Astrofizik, Kuantum Fiziği, Kuantum Mekaniği, Kozmoloji (Evrenbilim).
gönderen edwinhubble
#120540
Evrende milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki gökcisimlerinden çıkan ışıklar bize ulaşıncaya kadar geçen sürede o gökcisminin yok olma olasılığı var. Peki bu ışığın kaynağından çıkıp sonra uzay boşluğunda kaynaksız bir şekilde başka bir enerjiye dönüşünceye kadar kaynaksız olarak ilerliyor mu?
Kullanıcı avatarı
gönderen Ögetay Kayalı
#120559
Nasıl topu fırlattığınızda, siz konumunuzu değiştirseniz de top yoluna devam ediyorsa, fotonlar da aynı şekilde devam ediyor. Kaynaktan tamamen bağımsız hareket ederler, yalnızca kaynaktan salındıkları zamanın bilgisini taşırlar.
Kullanıcı avatarı
gönderen Muammer Dalkilic
#120564
Bu konuda benim de bir sorum var sevgili Ögetay.
Isigin bu kadar hizli gitmesinin ,daha dogrusu isigin hizinin sebebi nedir acaba ? Ilk hizindan dolayimi,hafifliginden dolayimi...? Neden baska bir cisim isigin hizina yaklasamiyor bile ?
Kullanıcı avatarı
gönderen Ögetay Kayalı
#120568
Öncelikle ışığın bu hızda olması ile, bir cismin ışık hızına ulaşmasının farklı olduğunu kabul etmemiz gerek. Bizim bahsettiğimiz cisimler, doğrudan parçacık özelliği gösterir. Fakat fotonlar aynı zamanda dalgadırlar. Bir parçacığı ivmelendirerek bir hıza ulaştırırsınız, foton ise doğrudan o hızla hareket eder. Parçacığın momentumu onun kütlesi ve hızıyla ilişkiliyken, fotonun momentumu onun frekansı ile ilişkilidir. Yani doğaları tamamen farklı. Bu yüzden sıradan bir parçacık için düşündüğümüz ivmelenme kavramı, fotonlarda geçerli değil. Bu yüzden klasik algımıza göre garip geliyor. Ama birinde geçerli soruyu diğerinde sormak, fiziken anlamsız olabiliyor.

Işık hızının sabitliği ve değeri, Maxwell denklemlerinden görülebiliyor. Aslında ışık hızı önemli bir değer. Çünkü salt bir zaman ya da uzunluk kavramı yok. Bu nicelikler gözlemciden gözlemciye değişebilirken, ışık hızı baktığınız sistemden bağımsız bir şekilde hep sabit. Özel göreliliği ortaya koyan şey de zaten bu.

Özel görelilik, "hızlar" ile ilgilenir. Yani eylemsiz referans sistemlerinde geçerlidir, ivme söz konusu değildir. İvme dahil olduğunda, genel görelilik başlar. Özel göreliliğin ima ettiği şey, günümüzdeki gibi yaptığımız hız toplamlarının gerçek olmadığıdır. Karşılıklı iki aracın, birbirine göre hızları toplanarak belirlenmez. Farklı bir formülasyonu vardır. Fakat gündelik hızlarımızda bu formülasyon gereği aradaki fark o kadar azdır ki, sanki toplanıyormuş gibi algılarız. Bu yüzden ışık hızına yakın hızlara ulaştığınızda, sürekli ona yaklaşırsınız, fakat asla geçemezsiniz. Zaten teorik olarak geçtiğinizi varsayıp denklemi çözerseniz, kompleks sayılar ortaya çıkar ki bunlar fiziksel bir anlam ifade etmez. Dolayısıyla teori o noktada çöker. Fakat açıkça denklemlerden anlayabiliyoruz ki, bir parçacığı ışık hızına yaklaştırdıkça, bir birim daha hız arttırmak için vermemiz gereken enerji üstel olarak artmakta. Bu yüzden hiçbir şekilde o noktaya ulaştıramıyoruz. (Şurada örnekleriyle açıkladım: http://rasyonalist.org/ozel-gorelilik-g ... ma-durumu/)

Fakat insanlar bunu duyunca üzülüyor, ne yani ışık hızını aşamayacak mıyız diyorlar. Aslında burada kaçırılan bir nokta var. Gündelik zaman kavramımız, yol bölü hızdan oluşuyor. Gel gelelim ışık hızına yakın hızlarda zaman ve yol değişiyor. Dolayısıyla çok kısa sürelerde devasa mesafeler kat edebiliyorsunuz. Tek problem, dışarıdaki biri için gerçekten uzun zaman geçiyor olması. Yani arkanızda bırakacağınız birileri yoksa, ışık hızına yakın hızlarla yıldızlarası yolculuk yapabilirsiniz, hem de çok az yaşlanarak. O yüzden bunu bir limit olarak görmemek gerek.
gönderen edwinhubble
#120575
Verdiğin cevap için teşekkürler Ayrıca düz ip gibi düşünürsek ki eğer ipin her noktası tek bir yerden gözleme göre farklı zamanları yaşıyor diyebilir miyiz?
Kullanıcı avatarı
gönderen Timur Öner
#120576
Ögetay sana bir sorum olacak.

Diyelim ki 300.000 km uzağımızda bir gama ışık patlaması oluştu. Biz hareketsiz isek bu ışığın bize 1 saniyede ulaşması gerekiyor. Bir de olabildiğince hızlı bir biçimde patlama olduğu anda ters yöne doğru hareket edelim. Benim anladığım kadar ışığın, ne kadar hızlı kaçarsak kaçalım yine bize 1 saniyede ulaşması gerekiyor. Diğer türlü ışığın bağıl hızı c'den az çıkıyor çünkü. Mantığımda bir hata var mı?
Kullanıcı avatarı
gönderen Ögetay Kayalı
#120586
Timur Öner yazdı:Ögetay sana bir sorum olacak.

Diyelim ki 300.000 km uzağımızda bir gama ışık patlaması oluştu. Biz hareketsiz isek bu ışığın bize 1 saniyede ulaşması gerekiyor. Bir de olabildiğince hızlı bir biçimde patlama olduğu anda ters yöne doğru hareket edelim. Benim anladığım kadar ışığın, ne kadar hızlı kaçarsak kaçalım yine bize 1 saniyede ulaşması gerekiyor. Diğer türlü ışığın bağıl hızı c'den az çıkıyor çünkü. Mantığımda bir hata var mı?
Merhaba Timur,

Bahsettiğin olayda gerçekleşen şey kırmızıya kaymadır. Bunu şu örnekle anlamak belki daha kolay:

Çok uzak gökadaların, bizden uzaklaşıyor olduklarını biliyoruz. Bunun ölçütünü, dikine hızlarından elde ediyoruz, yani kırmızıya kaymalarından. Normalde gökadanın tayfını aldığımızda görmemiz gereken tüm salma ve soğurma çizgileri, belirli bir miktar ötelenmiş oluyor. Bu ötelenmenin sebebi; ışık, kaynaktan bize ulaşana kadar aradaki evrenin genişlemesinden, dolayısıyla ışığın enerjisini kaybetmesinden kaynaklanıyor. Yani evet, uzak gökadalar daha kırmızı görünür aynı zamanda.

Şimdi zaman ile ilgili olayı simüle edelim. Işık, çok uzaktaki bir kaynaktan yola çıksın. Aramızdaki mesafe D kadar ise, bize D/c sürede ulaşır. Fakat bu esnada, aradaki evren genişlediğinden, ışığın alacağı yol miktarı D'den fazla olur. Dolayısıyla t'den fazla bir sürede bize ulaşır. Fakat ışık bize ulaştığı o anda, yine hızını c olarak ölçeriz. Bu noktada t'den fazla olması gerektiğini ışığın hızının sabit kalması koşulunda gerçekleştiğine dikkatini çekmek isterim. Örnekte evrenin genişlemesi üzerinden yola çıktım, çünkü bu da her ne kadar aynı olmasa da, bizim kaynaktan belirli bir hızda uzaklaştığımız anlamına geliyor. Yani temelde aynı şeyler ve evet, hangi referans sisteminde olursanız olun, ışığın hızını c olarak ölçmek durumundasınız. Çünkü zaman ve uzunluk, salt kavramlar değil. Biz bunları belirli standartlar oluşturarak tanımlıyoruz. Fakat ışık hızı salt bir kavram ve değişim göstermiyor. Bu yüzden iyi bir referans noktasıdır.

Yukarıda verdiğim örnekten yola çıkarak görünen evrenin neden 90 milyar ışık yılı çapa sahip olduğunu da anlayabilirsiniz. Eğer ışık 1 milyar ışık yılı uzaklıktan şu anda yola çıkarsa, genişlemeyen bir evrende bize ulaşması 1 milyar yıl sürerdi ve kaynak yine 1 milyar ışık yılı ötede olurdu. Fakat genişleyen bir evrende, ışığın bize ulaşması çok daha uzun sürüyor ve bu esnada kaynak da, ölçtüğümüzden çok daha uzakta olmuş oluyor. Bu yüzden evren için 13.72 milyar yıl yaşında desek de, görünür evrenin çapının 90 milyar ışık yılı olduğunu biliyoruz.
Kullanıcı avatarı
gönderen Ögetay Kayalı
#120597
Yardımcı olduğuna sevindim :) Önceden buralarda böyle çok tartışma dönerdi. Bugün bu bilgi birikimine gelmemde büyük katkıları olmuştur, bu yüzden bu görev benim için bir borç. Hele ki şu son zamanlarda bilime olan ihtiyacımız artmışken, bundan da ötesi. Keşke daha fazla soru sorulsa, tartışsak, hep birlikte bir şeyler öğrensek. Artık yabancı platformları takip etmek zorunda kalıyorum. Mecburen tartışarak öğrenmek zorundayız ve pek fazla bilim tartışılan bir ortamımız kaldı. Umarım bu durum zamanla düzelir.
Kullanıcı avatarı
gönderen Timur Öner
#120604
Ögetay Kayalı yazdı:
Timur Öner yazdı:Ögetay sana bir sorum olacak.

Diyelim ki 300.000 km uzağımızda bir gama ışık patlaması oluştu. Biz hareketsiz isek bu ışığın bize 1 saniyede ulaşması gerekiyor. Bir de olabildiğince hızlı bir biçimde patlama olduğu anda ters yöne doğru hareket edelim. Benim anladığım kadar ışığın, ne kadar hızlı kaçarsak kaçalım yine bize 1 saniyede ulaşması gerekiyor. Diğer türlü ışığın bağıl hızı c'den az çıkıyor çünkü. Mantığımda bir hata var mı?
Merhaba Timur,

Bahsettiğin olayda gerçekleşen şey kırmızıya kaymadır. Bunu şu örnekle anlamak belki daha kolay:

Çok uzak gökadaların, bizden uzaklaşıyor olduklarını biliyoruz. Bunun ölçütünü, dikine hızlarından elde ediyoruz, yani kırmızıya kaymalarından. Normalde gökadanın tayfını aldığımızda görmemiz gereken tüm salma ve soğurma çizgileri, belirli bir miktar ötelenmiş oluyor. Bu ötelenmenin sebebi; ışık, kaynaktan bize ulaşana kadar aradaki evrenin genişlemesinden, dolayısıyla ışığın enerjisini kaybetmesinden kaynaklanıyor. Yani evet, uzak gökadalar daha kırmızı görünür aynı zamanda.

Şimdi zaman ile ilgili olayı simüle edelim. Işık, çok uzaktaki bir kaynaktan yola çıksın. Aramızdaki mesafe D kadar ise, bize D/c sürede ulaşır. Fakat bu esnada, aradaki evren genişlediğinden, ışığın alacağı yol miktarı D'den fazla olur. Dolayısıyla t'den fazla bir sürede bize ulaşır. Fakat ışık bize ulaştığı o anda, yine hızını c olarak ölçeriz. Bu noktada t'den fazla olması gerektiğini ışığın hızının sabit kalması koşulunda gerçekleştiğine dikkatini çekmek isterim. Örnekte evrenin genişlemesi üzerinden yola çıktım, çünkü bu da her ne kadar aynı olmasa da, bizim kaynaktan belirli bir hızda uzaklaştığımız anlamına geliyor. Yani temelde aynı şeyler ve evet, hangi referans sisteminde olursanız olun, ışığın hızını c olarak ölçmek durumundasınız. Çünkü zaman ve uzunluk, salt kavramlar değil. Biz bunları belirli standartlar oluşturarak tanımlıyoruz. Fakat ışık hızı salt bir kavram ve değişim göstermiyor. Bu yüzden iyi bir referans noktasıdır.

Yukarıda verdiğim örnekten yola çıkarak görünen evrenin neden 90 milyar ışık yılı çapa sahip olduğunu da anlayabilirsiniz. Eğer ışık 1 milyar ışık yılı uzaklıktan şu anda yola çıkarsa, genişlemeyen bir evrende bize ulaşması 1 milyar yıl sürerdi ve kaynak yine 1 milyar ışık yılı ötede olurdu. Fakat genişleyen bir evrende, ışığın bize ulaşması çok daha uzun sürüyor ve bu esnada kaynak da, ölçtüğümüzden çok daha uzakta olmuş oluyor. Bu yüzden evren için 13.72 milyar yıl yaşında desek de, görünür evrenin çapının 90 milyar ışık yılı olduğunu biliyoruz.
Güzel cevabın için teşekkür ederim Ögetay. Sanırım ışığın hızının sabitliği ve evranin genişlemesi zaman ve uzayın ayrılamaz iki parça olduğunu kanıtlıyor.
Kullanıcı avatarı
gönderen Ögetay Kayalı
#120605
Evet, Timur. Olay basitçe burada başlıyor zaten. Çözümleri yaparken uzayı (x,y,z) gibi üç boyutlu fiziksel boyutlarla tanımlamak yerine buna ek olarak zamanı ekleyerek (x,y,z,t) olarak tanımlıyoruz. Bunun üzerinden yaptığımız metrik tanımları da ışık hızı (c)'yi barındırıyor. Zaten genel görelilik, özel göreliliğin genelleştirilmiş halidir basitçe. Problem ise, kuantum mekaniği ile genel göreliliği birleştirmeye çalıştığımızda başlıyor. Buna zaman problemi diyoruz. Bu konuda BilimFili'nde şöyle bir yazı var: https://bilimfili.com/kuantum-kutlecekimin-zaman/
Kendimizi Tanıtalım

teşekkür ederim... HEY GİDİ ESKİ GÜN[…]

It is the graphic designing software for Windows P[…]