Dünya'da ve Türkiye'deki çalışmalar, roketler, sondalar, uzay mekiği, uzay ajansları, programlar..
Dünya Dışı Yaşam, SETI projesi...
#1638
Resim

Merhaba Arkadaşlar;
Bildiğiniz üzere yerbenzer gezegen avı için TPF(karasal gezegen bulucu), Darwin ve Kepler gibi iddialı yörünge teleskop projeleri son hızla geliştirilmektedir. ( bakınız Güncel haberler )
Bazı teknik meseleler nedeniyle aranacak olası-dünya boyutlarındaki gezegenler için bakılacak olan adaylar ise daha çok yörüngesinde yaşama elverişli bölgeleri dev gezegenler tarafından işgal edilmemiş yıldızlardan oluşmaktadır.


Şimdiye dek keşfedilen gezegenler çoğunlukla yıldızlarına merkürden daha yakın yörüngelerde dönen jüpiterden büyük binlerce derece sıcaklıklara sahip ateşli "dev jüpiterler" idi. ki bu kızgın devleri yaşam için baştan gözardı etmeliyiz.

Keşfi gerçekleşen diğer gezegenler ise yine jüpiter boyutlarında -yada jüpiterden daha büyük- ve yıldızlarında mars ve venüs'ün güneşe uzaklığı kadar mesafelerde (0.8 - 2.5 AB) dolanan atmosferlerinde su,amonyum ve kükürt bulunan üst atmosfer sıcaklıkları suyun sıvı olarak barınabileceği seviyelerdeki gaz devleridir.
Tabii ki en başta yaşam adayı gezegenlerin bu gaz devleri olmayacağını belirtmeliyim (zira bahsedilen gaz devleri katı bir yüzeye sahip olmayan, sıvı bir yüzeyi olsa bile devasa atmosferlerinin yaratacağı muazzam hava basıncı ve sıcaklık sebebi ile yaşama hiç de dost olmayan mekanlardır)

Benim tartışmaya açmak istediğim konu 2. sınıfa giren bu gaz devlerinin yörüngelerinde Dünyamız boyutlu karasal gezegenlerini barındırabilme ihtimali (bakınız Jüpiterin yörüngesindeki ganymede-neredeyse mars büyüklüğünde- ve Satürn yörüngesindeki Titan -atmosfere sahip olan bir uydu-)
Bu başlık altında yıldızına "yaşama elverişli bölge" olarak adlandırılan 0.8 ila 1,5 AB uzaklıklarda dolanan gaz devlerinin yörüngelerinde dolanan dünya benzeri katı yüzeyinde sıvı suyu bulundurabilecek kadar büyük ve atmosfere sahip bir uydunun yaşama elverişli olup olamayacağını tartışalım diyorum.

Başlangıç olarak ben bulduğum birkaç örneği sizlerle paylaşmak istiyorum ve bu dev gezegenlerin yörüngesinde dolanabilecek olası dünyalar için yaşam koşullarını tartışalım diyorum, sizlerde başka örnekler sunabilirsiniz.
-----------------------------------------------------------------------------------------------
İlk Aday ve benim Favorim :
bize 97.84 IY uzaklıktaki 109 Piscium sistemi 1.1 güneş kütleli G5 IV sınıfı bu anakol yıldızı 2,88 ve 0,92 AB arasındaki uzaklıklarda yaşama elverişli bir alan sunuyor.
ResimResim

Gaz Devimiz ise yıldızına 2,13 AB uzaklıkta dolanmakta ve Jüpiterin 6,12 katı bir kütleye sahip, ortalama üst atmosfer sıcaklığı ise 246 Kelvin civarında. Kuramsal hesaplamalar sonucunda büyük gaz devinin yörüngesinde 10 dünya kütlesinde uydular bulunabileceği belirtiliyor. Eğer dünya(veya daha ağır) boyutlarında bir uydu varsa yüzeyinde sıvı hade su bulundurma ihtimali oldukça yüksek.


-----------------------------------------------------------------------------------------------
İkinci Aday :
HD 28185 olarak adlandırılan bize 128,5 IY uzaklıktaki güneşimizin %99 kadarı bir kütleye sahip G5 sınıfı bir yıldız.
Yaşama elverişli yörünge alanı 0,51 ile 1,59 AB arasında.
Gaz devimiz ise yıldızına 1,03 Ab uzaklıkta (yaklaşık dünyamız kadar) dolanan Jüpiterin 5.7 katı kütleli, 258 Kelvin derecelik atmosfer sıcaklığına sahip Su bulutları içeren bir gaz devi. yine yörüngesinde 10 dünya kütleli gezegenler barındırabilmektedir.
Resim
ResimResimResim
Bu gaz devide yörüngesinde yüzeyinde sıvı su bulunan gezegenler için çok iyi bir aday


-----------------------------------------------------------------------------------------------
Üçüncü adayım :
Sextans takımyıldızındaki bize 107,04 IY uzaklıktaki 1,05 güneş kütleli G5 sınıfı bir yıldız olan HD 92788.
Resim
0,97 AB ortalama mesafede yıldızının yörüngesinde dolanan bu gaz devi ortalama 296 Kelvin yüzey sıcaklığına sahip olmalı. Bu sıcaklık ise 3'lü arasında suyun donma noktasına en yakın sıcaklık!(yaklaşık +20*C civarında oda sıcaklığı kadar)
Gaz devinin 10 dünya kütlesine kadar uydu barındırabileceği ifade ediliyor. Yörüngesi biraz egzantrik de olsa yine güçlü bir aday. fakat egzantrik olmasında yörüngesinde bulunabilecek olası büyükçe bir uydu da sebep olabilir.


Uçuk kaçık bile olsa her türlü görüş ve önerinizi bekliyorum, tartışalım ve tartıştıkça bu konuda daha çok şey öğrenebilir ve fikir sahibi olabiliriz.
Saygılarımla..
En son Emre Evren tarafından 26 Nis 2007, 13:49 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
gönderen Emre Evren
#1639
Merhaba,
Konuyu biraz detaylandırıp problemi yapılandıralım diyorum mesela öncelikle jüpiter boyutlarındaki bir gaz devinin yörüngesindeki dünya-boyutlu bir uyduda yaşamın ortaya çıkabilmesi için hangi koşulların öncelikli ve önemli olduğuna bir bakalım.

Üzerinde Yaşam barındırabilecek bir uydu ;
----------------------------------------------------------------------------------------------------------
* Öncelikle yörüngesinde dolandığı gaz devi yıldızına "yaşanılabilir bölge" olan uygun(0.8 ila 1.5 AB) bir uzaklıkta stabil bir yörüngede(çok fazla parabolik bir yörüngeli olmaması lazım çembere yakın bir yörünge) dolanması lazım

* Yaşamın başlayacağı uydu Dev gezegene Roche limiti denilen ve ana gezegenin yarıçapının 2,5 katından daha yakın mesafede dolanmamalı(daha yakın mesafede kütleçekimsel etkiler yüzünden uydu parçalanıp satürn'de olduğu gibi halka sistemi haline gelecektir)

* Dev gezegenin yörüngesinde yaşam arayacağımız uyduya çok yakın dolanan başka devasa uydu olmamalı varsa bile iki büyük uydu birbirini tehtid etmeyecek kararlı bir yörüngede dolanmalı.

* Bilindiği üzere Jüpiter tarzı devler kuyruklu yıldız ve asteroidleri üzerlerine çeken birer elektrikli süpürge gibidirler. Fakat yaşam barındırması beklenen bir uydu için bu çok tehlikelidir. Bu yüzden Eğer varsa böyle bir sistemde dev gezegenlerce çekilebilecek fazla güneşsistemi artığı bulunmaması lazım olsa bile çok uzaklarda Kuiper kuşağında bulunmalı. (bizim asteroid kuşağı gibi bir sistem varsa yaşam barındırabilecek uydu çok bahtsız olacaktır :lol: )

* Uydumuz en azından venüs civarında bir kütleye yakın olmalı, çünki kütlesi düşük olan bir uydu kolayca atmosfer barındıramayacaktır.

* Uydumuz dev gezegenden çok fazla uzaklardaki yörüngelerde bulunmamalı, zira fazla uzaklarda dev gezegenin manyetosferinin yıldızın zararlı parçacıklardan koruyucu etkisi azalacak hatta manyetosferde akan yüklü parçacıklar bizzat uydumuza ciddi tehtid oluşturmaya başlayacaktır.

* Uydumuz merkür veya ay gibi kalbi durmuş, jeolojik olarak ölmüş bir gezegen olmamalı. Bu şu sebepten önemlidir, jeolojik olarak aktif olmayan bir çekirdek uydu üzerinde yaşam için çok önemli olan karbon döngüsü gibi önemli bir etmeni sağlayamayacaktır. Fakat aynı zamanda Jüpiterin Io'ya yaptığı gibi içten dışa fokur fokur kaynayan bir etkidende uzak olmalı(Jüpiterin devasa manyetik alanı Io'nun merkezini muazzam sıcaklıklara kadar yükseltir ve üzerinde dev volkanların aralıksız biçimde kaynamasına sebep olur)

* Uydumuzun kimyasında özellikle su, karbon, silisyum, oksijen ve azot gibi yaşam için önemli elementler bolca bulunmalı.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------

Resim

Yukarıda saydıklarım ve daha aklıma gelmeyen birçok sınırlayıcı etmen dev gezegenler etrafında yaşam barındıran bir sürü uydu-gezegen bulunacağı fikrini iyimser bir şekilde iddia edebilmemizi engellesede kendi güneş sistemimize baktığımızda elimizdeki örnekler bize neden olmasın dedirtiyor.
Mesela Jüpiterin dev uydularından, Europa su bakımından neredeyse Dünyamızla yarışabilecek konumda fakat bir farkla jüpiter'in güneşe uzak konumu yüzünden suyun neredeyse tamamı kilometrelerce kalınlıkta donmuş bir tabaka halinde bulunuyor. Fakat bu buz tabakasının altında epeyce kalınbir su okyanusunun varlığı konusunda bilim adamları hararetli tartışmalarla güçlü bir umut ışığı ve açık kapı bırakıyorlar.

Hatta jüpiterden daha uzaklardaki Satürn'ün uydularından Titanın kalın atmosferi düşünüldüğünde çok soğuk bölgelerde bile bir uydunun atmosfer tutabilme kabiliyeti açık bir biçimde gözler önüne seriliyor.

Biz yine elimizdeki güneş-sistemi dışı gaz devlerine bakarsak benim kişisel fikrime göre Sextans(altılık) takımyıldızındaki HD 92788b +20*C derecelik neredeyse Dünya üzerindeki alışık olduğumuz sıcaklığıyla çok ilginç bir aday olabilir. Europa tarzı büyük miktarda su rezervlerine sahip biraz büyükçe bir uydu gaz devine uygun uzaklıkdaki bir yörüngede devasa su okyanuslarına sahip atmosferinde oksijen(su varsa oksijende vardır) ve azot gibi yaşamsal gazlar barındırabilen alışık olduğumuz bir ortama sahip olabilir.

Aslında Dev gezegenlerin göktaşlarını ve kuyruklu yıldızları üzerine çekmesi hemen korkulacak ve yaşamın uydularında ortaya çıkmasını yasaklayacak bir etmen olmayabilir. Zira Dünyamıza da su, uzaydan kuyruklu yıldızlar sayesinde gelmiştir. Eğer milyarlarca yıl önce buzlu kuyruklu yıldızlar tarafından dünyamız bombardıman edilmeseydi, şimdi yeryüzünde herhangi bir hayatın varlığından bahsedemeyiz hatta ben bu yazıyıda yazamamış olurdum :D .

Sizlerinde hertürlü görüş ve önerilerinizi bekliyorum, sizce bu fikrin sağlam yada sorunlu noktaları nelerdir hep birlikte tartışalım,

Saygılarıma..

Yararlanılan Kaynaklar :

* http://www.astrobio.net/news/modules.ph ... le&sid=903

* Space.com

* http://www.columbia.edu/cu/news/06/03/astrobiology.html

* NASA Planet Quest

* http://www.extrasolar.net/
gönderen Başak Çakır
#6188
İnsanoğlunun en büyük hatası şahsi görüşüme göre, araştırma alanlarını ele alırken, bakış açısının merkezine kendisini oturutması. Şimdi ben bu hatayı bir biçimde tekrarlayarak şöyle başlayacağım;

dünyaya baktığımız zaman hiçbirşeyin birbirnin aynı olmadığını rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Bu durumda dünyadaki yaşama (özellikle altını çiziyorum yaşama değil, dünyadaki yaşama) olanak tanıyan koşulların evrenin başka bir yerinde oluşabilme olasılığı oldukça düşük. Buradan hareketle başka bir gezegende su ya da buradakine benzer bir atmosfer arama arzusu, dünya dşı yaşam formu bulma arzusundan çok, dünyadaki yaşamın sürdürülebileceği farklı bir gezegen bulabilme arzusuna çok daha yakın geliyor. Basit bir mantıkla gidecek olursak dünya dışı yaşam için illa su ya da buradaki atmosferin olması gerekli değil bence. Zaten işin süpriz kısmı da bu. Çok kolay biçimde bizim asla yaşayamayacağımız bir ortam içerisinde aklımıza, hayalimize sığamayacak yaşam formlarının gelişebilme olasılığı, dünyadaki koşulların aynısının bulunduğu bir gezegenin bulunma olasılığından çok daha fazla gibi geliyor.

Bir arkadaşım benzer bir tartışma içerisinde "eğer Dünya gibi bir gezegende Dünya'daki yaşam gibi bir yaşam olduğu ispatlanırsa Tanrı'ya inanmak durumunda kalırım, bu da aslında bütün soru ve sorunlarımın sonu olurdu" demişti.

Bütün bunların sonucunda, herhang bir gezegende katı sıvı ya da gaz halnde su bulunmasının, dünya dışı yaşam açısından bir şey ifade ettiğini hiç sanmıyorum. Aksine su ve atmosferin olduğu ama farklı biçim ve oranlarda olduğu bir yerde yaşam olabileceğini pek sanmıyorum. Zira buradaki malzemelerin yaşama elverişli koşulu Dünya'da gerçekleşmiştir. Bunun eksiği ya da fazlası, buradakine benzer bir yaşam formunu oluşturmak için uygun olmayacaktır. Fakat çok daha alakasız koşullarda, alakasız yaşam formlarının olabilmesi mümkündür. Yani dünya dışı yaşam için gerekli kriterler misal su bulunması değil. Dünya dışı yaşam bulunabilmesi için gezegenlerde su aramaya gerek yok. Başka gezegenlerde su aramanın sadece dünyadaki yaşama destek olması açısından bir anlamı olabilir.
gönderen Emre Evren
#6199
Merhaba İlginiz için çok teşekkür ediyorum.
Konu astrobiyoloji ile derinden ilgili olduğu için bir miktar kimya bir tutamda biyolojik olarak niçin yukarıda saydığım koşulları öncelikli olarak aradığımızı anlatmak istiyorum


Dünya dışı yaşam arayışında öncelikli olarak su(sıvı halde su) 'yun kriter olarak alınmasının sebebi bilinen(en azından Dünyada bilinen) tüm canlı organizmaların suya özelliklede sıvı halde suya derinden bağlı olmasından kaynaklanır. zira su hem mineraller hemde hidrokarbonlar için mükemmel bir çözücü olarak kullanılabilmektedir. aynı zamanda biyolojiden öğrendiğimiz homeostatik denge içinde su gerekmektedir.
Suyun asitlik Bazik özelliği 0 yani tam kararlı noktadadır.
peki su yerine yağ veya atıyorum alkol yada başka bir sıvı kullanıyor olsaydık başımıza ne gelirdi? en basitinden su içerisinde yaşayan organizmalar yaşadıkları ortam bir anda buz haline dönüşmek yerine üst katmanlardan aşama aşama donarak buz tabakası ile kaplı derinlerde sıvı halde kalabilmiş su içerisinde yaşamlarını devam ettirebileceklerdir. (bknz göllerde önce üst tabaka donar, buzun altında ise ne kadar soğuk olursa olsunbir miktar sıvı su kalır)
Bunun yanısıra Suyun donma noktası ile kaynama noktası arasındaki sıcaklık farkı diğer sıvılar ile kıyaslandığında organizmaların kullandıkları protein yapıtaşlarının denatürasyon(bozulma) sıcaklıkları ile çok büyük paralellik göstermektedir.

Resim

Haydi su tamam diyelim, peki niçin canlı organizmalar karbon temellidir. Yani organizmaların vücutlarındaki protein, yağ aminoasit, gibi yapıtaşları Karbon atomları ile karmaşık bileşikler oluşturan oksijen, azot gibi atomlardan oluşmaktadır.
Önceleri benim de aklımı bu soru kurcalamıştı ve karbon ile aynı dış elektron konfigurasyonuna sahip Silisyum elementinin karbon yerine geçip geçemeyeceğini araştırdım.
Ulaştığım sonuçlara göre bazı sorunlar ortaya çıkıyordu.
Öncelikle silisyum kimyasal özelliği sebebi ile karbon kadar oksijen azot gibi ametaller ile kuvvetli bağlar kuramıyor, kursada bu bağlar oldukça kırılgan oldukları için karmaşık yapılar halinde uzatılamıyor.
Ayrıca karbonun oksidatif bileşikleri silisyuma göre çok daha sağlam
haydi bir şekilde oldu diyelim bu seferde silisyumdan yapılı bileşiklerin ağırlığı dolayısıyla organizmalar 2,2 kat daha ağırlaşıyor ve bir okadar da kırılganlaşıyorlardı.
Bunun yanı sıra silisyumlu bileşiklerin suda çözünürlüğü karbonlu bileşiklere göre oldukça sorunlu.
Birde sıcaklıkla silisyumlu bileşiklerin denatürizasyonu hiçde kolay olmuyor. buda amino asit sentezi ve yıkımı için önemli bir konu.

Resim

Bu teoriler içerisinde bir de amonyum tabanlı yaşam önerileri vardır. Amonyum tabanlı bileşiklerde aslında CH3NH2 , NH4OH ve CH3OH gibi suya benzer özelliklere sahip iyi birer çözücüdürler. hatta öyle ilginç özellikleri vardırki amonyum tabanöı çözücüler sodyum, magnezyum aluminyum fosfor iodin sülfür gibi bir çok farklı metal ve ametal element ve bileşiği çözebilme yetisine sahiptir. bunun yanısıra polipeptid ve aminoasit bileşikleri içinde çok uygun birer ortam olması ile beraber donma noktasının düşüklüğü -44*C kaynama noktasının suya yakınlığı 98*C gibi özellikleri dolayısıyla suya uygun bir karşı bileşen olarak düşünülebilir. Tabi amonyumun gaz devlerinde bulunma bolluğu yanında ballı kaymak olmaktadır.
Fakaat. amonyum türü bileşiklerin suyun elektrokimyasal olarak ayrıştırıldığında OH(baz) H+(asit) gibi dengeli bileşikler(nötürlenen) vermektedir. fakat amonyum suya karşılık kuvvetli asidik özellik gösteren NH+ iyonları vermektedir ki hiç bir canlı organzma bu kuvvetli asite dayanamaz. bu noktada da amanyumun tüm cazibesi bir anda dağılıyor.

Resim

Bu noktaya kadar yukarıda saydıklarım konusunda hem fikir isek yaşamın temel yapı taşları olan kimyasallar konusunda bir çelişki yaşamadığımızı düşünüyorum.
Aslında benimde en çok hakkında düşünürken heyecanlandığım konu , canlıların(dünya dışı) dış görünüşleri ve belkide organlarının çeşitliliği bakımından farklı görünümleri.
Koşulları dünyaya benzeyen bir gezegende(atmosfer basıncı, atmosfer bileşeneri, yerçekim ivmesi ve belkide aklımıza gelemeyecek binlerce faktör) çok önemsiz gözükecek nüans farklılıkları dolayısıyla kimbilir ne kadar farklı görünümlü canlılar yaşıyor olabilir.

Mesela niçin çift ayak yerine 3 bacak üzerinde yürüyebilen canlılar olmasın, yada kanatlar yerine çok farklı teknikler kullanarak uçmayı başarabilen canlılar, bildiğimiz göz, kulak, koku ses gibi duyargalar yerine manyetizma, kızılötesi morötesi veya radyo dalgaları ile duyum alabilen ve hatta haberleşebilen canlılar olabilir.

Hatta bitki yada hayvan sınıflandırmasının ortasında yer alan yüksek yapılı hareketli hatta akıllı canlılar bile olabilir. Sonuçda hayal dünyamız kadar çok çeşitli canlı türü ile karşılaşmayı bekleyebiliriz, yeterki hayal edebilelim....

Saygılarımla...


Kaynaklar:

www.astrobiology.com
http://science.nasa.gov/newhome/headlin ... ay99_8.htm
en.wikipedia.org/wiki/Astrobiology
http://en.wikipedia.org/wiki/Extraterrestrial_life
http://www.daviddarling.info/encycloped ... alife.html
http://uplink.space.com/printthread.php ... ype=thread
http://www.sawf.org/newedit/edit0611200 ... nethat.asp
http://www.astronomynotes.com/lifezone/s5.htm
http://www.astrobio.net/news/article344.html
Kullanıcı avatarı
gönderen Cüneyt Şanlı
#6200
Merhaba,Emre bey hazırladığınız yazılar için teşekkürler,ilginç bilgiler içeriyor...Eğer dünya dışında bir yaşam varsa bunun formu dünyadaki yaşamdan farklı olacaktır,dünya koşulları kendine hastır...Bunun illede gelişmiş zeki bir yaşam formu olması gerekmez,bu belkide basit tek hücreli bir yaşam formu da olabilir...Ama bence ön şart olarak suyun sıvı olması ve yıldızın zararlı ışınlarından korunmuş bir ortam gerekli....Ayrıca Oksijenin bile olması gerekmiyor dünyanın extrem koşullarında 50-60 derecede hidrojensülfürü parçalıyarak yaşayan bakteriler var........Başak hanıma da katılıyorum,dünya dışı yaşam alanları bulma çabası bir açıdan da gelecekte insanoğlunun taşınabileceği yerleri bulma çabasıdır.....
gönderen Mustafa Özkan
#6382
Bilim ve Teknik dergisinin Ekim sayısındaki "Alternatif Biyolojiler" kısmı oldukça yararlı bilgiler içeriyor. Bazı biliminsanları Dünya'daki su-karbon bazlı yaşam modelinin başka gezegenlerde başka elementlerle de sağlanabileceği görüşünde ve ortaya koydukları deneysel gözlem sonuçları hiçte yabana atılır değil açıkçası. Karbon yerine silisyumun kullanılması (karbonla aynı grup elementidir), su yerine benzen kullanılması gibi önermeler var. Aslında cümleyi yanlış kurdum, "kullanılması" yerine "kullanılıyor olması" demem gerekirdi.

Silisyum'un Dünyanın büyük bir bölümünü oluşturduğunu biliyoruz. Peki neden silisyum gibi zengin bir element yerine karbon gibi kısıtlı bir element? Burada işin içerisine yüzey sıcaklığı ve basınç giriyor. Silisyum elementi yaptığı bileşiklerle yüksek sıcaklık altında (ki bu yüksek sıcaklık yaşam koşulları sıcaklığı oluyor) düşük güçte bağlar kurduğundan pek sağlam olmadığından yerine aynı sıcaklıklarda daha sağlam moleküller kurabilen karbon geçmiş. Eğer silisyumdan oluşuyor olsaydık yaz tatilimizi negatif değerlikli sıcaklıklarda yapıyor olacaktık belkide.

Bilim ve Teknik'in ekim sayısı benim gibi bir kimyager adayını biyokimyaya döndürmüş durumda. Okumanızı tavsiye ederim.
gönderen Ahmet Adnan Özçelik
#9631
Europa olabilir. Jüpiterin en büyük uydularından biri. En mantıklı olan olsa gerek ki araştırmalar genelde onun üzerine yoğunlaşmış. Yalnız yüzey sıcaklığı elverişsizmiş. Tam olarak teknik bilgilere sahip değilim burada okuduğum bilgiler ve discoveryde izlediğim bir belgeselden yola çıkarak bunları yazıyorum. Orada izlediğim kadarıyla yüzey sıcaklığının sera etkisi gösteren gazlarla yükseltilebileceğinden bahsediyordu. He birde eğer orada her hangi bir yaşam şansı olursa bu yaşam bizim hayalimizdeki gibi bir yaşam olmayacakmış. Suyun dibinde kurulacak olan bir yaşam olacakmış. Zaten bunların gerçekleşme olasılığı günümüz teknolojisiyle imkansız. şimdilik bizim için bir bilim kurgu ve sanırım bundan öteyede geçemiyecek. Yani en azından biz göremeyiz.
Kullanıcı avatarı
gönderen Deniz Doğan
#9784
Jüpiter gibi gaz devlerinde yaşam olamayacağını peşin olarak kabullenmemeliyiz bence.

Carl Sagan, Kozmos kitabında Jüpiter'de yaşamın mümkün olup olamayacağına dair fikir yürütmüş.

"Jüpüter gibi atmosferi hidrojen, helyum, metan, su ve amonyak dolu, gazdan oluşmuş dev bir gezegende katı bir yüzey bulunmaz. Burada yoğun ve bulutlu bir atmosfer vardır ve bu atmosferde organik moleküller gökten dökülüyor olabilirler, tıpkı laboratuar deneylerimizde olduğu gibi. Bununla birlikte, bu gezegende hayat bulunmasına engel bir durum vardır. Atmosferi çalkantılı ve aşağı tabkaları çok sıcaktır. Bir organizmanın aşağı kayıp kebap olmaması için çok temkinli davranması gerekmektedir.

...

Bu koşullarda yaşayabilmenin bir yolu, yanıp kebap olmadan önce üremek ve yeni doğanların atmosferin daha yüksek ve daha serin tabakalarına çekilebilmeleridir. Bu tür organizmaların çok küçük olması gerekir. İçinden helyum ve ağır gazları dışarıya pompalayıp en hafif gazı alıkoyan bir hidrojen balonu da düşünülebilir. Ya da içi sıcak havayla dolu bir balon olabilir; içi sıcak tutularak havada sallanabilir. Bu ısıyı da yediği besinin enerjisinden sağlayabilir. Adına "döner-gezer" diyebileceğimiz bu balonsu yaratık var olan organik molekülleri yiyebilir ya da besinini güneş ışığından ve havadan kendi yapar. Döner-gezer ne denli cüsseli olursa o denli etkindir. En büyük balinalardan bile daha büyük, kent büyüklüğünde varlıklar...

...

Fizik ve kimya, bu tür hayat şekilleri oluşumuna olanak verir. Sanat onları sevimli kılar. Bununla birlikte doğanın bizim tahminlerimize ayak uydurmasını şart koşamayız. Fakat Samanyolu Galaksisi'nde hayat bulunan milyarlarca dünya varsa, bunlardan bazılarında hayal gücümüzün fizik ve kimya yasalarının sınırları içinde yarattığı döner-gezerler bulunabilir."

Ben bu fikri okuyunca çok heyecanlandım ve umutla doldum. Gerçi, Sagan kitabını yazalı epey oldu. Şimdiki bilgilerimizle yukardaki hipotezin mümkün olamayacağı kanıtlanmış olabilir. Ama neden olmasın? Jüpiter'de hayat olmadığından nasıl bu kadar emin olabiliriz? Gönderilen birkaç uzay aracı bu hükmü verdirir mi?
gönderen eltaf özen
#13102
bence venüs olabilir çünkü venüs bundan bi 50 yıl önce dünya gibiymiş belkide tekrar evrim geçirir ve yaşanabilir hale gelir
Kullanıcı avatarı
gönderen özgür can öney
#13155
efo yazdı:bence venüs olabilir çünkü venüs bundan bi 50 yıl önce dünya gibiymiş belkide tekrar evrim geçirir ve yaşanabilir hale gelir
Venüs'te şu anda yüzeydeki sıcaklık 400 santigrat derece civarında , atmosfer basıncı Dünya yüzeyindekinin 90 katı ve Hidroklorik asit bulutları dolaşıyor üzerinde ...

Böyle bir şey 50 yılda olamaz ...

Yanlışın var . Bu bilgiyi nereden edindin , merak ettim .

Not : Ayrıca gerçek adını bizimle paylaşırsan sana da isminle hitap edebiliriz ...

Kolay gelsin ...
Kullanıcı avatarı
gönderen Onur Atılgan
#18414
Bir başka yıldızın çevresindeki gaz devinin uydularında yaşam aramak oldukça gerçekçi görünüyor. Evet uydunun sahip olması gereken koşullar çok fazla fakat şunu da dikkate almak gerek. Gaz devi büyüdükçe çevresinde dönen uyduların sayısı artıyor. Sayı artınca da ve gaz devi büyük olduğu sürece büyük uyduların bulunması eğilimi de artıyor. Jüpiter'in çevresinde bile neredeyse Mars kadar uyduların bulunuyor olması, Jüpiter'in 2-3 katı büyüklüğündeki bir gaz devinin Dünya kütlesinde hatta daha ağır uyduların olabileceği, hatta olabilmekten öte, bunun çok büyük ihtimal olması söz konusu.

Jüpiter'in 4 büyük uydusu varsa pekala daha büyük bir gaz devinin 20 büyük uydusu da olabilir. Bu uyduların bazılarının Dünya kütlesinde olması ve gaz devinin zaten güneşe yakın durumda olmasıyla birleştiğinde, Europa misali su barındıran, sıcaklık sebebiyle okyanuslarla kaplı gezegenlerin bulunması çok büyük bir ihtimal olabilir.

Sanırım en önemli sorun böyle bir gezegeni bulmak yada terraforming (Türkçe'si var mı bilmiyorum) işlemleri değil de, oralara kadar gidebilmek olacak.

Yüzyıllar sürecek gidiş planlarının ardından gittiğimiz zaman hedeflenen uydunun başkaları tarafından kapılmış olduğunu görmek iyi haber mi kötü haber mi olur orasını da düşünmek gerek :)
Kullanıcı avatarı
gönderen Yakup Akyel
#18433
Dünyanın Atmosfer Sıcaklıgı Kac Kelvindir ?
Kullanıcı avatarı
gönderen Çağdaş Çalış
#18434
Yakup Akyel yazdı:Dünyanın Atmosfer Sıcaklıgı Kac Kelvindir ?
Ama bu kadarda olamaz!! Hiç araştırma yapmadan bu soruyu nasıl sorabilirsiniz. Foruma yazı yazmak için kullandığınız interneti araştırma yapmak içinde kullanırsanız internetin sadece sohbet etmek, fotoğraflara bakmak, video izlemek olmadığını anlarsınız :wink:

İşte kaynak:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Atmosfer

Eğer güvenilir olduğunu düşünmüyorsanız Tübitak yayınlarından Sir Patrick Moore-Gezegenler Kılavuzu kitabının 83. sayfasını okuyunuz. Ayrıca bu kitap çok pahalı değil 2000 yılında aldığımda 2.20 YTL idi!!

Saygılar...
#26932
Dün akşam postakutuma bence önemli bir haber düştü...Bugün ise gazetelerin internet sayfalarında yer aldı...Konuya yeni bir klasör içinde haber olarak vermek yerine burada yazmayı Emre Evren Beyin katkıları olabileceği düşüncesiyle uygun gördüm. Tabi aramızda bulunan diğer bilim insanlarınında katkıları olursa sevinir ve mutlu olurum.
Hubble sitesi "Hubble Finds Carbon Dioxide on an Extrasolar Planet" başlığıyla haberi duyurdu...
Bugünkü gazeteler ise "Uzayda Hayat işareti" ..."Dünya dışı yaşam?" gibi başlıklarla sayfalarında konuya ilişkin haberi duyurdular.

Hubblesitesindeki konuyla ilgili haberin adresi:

http://hubblesite.org/newscenter/archiv ... s/2008/41/

Bugünkü gaztelerin adreslerini vermeye gerek duymuyorum.

Sevgi ve Saygılarımla.
#27646
Suat Bey geç cevap için önce kusura kalmayın. Forumda gözden kaçırdığım ilgi alanıma giren konulardan birini sormuşsunuz. Evet bir gezegende karbondioksit ve karbonmonoksit gazlarına rastlandı. Ama önce gezegenin genel özelliklerinde değinelim.

Bizden 63 ışıkyılı uzaklıktaki HD 189733 A yıldızına ait olan gezegen HD 189733 b. Yıldız, Vulpecula (Tilkicik) Takımyıldızı içerisinde yeralır. Gezegen yıldızına sadece 0,003 AB kadar uzaktadır. Yıldızının etrafında dolanımı, 2,2 gün sürer. Yıldızına bu kadar yakın olduğundan sıcaklığı oldukça yüksektir.

Gezegen adını daha çok, 2008 Aralık ayında sözettirdi. Gezegenin atmosferinde NASA, Spitzer uydusunun yardımıyla karbondioksit ve karbonmonoksit gazına rastladı.

Gezegenin atmosferinde yine aynı yılın kasım ayında subuharı ve metan gazı izine rastlanmıştı. Sıcaklığı 1000 C’ye yaklaşan bir sistemde yaşam izine rastlanması çok ama çok zor. Suyun varlığını nasıl devam ettirdiği ayrı bir soru işareti.

NASA, konuyla ilgili daha sağlam delillerin 2013 yılında fırlatılacak olan James Webb Uzay Teleskopu ile bulunacağını umuyor. Sözkonusu teleskopun görevlerinden birinin ve aslında en önemlisinin Dünya gibi yaşam olabilecek veya yaşamı olan gezegenler bulmak olduğunu belirtiliyor.
Uzay İnterneti:Starlink Projesi

Fikir güzel, mekan güzel ama yemezler...[…]