Dünya'da ve Türkiye'deki çalışmalar, roketler, sondalar, uzay mekiği, uzay ajansları, programlar..
Dünya Dışı Yaşam, SETI projesi...
#1091
Çok değerli bir bilim adamı , eminim bir çoğunuz biliyorsunuz .

Son zamanlarda daha önceden çok dikkat etmeden göz gezdirdiğim kitaplarını okuyorum şu günlerde .

* Karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı
* Kozmos
* Kozmik bağlantı
* Milyarlarca milyarlarca

"Karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı" ve "milyarlarca milyarlarca" isimli kitaplarında şu anda karşı karşıya olduğumuz bir çok safsata , yanlış inanış ve yorumlamalar , ekosistemin bozulması , çevre kirliliği , teknolojinin çok hızlı gelişmesiyle o hıza yetişemeyen insanlık ve astronomları en çok mutsuz eden ufo ( uzaylı sorunsalı ) ve astrolojiye yönelik çok güzel açıklamaları , antitezleri ve bilimsel çözümlemeleri mevcut .

Bence ufolarla ilgili forumda konuşulmadan önce hatta sadece ufolar gibi " popüler " konularla alakalı değil bütün konular ve başlıklar için geçerli bu , herkes en azından bir kere " Karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı" ' nı okumalı ...

Bilmeyenler için de vikipedi'den alıntıladığım biyografisini koyuyorum .

Herkese boş inanışlardan uzak , aydınlık ve ışık dolu bir gelecek dileğiyle...

_____________________________________________________________

Doktor Carl Edward Sagan, (9 Kasım 1934 – 20 Aralık 1996)

ABD'li astronom, astrobiyolog. Bilimin popülerleşmesi için yaptığı çalışmalarla da tanınır. Astrobiyolojinin öncülerindendir ve Dünya Dışı Akıllı Varlık Araştırması'nın (SETI) ilerlemesinde büyük katkıları olmuştur. Popüler bilim kitaplarıyla ve yazımında yer alıp sunduğu ödüllü televizyon dizisi Cosmos-Kozmos ile dünya çapında tanınmıştır. Ayrıca, 1997 yılında aynı adla beyaz perdeye aktarılan Contact-Temas romanının yazarıdır. Çalışmalarında her zaman bilimsel yöntemi savunmuştur.


Eğitimi ve bilimsel geçmişi


Carl Sagan, Brooklyn'de doğdu. Ailesi Musevi'ydi. Babası Sam Sagan terzi, annesi Rache Molly Gruber ev kadınıydı. Sagan, Chicago Üniversitesi'nden 1955'te mezun oldu. 1956'da fizik üzerine mastır derecesi aldı, 1960'ta astronomi ve astrofizik üzerine doktora yaptı. Üniversite öğrenciliği süresince genetik bilimci H. J. Muller'in laboratuvarında çalıştı.

1960'ların başında, bilim adamlarının elinde Venüs gezegeninin yüzeyinin temel özellikleri hakkında bile kesin veriler yoktu. Olasılıkları içeren bir rapor hazırladı. Kendi görüşü gezegenin kuru ve sıcak olduğu yönündeydi. Konuk katılımcı olarak, Caltech Jet İtki Laboratuvarı'ndaki Venüs'e yapılacak Mariner görevlerine, tasarım ve düzenleme alanında katkıda bulundu. 1962'deki Mariner 2 görevinin başarıyla gerçekleştirilmesinin ardından, gezegen hakkındaki görüşleri, elde edilen veriler ile doğrulanmıştır.

Sagan, 1968'de Cornell Üniversitesi'ne geçmesine kadar, Harvard Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1971'de Cornell Üniversitesi'nde profesör oldu ve bir laboratuvarın başına geldi. Güneş Sistemi'nin keşfi için çalışan pek çok insansız uzay görevini yönetti. Görev sonrası Güneş Sistemi'ni terkedecek olan uzay sondalarının üzerine, dünya dışı akıllı uygarlıkların bulması halinde anlayabileceği evrensel ve değişmez bir mesaj koyma fikrini ortaya attı. Bu şekilde gönderilen ilk mesaj, Pioneer 10 sondasının üzerine yerleştirilmiş olan ve üzerinde evrensel olarak anlaşılabilir şekiller bulunan, altından bir plakadır. Bu konudaki çalışmalarını Pioneer 10'dan sonra da geliştirmeye devam etti. Geliştirilmesine yardım ettiği en detaylı ve üzerinde en çok çalışılmış mesaj, Voyager Altın Kaydı'dır. Bu kayıt, Voyager uzay sondaları üzerine yerleştirilmiştir.


Bilimsel başarıları


Sagan, Satürn'ün uydusu Titan ve Jüpiter'in uydusu Europa'nın okyanuslara (Europa için sözkonusu olan yüzeyin altındaki okyanuslardır.) sahip olabileceği hipotezini ilk ortaya atanlardandır. Bu hipotez beraberinde, Europa'daki sıvı okyanusların yaşam için potansiyel bir habitat oluşturabileceği önermesini de getirmektedir. Europa'nın yüzey altı okyanusları daha sonra Galileo uydusu tarafından dolaylı yollarla kanıtlanmıştır.

Jüpiter'in atmosferinin, Mars'taki mevsimsel değişimlerin ve Satürn'ün uydusu Titan'ın anlaşılmasına yardım etmiştir. Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır. Ayrıca Venüs'te yaşamın karşısındaki en büyük tehdit olan küresel ısınmanın, Dünya'da da her an şiddeti artan bir tehlike içeridiğini farketmiştir. Mars'taki mevsimsel değişikliklerin, diğerlerinin söylediği gibi bitki örtüsünün değişmesi ile değil, rüzgârla savrulan tozlarla ilgili olduğunu ileri sürmüştür.


Bilimsel Savı


Carl Sagan, Dünya dışında akıllı yaşamın araştırılmasından yanaydı. Bilim dünyasını, Dünya dışı akıllı yaşam formlarından gelen sinyalleri dinlemek için büyük radyo-teleskopları kullanmaya sevk etmiştir. Diğer gezegenlere sondalar gönderilmesi gerektiğini savunmuştur. Carl Sagan, 12 yıl boyunca Icarus dergisinin editörlüğünü yapmıştır. Planetary Society´nin kurucularındandır. Ayrıca Sagan, SETI Enstitüsü'nün yönetim kurulu üyesiydi.

Carl Sagan, büyük çaptaki bir nükleer savaşın, nükleer kış denilen iklimsel değişikliklere sebep olması tehdidine karşı bir bildirinin altına da imzasını atmıştır. Kuveyt'te Saddam Hüseyin'in askerleri tarafından kurulmuş olan tüten petrol ateşlerinin, oluşturdukları kara bulutlarla, ekolojik bir felakete yol açabileceğini öne sürmüştür. Emekli atmosfer fizikçisi Fred Singer, Sagan'ın bu önermesini saçma bulduğunu belirtmiş, bu dumanların birkaç gün içinde dağılacağını söyleyerek reddetmiştir. Sagan, Karanlık Bir Dünya'da Bilimin Mum Işığı adıyla yayımlanan kitabında, bilimsel bir önermenin hiçbir zaman kesin olmadığına örnek olarak, yaptığı hataların (Kuvety ile ilgili önermesi de dahil) bir listesine yer vermiştir.

Ayrıca, Ay yüzeyinde bir bomba patlatmayı amaçlayan, Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen Project A119 adlı bir projede araştırmacı olarak bulunmuştur.


Toplumsal endişeleri


Drake denklemi, birçok Dünya dışı uygarlığın var olduğunu öngörür. Ancak, onların varlığına dair bilimsel kanıtların yokluğu sebebiyle (bkz. Fermi paradoksu), teknolojik uygarlıkların kendilerini yok etme olasılıklarının diğerlerine göre daha yüksek olduğunu söyler. Bu, Carl Sagan'ı insanlığın kendi kendini yok etme senaryolarını araştırmaya ve bunu insanlara duyurmaya itmiştir.

Carl Sagan'ın politik kişiliği, nükleer silasızlanma döneminde nükleer silah mevkilerinde sivil itaatsizlik etkinliklerinde bulunan romancı Ann Druyan ile evlenmesinin ardından daha fazla su yüzüne çıkmıştır. Amerikan başkanı Reagan'ın "Star Wars" programı olarak da bilinen Stratejik Savunma İnisiyatifi'ne karşı olduğunu belirtmiştir. Bunun mükemmel olacağını fakat teknik olarak imkânsız olduğunu, maliyetinin çok yüksek olacağını, aynı zamanda Soğuk Savaş döneminin nükleer silahsızlanma anlaşmalarıyla ters düşeceğini söylemiştir.

Sagan'ın düşüncelerini ifade etme kabiliyeti, pek çok insanın evreni daha iyi anlamasını sağlamıştır.






http://www.carlsagan.com/

http://tr.wikipedia.org/wiki/Carl_Sagan
Kullanıcı avatarı
gönderen Ersin Zorlu
#1957
Keyifle okudum... :)
Paylasimin icin tesekkurler...
gönderen Uğur Şahin
#5261
Çok güzel bir kitap herkesin okuması gerektiğine inanıyorum...
gönderen Mustafa Özkan
#8626
Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı adlı eseri okumadan önce de kitapta savunulan konuları destekliyordum, okuduktan sonra da düşüncelerimin iyi bir şekilde kaliteli bir bilim adamı tarafından kapıda döküldüğünü gördüm. Çevremde sahte bilime inanan birçok insan var ve Sagan'ında bahsettiği gibi onlara bunun gerçek olmadığını söylemek çok zor. Bunun ötesinde küresel ısınma gibi daha geniş çapta sorunlarımız var. Saga'ında bahsettiği gibi eğitimde bilime ve kuşkuculuğa önem vermeliyiz ancak bu biraz zor görünüyor; sadece Türkiye'de değil dünyada.
Kullanıcı avatarı
gönderen emre yılmaz
#9227
contact kitabı harikaydı. ilk olarak filmini izlemiştim. judie foster başroldeydi:) izledikçe hala tüğlerim kabarıyor. sagan gökbilim için bi mihenk taşı..
gönderen Burak A. Dogu
#9235
Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı adlı eser daha ziyade körü körüne bir takım inaçlara sahip insanlara ithafen kaleme alındığı için bir noktadan sonra insanı (en azından beni) ne yazık ki sıkıyor. Ancak, pragmatizmle yoğrulmş beyinlerin dikkatle, satır satır okuması gereken bir eserdir.

Kitaptaki en beğendiğim ifadelerden biri; virsüler varken dünya dışı yaşamı uzayda aramaya çalışmamak gerektiğine ilişkin esprili yaklaşımdır.
Kullanıcı avatarı
gönderen Salih Dinçer
#9240
Acaba yazarın kitaplarını okumuş arkadaşlar ara sıra çeşitli kısımları alıntı yaparak paylaşabilir mi? Henüz kitaplarını almadım ama seçim yapmama yardımcı olabilirseniz; özellikle Burak'ın yaptığı gibi okuyucu yorumlarınızı eksik etmezseniz çok sevinirim.
gönderen vedat ak
#11117
ufo konusu bence safsata değildir.
asıl safsata ufo ya safsata demektir.

In December 2006, CNES announced that it would publish its UFO archive online by late January or mid-February. Most of the 6,000 reports have been filed by the public and airline professionals. Jacques Arnould, an official for the French Space Agency, said that the data had accumulated over a 30 year period and that they were often reported to the Gendarmerie.

In the last 2 decades of the 20th century, France was the only country with officially paid UFO investigators, employed by CNES's UFO section GEPAN, later known as SEPRA and now as GEIPAN.


On Thursday, March 22, 2007, CNES released its UFO files to the public through its website. The 100,000 pages of witness testimony, photographs, film footage and audiotapes are an accumulation of over than 1,600 sightings since 1954 and will include all future UFO reports obtained by the agency, through its GEIPAN unit.

------------------------------------------------------------------------------
cnes in dökümanlarının oldugu bölüm ama fransızca

http://www.cnes-geipan.fr/geipan/documentation.html
------------------------------------------------------------------------------

bugüne dek anlaşılamayan 2 olay linki

http://www.cnes.fr/web/5872-calling-scientists.php

raporları mevcut. araştırmayı yapanlar sonuçları vs orada var.


But there does remain a small percentage (4-5%) where SEPRA has been unable to offer an explanation, given the state of present understanding. The enquiries in these rare cases have confirmed the physical reality of certain phenomena which have been impossible to analyse. The Trans-en-Provence affair in 1981 (an oval shaped phenomenon which moved silently in the air and which left traces on the ground, including important biological changes), and the case of the Air France AF-3532 flight on 28 January 1994 (where something seen by the crew was correlated to an radar observation) are two examples of unsolved enquiries.


------------------------------------
gepanın istatistikleri
6,000 eyewitness reports



Since 1977, Gepan and then Sepra have collected close to 6,000 reports from eyewitnesses, mostly on the ground but about 6% who observed phenomena from aircraft.
Once reported events have been grouped into observation cases, about 28% remain unexplained after investigation and analysis.

http://www.cnes.fr/web/5039-a-history-o ... t-cnes.php



ufo konusu safsata değildir.
evet her gün tonla ihbar oluyor cnesede oldu.
ilk %20 si ssdece bilgisayar başında uydu koordinatları veya uçak rotalarına bakılarak çözüldü.kalan %80 araştırıldı.
bazıları bulundu bazılarıda bulunamadı.

yani günümüz teknolojilerinin çözemediği fenomenler dünyada oldu ve oluyor.

gepan ın yaptığı sadece spekulasyona girmemek.

fenomen oluyor,
gepan araştırıyor
çözüp çözemediğini söylüyor
çözdüyse sebebini açıklıyor
çözemediyse günümüz teknolojisi bunu anlamaya müsait değildir diyor ve sonuç bildirmiyor.

her ihbar balondu göktaşıydı diye açıklanıyor diye sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
en basit olarak fransızların %28 çözemediği vaka var.
&4-5 lik bir bölümde ise fiziksel izler olmasına ve her türlü testten geçmesine rağmen çözülemeyen vaka var

işin özeti dünyada olan bazı olayları maksimum teknoloji çözemiyor ama bunu ufo diye nitelendirmiyor o kadar. tarafsız kalıyor.

herşey sanıldığı gibi güllük gülistanlık değil anlayacağınız. dünya denen gezegen fenomenlerle dolu.
bunu araştıranda devlet kurumları var.

Mİ55 de bunlardan biri.

http://www.bltresearch.com/xrd.html
buda bir tarla vakasının baştan aşağı laboratuvar ortamında yapılan çözümlemesi.

buda sonuç cümlesi
Our present knowledge provides no explanation for these results.

testleri yapan profesorler ve bilimadamlarının isim listeside orada mevcut

işin özeti ufo resmen kabul edilmemiş olsada
dünya üzerinde günümüz teknolojisinin çözemediği, ve bunu itiraf ettiği çok fazla olay vardır.
çözülemeyen olaylar dünyada tonla varken, ufo konusunada safsata demek bence yanlıştır.

basitce şunu söylemeliyim
ufo=undefined flying objects. yani tanımlanamayan uçan cisim

elimizdeki belge (linkini verdim) %28 günümüz teknolojisiyle anlaşılamayan uçan cisim vakası

cisim gerçekmi? evet gerçek çünkü araştırılmış hatta bizzat şahit olunmuş (1994 air france vakası)

o zaman %28 tanımlanamayan dünya teknolojisine ait olmayan uçan cisim vakası gerçekleşmişmi?

evet

o zaman buna safsata gözüylemi bakılmalı yoksa daha araştırılmalımı?
(gerçi araştırılmış olabilecek en yüksek düzeyde ve zaten çözümü bulunamamış)

o zaman bahsettiğiniz bilimsel şüphecilik nerede?
var olan olguya rağmen safsata denip köşeye atılması? işte asıl karanlık budur. araştırılmadan çözülemeden safsata etiketi yapıştırılıyor.

o zaman şöyle soru gelir insana..
madem safsata , bu olayların bilimsel açıklaması nedir?
En son vedat ak tarafından 01 Şub 2008, 13:20 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
gönderen vedat ak
#11119
ayrıca şu basit 2 haberi eklemek isterim

http://www.milliyet.com.tr/2007/09/27/yasam/yas08.html

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=204249

Antartika buzullarının altındaki karanlık ve soğuk sular ile okyanusun derin sularında, 150'si balık türü olmak üzere, daha önce bilinmeyen toplam 500 tip canlı keşfedildi.


insanoğlu bencildir.
yaşadığı dünyayı bilmez
ama evren hakkında durmadan konuşur. var olan izleri görmezden gelir. bilim çözemesede bilimsel olarak sonucu budur der.

insanoğlu gariptir.
gönderen Hasan Emre Alptekin
#11129
vedat ak yazdı:ufo konusu bence safsata değildir.
asıl safsata ufo ya safsata demektir.

o zaman şöyle soru gelir insana..
madem safsata , bu olayların bilimsel açıklaması nedir?
Safsata ulan bunlara uzaylı denmesi olabilir.Bir çok insanın aynı anda şahit olduğu ışıkların bilimsel açıklamaları arasında yanılma ve gök olayları var.

Bu yıldırım plazması meselesini araştırırken bulmuştum, ufo olarak adlandırılması ile ilgili bir makale.
DoC.Dr. Mikdat KADIOGLU
ÝTU Meteoroloji MUhendisliGi BOlUmU OGretim Uyesi

BIR DUNYA ISIGI; UFO VS. DEGIL!

DUnya atmosferinde gOrUlen ve dUnya kaynaklI olan, fakat tanInamayan ISIklar "dUnya ISIklarI" (earth lights) olarak adlandIrIlIr. Bu ISIklar,genellikle "yIldIrIm toplarI" (ball lightning) ve "deprem ISIklarI"(earthquake lights) ile iliSkilidir. Fakat, bu dUnya ISIklarInIn gOrUlebilmesi iCin mutlaka bir elektrik fIrtInasI veya depremin oluSmasI da Sart deGildir.

Cok eski zamanlardan beri bu tUr ISIklar atmosferde ve her yerde gOrUlmektedir. Eski Hindistan ve Cin'de bu tUr ISIklarIn gOrUldUGU yerlere tapInaklar yapIlmIStIr. Japonlar bu tUr ISIklara "samurailerin ruhu" demek olan "hito dama" demektedir. Japon banknotlarInda da Ýmporator Hirohito bir yIldIrIm topu iCinde gOsterilmiStir. BatIlI Ulkelerde bu tUr ISIklar eskiden "define ISIklarI" ve "dUSman savaS uCaGI" Seklinde adlandIrIlIrdI. GUnUmUzde ise bu tUr ISIklara artIk UFO denmektedir.
http://listweb.bilkent.edu.tr/kadin/1999/Oct/0026.html

Yanılma ile ilgili bir örnekte Tahir abinin başka bir konuda söylediği
"bize doğru veya aynı yönde seyreden uçak bize göre durağan gözükecek"
Bir yandan bu ufo meselesinin ticaret bakımından rant haline getirildiğinide biliyoruz.Kasıtlı olarak bir çok sahte kanıt oluşturuluyor.
gönderen vedat ak
#11139
Hasan Emre Alptekin yazdı:
Safsata olan bunlara uzaylı denmesi olabilir.Bir çok insanın aynı anda şahit olduğu ışıkların bilimsel açıklamaları arasında yanılma ve gök olayları var.
bende zaten bilimsel olarak açıklanamayan olayları verdim.
safsata dediğim açıklanamayan olaya safsata denmesi.
yoksa bende burada en az 250 tane fake ufo videosu koyarım.

ama dikkat edersen verdiğim linkler bilimadamlarıının açıklayamadıkları ve bunu günümüz teknolojisiyle açıklayamıyoruz dedikleri olaylardır.

işte bu noktada olaya safsata gözüyle bakılmamalı çok daha derin araştırılmalı. neticede havada uçan ve bilimin anlayamadığı cisimlerin kayıtları mevcut.

bu uzay gemiside olabilir başka bir şeyde olabilir.
tek bilinen uçan cismin var olduğu ve ne olduğunun bilinemediği

ayrıca fransız hükümetinin 50 senelik araştırma laboratuvar çalışmaları ve belgelerden ne tür bir rant kazanacağı ayrı bir soru işareti.
tıpkı ingilizler gibi.

profesorun dediğine katılıyorum.
her ışık ufo sanılıyor.
ama zaten yazdığım gibi bunlar ilk etapta masadan bile kalkılmadan çözülen olaylar.

asıl ilgi çekici olan zaten çözülemeyenler

benim temel olarak karşı oldugum görüş, her türlü teste ve araştırmaya tabi tutulup ne olduğu bilimsel ve teknolojik olarak anlaşılamayan olaylara safsata denmesi zaten.
gönderen ozan zor
#18784
evet bende bunun filmini izlemiştim filmi harika olmuştu ancak kitabını okumak nasip olmadı
gönderen ahmetuyar
#24981
kitapta ilginç bir bölüm var, sagan her gün kendisine gelen mesaj ve fakslardan bıkmıştır. bu mesajlarda ki binlerce insan kendilerinin uzaylılarla düzenli olarak görüştüklerini yada kaçırıldıklarını iddia etmektedir.
ve gerekirse bunu ispatlayabileceklerini söylemektedirler. sagan bu sorunu kökten çözmek için "uzaylılarla görüşen insanlara" birer denklem sorar. ve bu denklemi uzaylıların cevaplamalarını istemektedir. herhalde çok ileri bir teknolojiye sahip olan uzaylılar biz dünyayı cehenneme çeviren kafasız insanlardan daha ileri bir entellektüel seviyede olmaları gerekir. fakat şu ana kadar bu denklemi çözebilen hiç bir uzaylıya rastlamamıştır.
gönderen tayfun uçar
#25000
Benzer bir şey düşünürüm. İddia edildiği gibi Amerikalılar meşhur 51. bölgelerinde uzaylılar tutuyor veya uzay teknolojisinden yararlanıyor olsalardı, bir uzaylının daha ilkokulda öğrenmiş olacağı :) maddenin yapısı sorunlarını çoktan aşmış olurlardı da bugün CERN'lerde falan HİGGS parçacığı peşinde onca zahmetle koşturmazdık :)