusunda bir tanımlama yapma gereği hissettiğini” belirtmiştir. Gould’un tanımlamasında parlak yıldızlardan oluşan devasa bir çemberin gökyüzünde bir bant oluşturduğunu ve Samanyolu ile Güney Haçı bölgesinde kesişerek tüm mevsimler boyunca belirgin olduğunu bildirmiştir. Herschel’in gould kemerini yanlızca güney gök küre boyunca izlemesine karşın Gould tüm gök küredeki dağılımını tanımlamayı başarabilmiştir.
Günümüzde modern astronomi bize gould’un kemeri üzerinde ağır sıkletli, kısa ömürlü ve genç B sınıfı genellikle parlaklıkları 5.25 kadirden fazla olan yıldızlardan ve gaz&toz bulutlarından oluştuğunu bildirmektedir.

Gould’un kemeri gökyüzünde birçok takımyıldız içinden geçmektedir. Gökadamız samanyolunun sarmal kollarının bulunduğu galaktik düzlem ile yaptığı yaklaşık olarak 20 derecelik eğiklik sayesinde gökyüzünde Argo, Pupa, Erboğa, Kurt, Yay, Akrep, Kraliçe, Sefe, Çalgı, Yılancı, Orion, Boğa, Büyük köpek, gibi takımyıldızlara adeta parlak mavi beyaz ve kırmızı süperdev hazineleri ile can vermektedir. Gould’un kemeri olmasaydı, Yay ve akrep takımyıldızlarındaki bir çok yıldız gökadanın karanlık ve tozlu bölgelerinde arka planda sönümlenmiş biçimde görülecek ve ne muhteşem kırmızı dev Antares nede büyüleyici Akrep-Erboğa (Sco-Cen) yıldız birliği biz gökyüzü tutkunlarının teleskoplarına renkli ziyafetlerini sunmayacaktı.
2003 yılında Paris Üniversitesinden Christophe A. Perrot ve Isabelle A. Grenier ‚in çalışmalarında Gould’un kemerinin 2400’e 1500 Iy genişlikte yayılan bir elips halka olduğunu ve güneşimizin de bu halkanın merkezinden hafifçe uzakta bulunduğunu belirtmişlerdir. Yapılan gözlemler sonucunda ise dev yapının merkezinin güneşimizden 600 Iy uzaklıktaki Alfa kahraman açık yıldız kümesini işaret etmektedir. Güneş sistemimiz bu yapıdan yaklaşık 340 Iy uzaklıktadır. Alfa kahraman kümesini çevreleyen Kraliçe-Boğa yıldız birliğine hayat veren olgu (Cass-Tau assoc.) ise tahminen avare gezinen bir yıldızlar arası gaz ve toz bulutunun gökadamızın sarmal koluna bindirdiği sıfır noktası yada Gould’un kemerinin oluştuğu bölge olmalı.

Resim

İlk kıvılcımın ateşlediği bu bölge etrafında genişleyen halka boyunca sıkışan gazın tetiklediği yeni nesil sıcak OB yıldızları, birer birer süpernovalar ile ortamı ısıtırken şok dalgalarıda bir yandan yeni nesil yıldızlar oluşturmak üzere Gould’un kemerini genişletmeye devam etmiş gibi görünüyor. Hatta genişleyen Gould’un kemerinin önüne kattığı yıldızlar arası şok dalgaları büyük olasılıkla 500 Iy ötemizdeki Akrep-Erboğa yıldız birliği içerisindeki 2 yada 3 süpernova olayını da tetiklemiş olabilir. OB1 olarak adlandırılan bu birlik güneş sistemimizin de içinde buluduğu 80 parsek genişlikte ve etrafına göre çok daha seyrek bir yoğunluğa sahip 10 milyon yıl önce oluşmuş yerel kabarcığı içine almaktadır. Yakınlarda gönderilmesi planlanan CHIPS uzay görevide bu ortamı inceleyerek gökada içerisindeki bu tip ortamların süpernova olaylarının bir sonucu olduğunu öne süren McKee-Ostriker modelini doğrulamayı hedefliyor.

Resim

Gould’un Kemerinin İzinde
Gökadada yakın çevremizde ki yıldız popülasyonuna baktığımızda iki farklı etnik yıldız nüfusu ile karşılaşırız. Birincisi güneşimizinde içinde bulunduğu alışık olduğumuz metal oranı yaşları ve kinematiği ile normal gökada popülasyon yıldızlarıdır diğeri ise gökada populasyonundan belirgin biçimde farklı ve aynı kinematiğe sahip genç yıldızların oluşturduğu aynı bölge üzerinde (Gould’un kemeri) bulunan parlak yıldızlardır. Güneşimizin bu bölge içerisinde bulunması 225 milyon yılda bir tamamladığı galaktik turu sırasında denk gelmesinden kaynaklanan tesadüften öte birşey değildir.
1990 ların sonlarında Compton Gamma Işını gözlemevi tarafından aynı bölgede tespit edilen birkaç düzine gamma ışını kaynaklarının Gould’un kemeri üzerindeki süpernovaların arkalarında bıraktıkları cenazeler (pulsarlar ve karadelikler) olduğu varsayılmaktadır. Yakın zamanlarda ise Gould kemeri içerisinde güneşimizin kütlesine yakın ama çok daha genç yıldızlarında Gould kemerinin gökyüzündeki izini takip ettiği ortaya çıkarıldı. 1996 yılında Hamburg gözlemevinden astronom Rainer Wichmann, Kurt(Lupus) takım yıldızı yönünde 48 adet T Tauri türü yıldız oluşumunun ilk aşamalarında bebek yıldızlar tespit edildi. Bu yıldızlar oldukça dikkati çekmiştir zira yüksek miktarda Lityum içermektedirler ve genelde yıldızlar yaşlandıkça lityumu yok ederler bu yıldızların bir diğer özelliği ise galaktik düzlem yerine galaktik sarmal kollara göre 18 derecelik bir eğimle sıralanmış olmalıdır.

Resim

Yıldızlara hayat veren yıldızlar arası gaz ve toz bulutları gibi birçok nebula da Edwin Hubble’ın 1922 yılındaki çalışmasına göre Gould’un kemerinin gökyüzündeki izini takip eder. 1960’larda İsveçli astronom Per Olof Lindblad gökyüzünde yayılmış olan nötral hidrojen gazından oluşmuş bir halkanın da Gould’un kemerini takip ettiğini ortaya çıkardı. Gould kemeri yapısının kütlesinin büyük bölümünü oluşturan bu yıldızlar arası gaz ve toz nebulalarının en bilinen örneklerinden birer tanesi ise Orion bulutsusu ve Rho Yılancı bulutudur.

Kaynakça
A Hipparcos census of the nearby OB associations
Authors: P.T. de Zeeuw (1), R. Hoogerwerf (1), J.H.J. de Bruijne (1), A.G.A. Brown (2), A. Blaauw (1,3) ((1) Sterrewacht Leiden, Leiden, (2) Instituto de Astronomia U.N.A.M., Ensenada, Mexico, (3) Kapteyn Astronomical Institute, Groningen)
(Submitted on 17 Sep 1998)

Gould's Belt: Ring Around the Sky
By Ken Croswell
Published in Star Date (July/August 2005--cover story

The origin of Scorpius X-1
I. F. Mirabel 1,2 - I. Rodrigues 1
1 - Service d'Astrophysique / CEA-Saclay, 91191 Gif-sur-Yvette, France

Exploring Gould’s Belt
Glenn LeDrew -- g_ledrew@hotmail.com

http://ottawa.rasc.ca/astronotes/1999/an9912p8.html
http://www.deepfly.org/TheNeighborhood/GouldBelt-1.html
gönderen Emre Evren
#34630
Atilla Ağabey selamlar..

Takdiriniz için çok teşekkür ediyorum, ISM, ve Gould kemeri konusu benim nedense çok daha hoşuma gidiyor.
İnsanların kimisi karanlık gökyüzünde samanyolunun parıltılı tarafını seyreder, bense ısrarla karanlık Barnard filamanlarını görmeye çalışırım.

Bizler aslında gökyüzüne bakınca tavana asılı kandilleri görüyoruz ama etrafımız bir sürü kalın duvarlarla çevrili resme bu yönden bakınca(ISM'i de içine katınca) bence asıl samanyolunu görmüş oluyoruz. yani karanlık boşlukda anlam kazanmış oluyor.

Yazının devamı için 2 aydır niyetleniyorum yarısı dahi hazır ve bundan sonraki kısmını gerçekten Gould Belt'i anlamak ve elindeki imkanlarla teleskop CCD fotoğraflamak yapısı hakkında bilimsel bulgulara destek olmak isteyenler için hazırlayacağım. ama forumdaki ISM rüzgarlarının biraz dinmesini bekleyeceğim şimdilik

Hatta etrafımızdaki sıcak mavi-beyaz yıldızların ve kümelerin Gould Belt ile oluşup kemere dahil olduğu yada kendi başlarına gökadanın başka bir yerinde oluşup tesadüf eseri galaktik merkez etrafında dönerken günümüzde bu bölgeyemi denk geldikleri konusunda(mesela Ülker açık kümesi gould belt ile alakalı değil ama Hyades kümesi bizzat gould belt içindedir) amatörler yaptıkları, gözlemler, fotometri verileri, tayf analizleri ile bilim dünyasına çok çok ciddi destek olmaktadırlar.
Sizler gibi hem imkanı hem tecrübesi olan değerli amatörler ile bu konuda bir proje bile hazırlayabilir bunuda bir sonraki AAS'de sunabiliriz bile


saygı sevgilerimle...