Dünya'da ve Türkiye'deki çalışmalar, roketler, sondalar, uzay mekiği, uzay ajansları, programlar..
Dünya Dışı Yaşam, SETI projesi...
#92834
Bana göre bu evrende yalnız olma olasılığımız çok düşük. Perspektiften baktığımızda evren sandığımızdan bile çok büyük... İnsan beyni bunu algılayacak kapasiteye sahip değil. Dünyamız, her ne kadar bizim için çok büyükse de evren için bir kum tanesi örneği bile çok çok büyük kalıyor. Evreni dünya olarak alırsak, bir molekül kadar bile değiliz biz. Benim aklıma hemen şu geliyor; biz varsak, neden başkaları da olmasın? Dünya gibi canlı yaşamına uygun birçok gezegen daha vardır sanıyorum... Evrenin ne kadar büyük olduğunun farkına vardığımızda, onlarca Güneş Sistemi gibi sistemlerde bir canlı yaşamının olduğu gezegen olma olasılığı düşük olsa dahi en azından bazı gezegenlerde gerçek olur, çünkü evren çok büyük. Eninde sonunda gerçekleşir bir gezegende. Dünyayı evrendeki diğer gezegenlerden ayıracak bir şey göremiyorum. Ne bilimsel olarak, ne de mistik sebeplerle...

Ayrıca... Canlı dediğimiz şey bakteri de olabilir, bizim taş çağı adını verdiğimiz çağ gibi bir çağ geçiren amatör canlı toplulukları da olabilir... Kriterleri, yaşamları ve vücutları çok farklı. Neden ki biz canlıların olup olmadığını anlamak için yaptığımız deneyleri dünyada yapıyoruz? Onların bize ulaşabilecek kapasitede gelişmiş oldukları kanısına varmamız sebebi nedir ayrıca? Ben öyle uzaylılar daire biçiminde aygıtlarla dünyaya geleceklerine ve öyle yeşil renge sahip bilimkurgu filmlerindeki gibi görünüşleri olduğuna inanmıyorum açıkçası. Bildiğim kadarıyla uzaylıların olduğunu tam olarak kanıtlayan bir belge, hiç bir resmi kuruluş veya güvenilir bir kaynak tarafından insanlara duyurulmadı. Şuanki teknolojimiz, diğer uzay canlılarının bize ulaşması haricinde onların varlığını kabul etmemize veya reddetmemize olanak sağlamıyor. Bekleyip göreceğiz sadece. Bunları konuşmak için çok erken..
#93134
Carl SAGAN'ın tüm kitaplarını okudum. Çok harika bir adam. Carl Sagan, Richard Dawkins, Michio Kaku gibi adamlar kendi dallarında çalışmakla kalmıyor bunu insanlığa anlaşılabilir güzel dillerle zevkle anlatıyorlar.. Çok önemli bir iştir bu..
#93358
Ergink yazdı:Bana göre bu evrende yalnız olma olasılığımız çok düşük. Perspektiften baktığımızda evren sandığımızdan bile çok büyük... İnsan beyni bunu algılayacak kapasiteye sahip değil. Dünyamız, her ne kadar bizim için çok büyükse de evren için bir kum tanesi örneği bile çok çok büyük kalıyor. Evreni dünya olarak alırsak, bir molekül kadar bile değiliz biz. Benim aklıma hemen şu geliyor; biz varsak, neden başkaları da olmasın? Dünya gibi canlı yaşamına uygun birçok gezegen daha vardır sanıyorum... Evrenin ne kadar büyük olduğunun farkına vardığımızda, onlarca Güneş Sistemi gibi sistemlerde bir canlı yaşamının olduğu gezegen olma olasılığı düşük olsa dahi en azından bazı gezegenlerde gerçek olur, çünkü evren çok büyük. Eninde sonunda gerçekleşir bir gezegende. Dünyayı evrendeki diğer gezegenlerden ayıracak bir şey göremiyorum. Ne bilimsel olarak, ne de mistik sebeplerle...

Ayrıca... Canlı dediğimiz şey bakteri de olabilir, bizim taş çağı adını verdiğimiz çağ gibi bir çağ geçiren amatör canlı toplulukları da olabilir... Kriterleri, yaşamları ve vücutları çok farklı. Neden ki biz canlıların olup olmadığını anlamak için yaptığımız deneyleri dünyada yapıyoruz? Onların bize ulaşabilecek kapasitede gelişmiş oldukları kanısına varmamız sebebi nedir ayrıca? Ben öyle uzaylılar daire biçiminde aygıtlarla dünyaya geleceklerine ve öyle yeşil renge sahip bilimkurgu filmlerindeki gibi görünüşleri olduğuna inanmıyorum açıkçası. Bildiğim kadarıyla uzaylıların olduğunu tam olarak kanıtlayan bir belge, hiç bir resmi kuruluş veya güvenilir bir kaynak tarafından insanlara duyurulmadı. Şuanki teknolojimiz, diğer uzay canlılarının bize ulaşması haricinde onların varlığını kabul etmemize veya reddetmemize olanak sağlamıyor. Bekleyip göreceğiz sadece. Bunları konuşmak için çok erken..
Mükemmel ifadeler. Yaşının çok çok ötesinde. Tebrik ediyorum. Koskoca adamım onca yıllık iş hayatımda böyle yazı yazabileni daha görmedim. Aman, çok okumaya devam :)
#115830
Bora Boranlıoğlu yazdı:Carl Sagan müthiş bir insandı.Kaçınızın yaşı yetişir bilmiyorum arkadaşlar ama bu kitaplarından önce onun TRT'nin tek kanal olduğu devirde yayınlanan ve zannediyorum sonradan bir kısmı tekrar verilen Cosmos isimli bir belgeseli vardı.Evreni,kendi dünyamızı ve yaşamı sanal bir uzay gemisinini kokpitinden o kadar güzel inceliyordu ki o belgesel anlatamam.Programı sunan Carl Sagan'dı.Belki de bu alanı sevmeye başlamam ben çok küçükken yayınlanan o belgeselle olmuştur.Dünyadan uzaklara ait o görüntülere bu kadar sevgiyle bakan bir insan ve bilim adamı olması beni çok etkilemişti çocukken.

Ancak bu arada Vedat Ak kardeşime katılmadan da edemeyeceğim,Bu olay tamamen safsata değil.Aslında Carl Saganın yaklaşımını anlamak için burada anlatılmayan biyografisini bilmek lazım.Carl Sagan uluslararası bilimsel camiada yaptıklarıyla çok genç yaşta kabul görmüş olup da dünya dışı yaşamın varlığından ve dünyanın geçmişinde bir zamanlarda dünyamızın yabancı yaşam formlarınca ziyaret edilmiş olabileceğinden cesaretle bahsetmiş olan ilk bilim adamıdır.Egzobiyoloji de dediği uzay ötesi canlı yaşama ilişkin bir bilim dalının kurulmasını önermiştir.Aynı zamanda gezegenlerin dönüştürülebileceğine dair inancı ve projeleriyle de gündeme gelmiş bir insandır (Mars ve Venüsün uygun teknoloji ve dünyadaki canlılar aracılığıyla dönüştürülebileceğine inanıyordu.İşte bu özellikleri nedeniyle çok fazla akademik saldırıya uğramıştır,bir taraftan da New Agecilerin ilgi odağı olmaktan da bunalmıştı.Carl Saganı bunaltan bu ikisi oldu.Bu kitaplarında dünya dışı yaşamın varlığını veya dünyayı ziyaretini reddediyor görünse de dikkatli okursanız bunu hiçbir şekilde söylemediğini ve kuvvetli bir ihtimali akılda bıraktığını görürsünüz.Belli bir yaştan sonra önceden savunduğunuz şeylerin halen ortaya çıkarılamamaış olması sizi karşı kampa itebiliyor.Carl Sagan buna rağmen ölümüne kadar dünyadışı yaşamın varlığını savunmuş bir insandır. Tek fikir değiştirdiği konu yakın zamanlarda ziyaret edilmiş olabileceğimizdir ki bu fikir değişimi de dari görev almasından sonra olmuştur.İlginç değil mi?
Carl Sagan in en buyuk takipcilerinden biri ve yeniden cekilen cosmos serisinin sunucusu Neil deGrasse Tyson onun anisini yasatmaya devam ediyor. Bu tarz insanlar hepimize umut veriyorlar aslinda.
#115831
Ergink yazdı:Bana göre bu evrende yalnız olma olasılığımız çok düşük. Perspektiften baktığımızda evren sandığımızdan bile çok büyük... İnsan beyni bunu algılayacak kapasiteye sahip değil. Dünyamız, her ne kadar bizim için çok büyükse de evren için bir kum tanesi örneği bile çok çok büyük kalıyor. Evreni dünya olarak alırsak, bir molekül kadar bile değiliz biz. Benim aklıma hemen şu geliyor; biz varsak, neden başkaları da olmasın? Dünya gibi canlı yaşamına uygun birçok gezegen daha vardır sanıyorum... Evrenin ne kadar büyük olduğunun farkına vardığımızda, onlarca Güneş Sistemi gibi sistemlerde bir canlı yaşamının olduğu gezegen olma olasılığı düşük olsa dahi en azından bazı gezegenlerde gerçek olur, çünkü evren çok büyük. Eninde sonunda gerçekleşir bir gezegende. Dünyayı evrendeki diğer gezegenlerden ayıracak bir şey göremiyorum. Ne bilimsel olarak, ne de mistik sebeplerle...

Ayrıca... Canlı dediğimiz şey bakteri de olabilir, bizim taş çağı adını verdiğimiz çağ gibi bir çağ geçiren amatör canlı toplulukları da olabilir... Kriterleri, yaşamları ve vücutları çok farklı. Neden ki biz canlıların olup olmadığını anlamak için yaptığımız deneyleri dünyada yapıyoruz? Onların bize ulaşabilecek kapasitede gelişmiş oldukları kanısına varmamız sebebi nedir ayrıca? Ben öyle uzaylılar daire biçiminde aygıtlarla dünyaya geleceklerine ve öyle yeşil renge sahip bilimkurgu filmlerindeki gibi görünüşleri olduğuna inanmıyorum açıkçası. Bildiğim kadarıyla uzaylıların olduğunu tam olarak kanıtlayan bir belge, hiç bir resmi kuruluş veya güvenilir bir kaynak tarafından insanlara duyurulmadı. Şuanki teknolojimiz, diğer uzay canlılarının bize ulaşması haricinde onların varlığını kabul etmemize veya reddetmemize olanak sağlamıyor. Bekleyip göreceğiz sadece. Bunları konuşmak için çok erken..
Dedigin gibi evren cok buyuk ve bunun yani sira zamanlamada cok onemli.
Soyle dusunmekte fayda var. Evren 13.7 milyar yasinda deniyor. Bu zaman zarfi icinde bize yakin mesafede yasamis ve coktan olmus belkide binlerce milyonlarca medeniyet oldu ama biz yetisemedik.